Önceki yazımızda Pelosi'nin Tayvan'ı ziyaretinin Kissinger'ın 1971 yılında Çin'i ziyaretiyle başlamış olan bir süreci tersine çevirmeyi amaçladığını söylemiştik...

1970'li yıllarda ABD, Asya'nın iki dev ülkesini birbirinden ayırma ve bunlardan biriyle diğerine karşı işbirliği yapma stratejisini başarıyla yürütmüş, bu sayede Vietnam savaşından sonra yitirdiği inisiyatifi yeniden ele geçirebilmişti...

Bu strateji, Çin'i ABD'nin en büyük partneri haline getirirken, Sovyetler Birliği zaman içinde Çin pazarını yitirmiş, bu kayıp onun siyasal ve ekonomik alanda güç kaybetmesi ve sonunda dağılmasına neden olmuştu.

***

Peki, Pelosi'nin Kissinger'ın Çin'i ziyaretiyle başlamış olan bu süreci Tayvan ziyaretiyle tersine çevirme girişimi başarılı olabilir mi?..

Anadolu'da 'Çatal kazık batmaz' diye bir söz vardır...

Rahmetli Süleyman Demirel tarafından siyaset literatürüne de sokulan bu söz, 'hedefi geniş tutar, karşında birden fazla düşman yaratırsan enerjini böler, siyasette hedeflediğin amaca ulaşamazsın' anlamında kullanılmıştır.

***

Çin'in kurucu lideri Mao Zedung, bu gerçeği en iyibilenlerden biriydi ve felsefi yazılarında bunu 'baş çelişki', 'baş düşman' kavramları ile ifade etmişti. Esas amaç olan 'temel çelişki'nin çözümü ancak dolaylı yoldan yani 'baş çelişki'nin çözümünün açtığı yoldan gerçekleşebilirdi ...

Mao, hedef daraltma yöntemiyle 1920'li yılların sonlarında Çan Kay Şek'in başında bulunduğu Kuomintang hükümeti tarafından büyük bir şiddet dalgasıyla dağıtılmış olan komünist partisinin bir avuç taraftarını örgütleyerek kurduğu bir gerilla birliği ile yola çıkmış, adım adım ilerleyerek sonunda yaklaşık yirmi yıllık bir zaman dilimi içinde 1,5 milyar nüfuslu bir ülkenin yönetimini ele geçirebilmişti...

Günümüzdeki Çin yönetimi Mao'nun bu yöntemini benimsemiştir ve günümüzde halen uygulamaya devam etmektedir.

***

1970'li yıllarda ABD-Çin yakınlaşmasının mimarı olan eski ABD Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Kissinger da iyi bir stratejisttir ve o nedenle bu yakınlaşmayı sağlamak için gizli tutulan bir seyahatle Çin'e gidip Mao ile görüştüğünde Mao'nun felsefe ve strateji konusundaki ustalığına hayranlığını açıkça ifade etmiştir...

Bu yılın Mayıs ayında Financial Times dergisi muhabirinin kendisiyle yaptığı söyleşide Henry Kissinger, 1970'li yıllarda ABD Çin'e açıldığında, Rusya'nın baş düşman olduğunu belirterek, 'İki düşmanınız olduğunda, onlara tamamen eşit muamele etmenin akıllıca olmayacağını düşündük' demiş ve şunları söylemiştir:

'Eski Sovyetler Birliği Başkanı Leonid Brejnev, Çin ve ABD'nin bir araya gelebileceğini hayal bile edemezdi. Fakat tüm ideolojik düşmanlığına rağmen Mao, (ABD ile) görüşmelere başlamaya hazırdı.'

***

Kissinger hala Çin ile Rusya ittifakın kendisine kalıcı bir ilişki gibi görünmediğini söylemekte, ancak ABD'nin Ukrayna üzerinden Rusya ile çatışmaya girdikten sonra Çin'in düşmanlığını çekecek işler yapmasının Rusya'yı Çin'in ileri karakolu haline getirdiği düşüncesini savunmaktadır...

Bunun Rusya veya Çin'in Batı'nın yakın dostu olacağı anlamına gelmediğini belirten Kissinger, düşüncesini şöyle açmaktadır:

'Bu sadece, ortaya çıktıkça belirli sorunlara farklı bir yaklaşım benimseme seçeneğini açık bıraktığımız anlamına gelir. Önümüzdeki dönemde Rusya ve Çin'in bir araya gelmelerini engellemeliyiz'.

***

Çinli yöneticilerin ve 'yaşlı kurt' Kissinger'ın çok iyi bildiği, Biden ve Pelosi gibi yaşı sekseni aşmış ama siyasette ABD kongresindeki ayak oyunlarının ötesine geçememiş siyasetçilerin ise bir türlü öğrenemediği şey işte budur...

Pelosi, Çin'in tehditlerine rağmen Tayvan'a gittiği için kendini zafer kazanmış bir komutan gibi görebilir. Ancak Çin Devlet Başkanı Şi, politikayı ondan daha iyi bilmekte ve planlarını günlük 'medya zaferleri' kazanmak üzerine değil uzun vadeli çıkarlarını adım adım gerçekleştirmek üzerine kurmaktadır. O nedenle de Biden ve Pelosi'nin dayatmalarını asla kabul etmeyecek ve bu girişimi engellemek amacıyla son yıllarda Rusya ile yeniden kurmuş olduğu ittifakı önümüzdeki dönemde daha da güçlendirecektir...

Bu da ABD yönetiminin önümüzdeki dönemde elinde bir çatal kazıkla ortada kalacağını göstermektedir; tabii kazananın olmayacağı 'nükleer bir çılgınlık' yapmaya kalkmazlarsa!