Ankara Kalesi, başkentin en önemli tarihi mekânlarından biri olarak her gün yüzlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. Kaleye çıkan dar ve dik sokakları aşarak Hisar Kapısı’na ulaşan ziyaretçiler, çoğu zaman kapı üzerindeki saat kulesini fark etmeden geçip gidiyor. Ancak yaklaşık 140 yıldır Ankara’nın değişimine tanıklık eden yapı, kent hafızasında önemli bir yer tutuyor.

Kulenin arka cephesinde yer alan kitabeye göre yapı, II. Abdülhamid döneminde Ankara Valisi Sırrı Paşa’nın öncülüğünde ve Hacı Süleyman Efendi’nin gözetiminde inşa edilmiş.

Yapımı 1885 yılında tamamlanan kule bu yönüyle, Osmanlı’nın taşra kentlerinde modernleşme sürecinin izlerini taşıyan örneklerden biri.

Kulenin üçüncü katında yer alan çanın ise 1884 yılında Strazburg’da üretilmiş olması, dönemin Avrupa ile kurduğu teknik ve kültürel bağları yansıtıyor.

Kulenin arka bölümü ise günümüzde bir kafenin teras kısmında yer alıyor.

1 METRE ÇAPINDAKİ SAAT KADRANI DİKKAT ÇEKİYOR
Tuğla ve ahşap malzemelerle yapılan kule, gövdesini çevreleyen bir silme ile iki bölüme ayrılıyor. Alt bölümde kuzeye bakan giriş kapısı ile güneybatı ve güneydoğu yönlerinde pencereler bulunuyor. Üst bölümde ise güneye bakan yaklaşık 1 metre çapındaki saat kadranı yer alıyor.

Üç katlı yapı; zemin katta kapı ve pencereler, orta katta saat mekanizması ve üst bölümde çan ile tamamlanıyor. Burç üzerine inşa edilmesi nedeniyle kule, diğer saat kulelerine göre daha kısa bir yapıya sahip.

2025'TE SON GÖRÜNÜMÜNÜ KAZANDI
Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen “Sokak Sağlıklaştırma ve Çevre Düzenleme Projesi” kapsamında Ankara Kalesi’nde kapsamlı bir çalışma gerçekleştirildi. 19 Aralık 2025’te tamamlanan proje ile İç Kale’de 3 etap halinde aralarında saat kulesinin de yer aldığı toplam 240 yapı, tarihi dokusu korunarak bugünkü görünümüne kavuştu.





