Çocukların sevgilisi, anne-babalara rahat bir soluk aldıran iyilik perisiydi.

O sevimli haliyle ekranda göründüğü zaman minikler televizyonun önünde pür dikkat kesilir, anlatacağı masalı merakla beklerdi.

Uyumamakta direnen afacanlar bile, masalın bitiminde yatağın yolunu tutar, böylece günün yorgunluğunu atma fırsatı bulan anne-babalar da derin bir ''ohhh'' çekerdi.

Türk sinema ve tiyatrosunun unutulmaz ismi Adile Naşit'ten söz ediyoruz tabii ki…

Namı diğer ''Masalcı Teyze''den…

80'li yıllarda TRT ekranlarından evlere konuk olan, anlattığı masallarla miniklerin gönlünde taht kuran Adile Naşit'ten…

Işıklarda uyusun…

Ne çok dua almıştır…

Bir de büyüklere masallar var…

Onun amacı da uyutmaya yönelik…

Anlatanlar genellikle politikacılardan oluşuyor…

Anlatılanlar ise ''uyutulmak istenen'' yetişkinler…

Öyle perili, cadılı, prensli, prensesli değil

Uçuk-kaçık masallar bunlar…

Vaatlerle dolu…

Hem de ne vaatler…

Bolluk, bereket, zenginlik, gamsız, kedersiz keyifli bir yaşam...

Kimileri doymuş masallara…

Dinlemiyor bile…

Aç midenin, boş vaatle dolmayacağını yaşayarak anlamış çoktan…

Kimileri hala dinlemede…

Ya gerçekleşirse düşüncesinde…

Kim bilir kaç kişi ''belki'' diye bekledi yıllarca…

Sonunda göçüp gitti vaatlerin ''masaldan ibaret olduğunu'' anlayamadan.

Ebedi uykuya daldı…

Şimdilerde yine vaatler uçuşuyor bir o yana, bir bu yana…

Kimileri duymuyor, duymak bile istemiyor…

Kimilerinin kulağı ise kirişte…

Pür dikkat dinliyor…

Ama, sanki sayıları azalmış gibi…

Seçim havası esmeye başlayınca merak daha da artıyor…

Azaldı mı, arttı mı?

Yoksa aynı seviyelerde mi?

Soru, sandıkta yanıt bulacak…

Bekleyip görmek lazım.