Önceki yazımızda Türkiye'nin son NATO zirvesinde kendisine önerilen Kabil Havalimanını koruma görevi konusunda bazı şartlar ileri sürdüğünü belirtmiş, bu şartların ABD yayın organlarında 'kabul edilmesi güç' koşullar olarak değerlendirildiği bilgisini vermiştik...

Bu yayın organlarından biri olan Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, 'iyi haber alan' kaynaklara dayandırdığı bir haberinde Türkiye'nin Kabil Havalimanını koruma görevini kabul etme karşılığında ABD'nin de S-400 füze savunma sistemini elinde tutma ve kullanmasına olanak tanıyacak bir anlaşmayı kabul etmesi koşulunu öne sürdüğünü öne sürmüştü...

Gazete, haberin devamında, Türkiye'nin öne sürdüğü koşulların kabul edilmemesi halinde havalimanından ve Afganistan'dan askerlerini çekme tehdidinde bulunduğunu ve bunun da ABD'nin çekilme planı açısından kilit bir önem taşıdığını yazmıştı.

***

Türk askerlerinin yaklaşık 20 yıldır ABD ve NATO güçleriyle işbirliği halinde Afganistan ve Kabil havalimanında bulunması sebebiyle ülkenin koşullarının Türkiye'deki yönetim tarafından çok iyi bilindiğine kuşku yoktur...

Bu da Yönetimin Suriye, Libya ve Irak'taki tutumunun tersine Afganistan'da görev alma konusunda neden tereddütlü davrandığını açıklamaktadır...

Çünkü Afganistan'daki Taliban isyancılarının silahlı direnişi karşısında Rusya (Sovyetler Birliği) ve ABD gibi 'iki süper devlet' bile başarılı olamamıştır.

***

Ancak Türkiye'deki yönetimin kendisine önerilen bu görevi 'kategorik olarak' reddetme şansı da bulunmamaktadır...

Çünkü ülke, İkinci Dünya Savaşından bu yana 'Batı Bloku'nun ve onun askeri örgütü NATO'nun bir parçasıdır...

Özellikle de içinde bulunduğumuz dönemde Biden yönetimi, bu öneriyle ABD ile ilişkileri yeniden eski haline getirmek isteyen Türkiye'yi adeta bir teste tabi tutmaktadır.

***

WSJ'deki haber başka bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmamıştır; ancak, Türkiye'deki yönetimin ABD'nin S-400 hava savunma sistemini devreden çıkarma ısrarı karşısında halen direndiği bir gerçektir...

S-400 meselesinin bu kadar önem taşımasının nedeni, bu olayın onlarca yıldır tümüyle Batı savunma sistemine bağımlı kalmış Türkiye'nin savunma alanında yeni arayışlar içine girmesinin bir göstergesi olmasıdır...

Bu tutum, ABD ve NATO'nun Biden yönetimi döneminde uygulamaya koyduğu Rusya'yı NATO aracılığıyla 'çevreleme' operasyonu ile çelişmektedir.

***

Dolayısıyla Afganistan görevi söz konusu olduğunda Türkiye 'iki arada bir derede kalmış' durumdadır...

Rusya, Çin ve İran gibi ABD'nin 'düşman' kabul ettiği ülkeler hem Türkiye hem de Afganistan'da iktidara yürüyen Taliban örgütüyle iyi ilişkiler geliştirmektedir...

Türkiye'nin Afganistan'da ABD'nin geride bıraktığı boşluğu NATO adına doldurma görevini üstlenmesi son dönemde yürüttüğü 'denge politikası'nı bir kenara atarak yeniden 'soğuk savaş' dönemindeki politikalara dönmesi anlamına gelmektedir; ki bu da sözü edilen dönemde geliştirilen Astana süreci ve Çin ile iyi ilişkiler kurma politikasının getirdiği kazançların yok edilmesi tehlikesini doğurmaktadır.

***

Bu kazançlar esas olarak 'ekonomik kazançlar'dır...

Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarının su yüzüne vurduğu bir dönemde piyasaları vuran korona salgını ve tarım sektörünü vuran kuraklık nedeniyle Türkiye, bu kazançları elinin tersiyle itemez...

Bunu yaptığı takdirde siyasal ve ekonomik açıdan tamamen ABD'nin yörüngesine girmek ve onun çıkarlarını kendi çıkarlarının önüne çıkarmak zorunda kalır... Zaten ABD'nin Türkiye'yi Rusya, Çin ve İran gibi ekonomik partnerlerinden ayırmaya yönelik baskılarının amacı da budur.

***

Yazımızın başlığında 'Afganistan, yalnızca Afganistan değildir' dememizin nedeni de budur...

Türkiye'nin Afganistan konusunda yapacağı tercihler ve izleyeceği politikalar, yalnızca bu ülke ile ilişkilerini değil Avrasya'nın hemen tüm ülkeleriyle ilişkilerini etkileyecektir...

ABD, önümüzdeki dönemde Rusya'yı çevrelerken Türkiye'yi Rusya (ve Çin'e) karşı yönelmiş bir mızrak gibi kullanmayı planlamaktadır... Türkiye'nin Afganistan konusunda belirleyeceği tutum, bu planın kaderini de belirleyecektir.

(Devam edecek)