İki gün süren sempozyumun açılışı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun tarafından yapılırken Afet İletişiminde Yerel Medyanın Fonksiyonu oturumunu ise Prof. Dr. Zakir Avşar yönetti. Sempozyumun açılış konuşmasını Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun yaptı. Panelin son gününde ise ‘Afet İletişiminde Yerel Medyanın Fonksiyonu’ oturumu yapıldı. Panele Anadolu Yayıncılar Derneği Başkanı Zeki Akbıyık, Gaziantep Telgraf Medyanın sahibi Mehmet Levent Özkurt, Yeni Malatya Gazetesi’nden İskender Yılmaz, Adıyaman Halkın Sesi Gazetesi’nden Nazire Hanım Fırat konuşmacı olarak katıldı. Panelin oturumunu ise Prof. Dr. Zakir Avşar yönetti.

“YEREL BASIN GÜCÜNÜ KAYBETMEDİ”

Anadolu Yayıncılar Derneği Başkan Vekili Zeki Akbıyık Elazığ’da çok sayıda deprem yaşadıklarını belirterek hem afetzede hem gazeteci olduklarına değindi.  Deprem olduğu andan itibaren vatandaşı bilgilendirmeye çalıştıklarını söyleyen Akbıyık, yalan bilginin önüne geçmek için hareket ettiklerine dikkat çekti: “Düşünün insanlar ailelerini arıyor siz yayın yapıyorsunuz. Deprem sonrası vatandaşı korkuya, endişeye sevk etmeden doğru bilgilendirmeye çalıştık. Çünkü yalan bilgi de çok fazla dolaşabiliyor.”  

“HER İLİN TV KANALI OLMASI LAZIM”

Yerel medyanın önemine vurgu yapan Akbıyık ünlü deprem profesörü Naci Görür’ün Elazığlı olduğunu hatırlatarak Elazığ depremine her zaman dikkat çektiğini ifade etti. Kendisinin sayesinde yerel medyada yapı stoğunun güçlendirilmesi, doğru yerlere inşaat yapılası yönünde çok sayıda haber yaptıklarını ifade etti. Bu vesileyle Elazığ’da yıkılan binanın az olduğunu dile getirdi. Akbıyık konuşmasında şunları söyledi: “2000 yılından itibaren belediye başkanları bu işe odaklandı ve yerel medyada bilgilendirici yayınlar yaptı. Yerel medya gücünü kaybetmedi. Deprem bittikten sonra insanlar bilgi almak ya da sıkıntılarını anlatmak istiyor. O süreçte medya onların eli ayağı oluyor. Her ilde yerel TV olması gerektiğine inanıyorum. 37 ilde bildiğim kadarıyla var. Daha da artması lazım.”

“DEZENFORMASYON MERKEZİNİN ELİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ LAZIM”

“Güçlü kalemler er ya da geç kalıcı olacaktır” “Güçlü kalemler er ya da geç kalıcı olacaktır”

Gaziantep Telgraf Medya’nın sahibi Mehmet Levent Özkurt depremden yapı ve denetim anlamında ders alındığını ifade etti. Yerel yöneticilerinin çoğunun imar konusunda titiz davrandıklarını dile getirdi. Zemin ve dört kat uyarısının dikkate alındığını belirtti. Özkurt ayrıca dezenformasyon anlamında da ders alınması gerektiğine vurgu yaptı. Dezenformasyon merkezinin elinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti: “Dezerformasyon merkezinin elinin güçlendirilmesi gerekiyor. Sosyal medyada özellikle gazetecilikte tıklanmayla ilgili yeni bir dönem başladı. Sosyal ağlarda bu anlamda bilgi kirliliği çok fazla. Bunun önüne geçilmesi lazım. Gazetecilik artık cep telefonlarına sığdırıldı. Basın ilan Kurumunda ciddi bir çalışma yapıldı. İnsanların okuma oranlarına göre bir sistem geliştirildi.”

“SOSYAL MEDYA HABERLERİ TEYİDE MUHTAÇ”

Yeni Malatya Gazetesi kernekhaber.com’dan İskender Yılmaz depremde yaşadıklarını anlatarak söze başladı. Sarsıntı sırasında yürümekte zorlandıklarını söyleyen Yılmaz bitmeyen bir sarsıntıyla karşılaştıklarını ifade etti. Yılmaz konuşmasında yerel medyanın sorumluklarını dile getirdi. Sosyal medyaya hızla yayılan bilgilerin teyide muhtaç olduğunu belirterek o süreçte yaşadıklarını aktardı: “Kızılay kan bankasının yıkıldığı haberleri sosyal medyada çıkınca ben hemen gidip baktım. Kızılay Kan Bankası’nda herhangi bir şey yoktu. Biz geleneksel medyadan gelen, sahada çalışan insanlarız, teyit etmeden haber yapmayız.”  Yılmaz, Büyükşehir belediyesinin deprem sonrası otobüslerini sahaya çıkararak aracı olmayan vatandaşlara yer açtığını, sosyal tesislerinde yer verdiğini belirtti. Elâzığ’daki fırınlardan Malatya’ya ekmek gönderildiğini belirterek Türk halkının yardım severliğine vurgu yaptı.  

“BABAMIN YADİGARI MESLEĞİ DEVAM ETTİRİYORUM”

Adıyaman Halkın Sesi Gazetesi’nden Nazire Hanım Fırat ise depremde gazeteci babası Zübeyir Pektaş’ı, annesi ve iki kardeşini kaybettiğini gözyaşları içinde anlattı. Babasının yadigarı mesleği devralan Fırat, ailesinin yaşadığı yere bir gün sonra ulaşabildiğini dile getirdi.  Yerel basından gazetecilerin hayatını kaybetmesi ya da ekipmanlarının zarar görmesi sonrasında bilgi akışı olmadığını, bu nedenle depremin sadece Adıyaman’da olduğunu zannettiklerini ifade etti. Genç gazeteci depremde yaşadıklarını şöyle aktardı: “Annemlerin enkazına ertesi sabah gidebildim. Gittiğimde Adıyaman’ı tanıyamadım. Saat kulesinden tanıyabildim evimizi. ‘Pektaş apartmanı hangi site?’ diye sorduğumda ‘Şu an ayağınızla bastığınız yer’ dendi diyerek gözyaşlarını tutamadı.” 2020’de babasının yaptığı ‘Kentsel Dönüşüme Başlayalım’ paylaşımını hatırlatarak sözlerini bitirdi.

Kaynak: Nursel DİLEK MANAVBAŞI