Ne yazık ki cinnet haberlerinin artık normalleştiği ülkemizde ev sahibi ve kiracılar arasındaki gerilim öyle bir boyuta ulaştı ki bu konu hakkında bir haber gördüğümüzde “Bir tane daha olmuş.” tepkisinin ötesine geçemez olduk. Neredeyse her gün birbirlerini bıçaklayan, şiddetin gündemden düşmediği bir yöne doğru evrilen süreç aslında müdahale etmenin tam zamanı olduğunun en büyük kanıtıdır.

Kiradan gelir etmek dünyanın her yerinde olan bir uygulama ancak kiradan tüm geçimini sağlama eğilimini ben hiçbir yerde ülkemizde olduğu gibi görmedim. Üstelik aynı apartmanda bile öylesine büyük uçurumlar var ki bu akıl alır bir şey değil. Eski kiracı aynı daireye dört bin TL civarında öderken yeni taşınmış birine yirmi bin TL’ye kiralanan evlerden bahsediyorum. Tam olarak nasıl bir akıl tutulması sürecinden geçiyoruz?

Ev sahibinin açısından bakınca diğer komşusunun en az üç katı daha fazlaya kiraya verdiği evine bakıp bunun adaletsizliğinden yakınıp olumsuz duygulara kapıldığını görüyoruz. Kiracı tarafından baktığımızda ise, bir şeyler yiyip içmeye de parası kalmalı değil mi? İki tarafı da birbirine kırdıran kontrolsüz piyasanın ta kendisidir.

Yeni mezun ve hayatını kurmaya çalışan milyonlarca gençten biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki uygun kiralık evler toplumsal dönüşüm ve ilerleme için hayati bir damardır. Örneğin kırsaldan kente eğitim amaçlı göç eden bir genç için oldukça kilit bit rol oynar. Ev fiyatları yüzünden kaç öğrenci üniversitelerden kabul aldıkları halde gidemediler haberiniz var mı? Çok. ÇOK!

Eskiden bir konunun tek bir mağdur kesimi olduğunda farkındalık uyandırmak için yazılıp çizilirdi ancak şimdi herkesin mağdur olduğu konularda bir şeyler yapılması için haykırıyoruz. Sesimizi duyduğunuzu biliyoruz çünkü bu bir kesimin değil herkesin sesi.

Bunun yanı sıra Türkiye’de 1+1 evlerin yaygın olmaması da benim dikkatimi çeken bir başka unsur. Bekar evi, öğrenci evi algısına sahip olan bu tip evler bağımsızlığını kazanmak isteyen gençler için inanılmaz bir işlev görür. Küçük ancak kendi hayatını deneyimleyebileceği bir başlangıca sahip olması hakkını gençlerden çalıyorsunuz. Artık aile evinden evlenmeden de çıkılabileceği ve hatta çıkılmasının zaruri olduğu gerçeğini görmelisiniz. Amacınız sorumsuz bir nesil yetiştirmekse bu yolda devam ediniz ancak özellikle Z kuşağının sizlerin yönlendirmeleriyle uzaktan yakından alakası olmadığını kavramışsınızdır diye düşünüyorum...