'Dünyanın bin bir türlü hali var' denir. Nedir o haller? İnsana, yönetene, zamana-zemine- olaylara, felsefelere, ideolojilere, yahut toptan söyleyeyim toplumlara göre oluşan hallerdir. Kimi insanın fıtratında vardır, kimi yönetimlerin, kimi konjonktürel oluşum, değişim ve gelişimlerin eseridir. Özellikle yayından kaldırılan 'MANİKİ DÜNYA'lık' hallerdir. İnanın bana dünyanın bunların hiçbirinden haberi yoktur. Sorun insandadır. Sosyal bir varlık olan insan, toplu yaşamak zorundadır. Dünya'nın dili, dini, ırkı, milliyeti, vatanı, ülkesi farklı farklı coğrafyalardan oluşur. Komşularımız vardır; yakındır bize. Uzak ülkeler vardır; komşu değilizdir ama, yine de onların bize bizim de onlara ihtiyacımız vardır. Şimdi günümüze bakalım, bir YALAN DÜNYA'dayız.
***
Kimimiz yalan dünya senden bezdim der; ama ölmeyi de istemez. Ne var ki; dünyada insan ihtiyaçlarını karşılayacak kaynaklar kıttır. İktisat ilmi, bu kaynakları yönetme sanatıdır. Günümüzde YENİDÜNYA DÜZENİ (globalleşme- küreselleşme- emperyalizm, kapitalizm, sosyalizm) denen sistemler, ne yazık ki, acımasızlığını 21. yüzyıla da taşıdı.
***
Bir çok alim, şair, ulema yalan dünya ile ilgili sözler söylemiş, bu dünyaya sınav için geldiğimizi, bu dünyanın geçici ahretin ise ebedi yurt olduğunu söylemiştir.' Hiçbir şeyin önemi yok şu hayatta sağlık olsun, bir de gönül dolusu huzur, gerisi yalan dünya.'der Cahit Zarifoğlu. Dünya nasıl olursa olsun siz önce kendi dünyanızı yaşayın. Üç günlük dünyada ne yaşadığın değil nasıl yaşadığındır asıl olan. Bilemezsin şu yalan dünyada kim dost kim düşman. Bazen tuttuğun eldir, seni arkandan vuran. Sen yolcu bu yalan dünya ise bir Han'dır.
***
Her şeyden önce hayat gelip geçici... Bizler gelip geçiciyiz. Bu dünyada hoş bir seda bırakmışsak ne ala... Sonuç olarak bu dünya bize emanet gelip geçiciyiz bir dalı kırmayalım, bir ağaca dikkat edelim, bir böceği bir yılanı öldürdüğün zaman başımıza geleni siz düşünün denilirdi. Bunlarla büyüdük biz. Savaşlar, ekonomik krizler, kıtlıklar, deprem gibi doğal afetler ve salgın hastalıklar insanların en zor zamanlarıdır. Onun içindir ki yaşanan her zorluk gerek bireylerde gerekse toplumlarda derin izler bırakır. Ama bazen de zor zamanlar iyileştiricidir. İnsanları, toplumları, kitleleri kendine getirir. Zor zamanları kendi avantajına çevirip, yaşananlardan ders çıkarmayı öğrenebiliriz.
***
Yapılması gereken zor zamanlarda ayağa kalkıp dirilmek, yaşam sevincini ve aklın sesini dinleyerek korkularla yüzleşmek hayatın kontrolünü ele almaktır. Akıllı devletler, toplumlarda öyledir. Sorumluluk alınmadığı sürece hiçbir şeyin düzelmesi mümkün olmayacaktır. Bu durum yalnız bizler için değil bütün dünya ülkeleri için de böyledir.