Aslında Sivas maçı Başkent ekibi için hayati önem taşıyordu. Bu karşılaşmayla birlikte oynadığı 5 maçtan sadece Fenerbahçe ile evinde oynayabildi. Kalan 4’ünü yani Kasımpaşa, Adana Demirspor (Eryaman stadının hazır olmadığı için TFF tarafından İstanbul’a alındı) ve F. Karagümrük ile Sivas mücadelelerini deplasmanda yaptı.
Ankaragücü, Sivas’a geldiğinde, 2 beraberlik ve 2 mağlubiyetle topladığı 2 puanla puan cetvelinin 17’nci sırasında yer alıyordu. Bunun yanı sıra 3 önemli direkt 11 oyuncusu Gikiewicz, Ali Sow ve Mert Çetin’in sakatlıkları ise Tolunay hocanın elini kolunu bağlamıştı. Bu futbolcuların açığını Bahadır, Rijad Bajic ve Matej Hanousek ile doldurmaya çalıştı. Bir de Renaldo Cephas’ın yerine son transfer Garry Rodriguez’i tercih etti.
Maçın zorluk derecesini artıran bir başka faktör ise Sivas’ın her dönemde Ankaragücü’ne ters gelmesiydi.
Takımının gücünü pres artı geçiş oyunundan aldığını belirten Tolunay Kafkas’ın Sivas’ta bu düşüncesini uygulatmada pek başarılı olamadı. Daha doğrusu Sivasspor’un çiçeği burnunda hocası Servet Çetin’in, aynı taktikle maça başladığı ve futbolcularının onun düşüncesini daha iyi sahaya yansıttığı için ters tepti.
Henüz 18’inci dakikada orta alanda presle kapılan topu Yunus Emre, Saiz’a aktarınca Bahadır’ın çabası golü önlemeye yetmedi. Ama bu gol, Başkent ekibini kendine getirdi ve sarı-laciverti futbolcular rakip ceza alanına girmeye ve hocalarının oyun kurgusunu sahada göstermeye başladılar. Yani bir anlamda da ‘Tolunay Kafkas’ın fendi, Servet Çetin’i yendi’olayı gerçekleşti.
Matej Hanousek’in sert şutunda Ali Şaşal’ın tehlikeyi korner ile önlemesi nir nevi golün habercisi oldu. Nitekim 5 dakika sonra da yine Çek futbolcunun ortasına, 1.72’lik Morutan’ın müthiş kafa vuruşuyla gelen beraberlik, takıma moralle birlikte özgüven de kazandırdı.
Eğer Ankaragücü ilk yarıda soyunma odasına bu sonuçla girdiyse bunu kaleci Bahadır Güngör’ün Emrah Başsan ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda ayağıyla yaptığı müthiş kurtarışına borçlu. Bence bu sarı-lacivertliler açısından maçın dönüm noktasıydı. İkinci yarıda aynı başarıyı sürdüren Bahadır’ın yaptığı 3 müthiş kurtarış da ona ‘maçın yıldızı’ olmasını getirdi.
Bitime 30 dakika kala ikinci sarı karttan oyun dışı kalan Sivaslı N’Jie maçın kırılma anına imzasını basarken, Ankaragücü’nün galibiyetinde de etkin bir rol oynamış oldu.
Bir de onca etkisizliğine rağmen Rijad Bajic’in maç boyunca sahada kalmasına bir anlam veremedim doğrusu. Hocanın işine karışmak haddimize değil ama sanki rakip takım 10 kişi kaldığı anda, çok süratli bir Renaldo Cephas’ın daha çok katkı sağlayacağı düşüncesine kapıldım. Nitekim uzatmalarda bir kaçırdığı, bir de attığı gollük pozisyonlar, benim haklılığımı bir nebze olsun gösterdi. Son bir düşüncem de yönetimin ocak ayını beklemeden, Tolunay Hocanın da çok istediği, çabuk ve oyunu geriden kurabilme özelliklerini taşıyan bir stoper için kolları şimdiden sıvası gerekliliğidir. Böyle bir transferin savunmada çekilen sıkıntıları azaltacağına inancım da tamdır. Sonuçta Sivas deplasman galibiyeti; Ankaragücü’nü ayağa kaldırıp, özgüven yüklerken, Tolunay Hocanın takımdaki ömrü konusunda oluşturulmaya çalışılan kötü düşüncelere de şimdilik bir nokta koydu.
GENÇLER HAKEM KURBANI
Gençlerbirliği lige iyi başladı… 3 galibiyet ve 1 beraberlikle topladığı 10 puanla zirvede yer alırken daha 5’inci haftada Eyüp ile karşılaşması da doğrusu çok zamansız oldu.
Daha takımın oturması, aksayan yönlerini düzeltmesi için zamana ihtiyacı varken, transferde milyonları hovardaca harcayan, süper ligin yıllanmış yıldızlarını da transfer eden, Arda Turan gibi hala futbolculuk dönemindeki ününün ekmeğini yiyen bir teknik direktörün çalıştırdığı takım doğrusu fazla geldi.
Nitekim bunun meyvelerini de hakem ekibinin tüm takdir haklarını Eyüpspor lehine kullanmalarıyla topladı. Maç 2-1 devam ederken Gençlerbirliği’nin nizami golünü ‘top dışarı çıktı’ diye iptal ederek maçın gidişatını değiştiren hakem ve VAR ekibinin vicdanları acaba rahat mı?
Ancak bütün bunlar, kırmızı-siyahlıların savunmada yaptıkları basit hataları mazur görmemize engel olmamalı. Sinan Kaloğlu’nun bu sorunun giderilmesi için acil çözümler üretmesi gerekli. Yoksa Bandırma deplasmanının dönüşü de hüzünlü olabilir.