ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin Tayvan'a yaptığı ziyaret bu haftanın en çok tartışılan konularından biriydi...
Çin'in ziyarete gösterdiği tepki görünüşte sembolik jestlerle sınırlı kaldı...
Ne var ki bu durum kimseyi yanıltmamalı, çünkü olay Çin ile ABD arasındaki iplerin kopmasına kadar gidecek ciddi bir tartışmayı başlatmış bulunmaktadır.
***
Bilindiği gibi, 1949 yılında Komünist Partisi'nin Çin yönetimini eline geçirmesinin ardından ABD, bu yönetimi değil de Tayvan'a sığınmış olan devrik diktatör Çan Kay Şek'in kurduğu hükümeti tanımaya devam etmiş, bu durum BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinden biri olan Çin'in koltuğunun Tayvan yönetimi tarafından gasp edilmesine neden olmuştu...
Böylece Çin'de yaşayan bir milyarın üzerinde bir nüfusu, yani o zamanki dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini temsil eden yönetim tecrit edilirken, ABD kuklası devrik bir diktatör, bu halkın temsilcisi olarak uluslararası kabul görmüştü...
İşin garip tarafı, Çin'i 'Taipei Hükümeti' adıyla temsil eden Çan Kay Şek yönetiminin yerleştiği Tayvan adası halkının bu konudaki fikrini soran da olmamıştı. Çan Kay Şek, aslında yaşadığı adanın işgalcisi durumundaydı... Ancak o yıllarda BM'de ABD'nin borusu ötüyordu ve Sovyetler Birliği, Hindistan gibi ülkelerin bu garip durumu sona erdirmeye yönelik başvuruları BM Genel Kurulunda ABD'nin denetimindeki ülkelerin oylarıyla devamlı reddediliyordu. Bunun en büyük nedeni, Çin'in hakkı olan koltuğu ele geçirmesi durumunda yalnız üye olmakla kalmayıp, BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesine tanınmış olan 'veto hakkı'nı da kullanabilecek olmasıydı.
***
ABD'nin Çin Halk Cumhuriyeti'ni muhatap almayarak uyguladığı tecrit politikası 1970'li yıllarda dünyada yaşanan değişimler sonunda sürdürülemez hale geldi...
O yıllarda Sovyetler Birliği ve Çin Halk Cumhuriyeti, Kruşçev ile Mao arasında başlayan ideolojik tartışma nedeniyle gerginlik yaşasalar da Vietnam, Kamboçya ve Laos başta olmak üzere dünyanın bir çok bölgesinde ABD işbirlikçisi rejimlere karşı yürütülen silahlı ayaklanmaları birlikte destekliyorlardı...
Bu destek sayesinde Vietnam'da savaş ABD ve işbirlikçi Güney Vietnam yönetiminin aleyhine dönmüştü. Bu durum, etkili Amerikan çevrelerinde 'domino teorisi' adı verilen bir teorinin ortaya atılmasına neden olmuştu. Bu teoriye göre, ABD'nin Vietnam'da yenilgiye uğraması Kamboçya ve Laos'taki ABD yanlısı yönetimlerin de çökmesine neden olacak, bunu dünyanın bir çok ülkesindeki işbirlikçi yönetimlerin 'domino taşları gibi' art arda devrilmesi izleyecekti.
***
ABD, bu 'tehlike' karşısında Çin ile Sovyetler Birliği arasındaki çelişkileri derinleştirmek ve mümkünse Sovyetler Birliği'nin etkisini sınırlamak amacıyla Çin'le yakınlaşma stratejisini geliştirdi...
Çin ile Sovyetler Birliği arasındaki tartışmalar başlangıçta ideolojik farklılıklardan kaynaklanıyor gibi görünüyordu. Ama işin içinde iki büyük devletin bölgedeki nüfuz alanlarını genişletme mücadelesi de vardı...
Güneydoğu Asya'da ABD yanlısı yönetimlerin devrilmesi ve ABD'nin bölgeden çekilmesi ihtimalinin doğması, kurulacak yeni sosyalist devletlerde hangi gücün etkili olacağı konusundaki çelişmeleri şiddetlendirmişti. ABD, bu durumdan yararlanabilir ve durumu yeniden kendi lehine çevirebilirdi. Nitekim, ABD'nin Vietnam'dan çekilmesinin ardından Vietnam Sovyetler Birliği'nin etkisi altına girerken Kamboçya Çin'e yakınlaşacak, bu durum Vietnam'daki sosyalist yönetimin Kamboçya'daki Çin yanlısı Pol Pot rejimini bir işgal hareketiyle devirmesine ve Çin ile Vietnam'ın (dolayısıyla Sovyetler Birliği'nin) savaşın eşiğine kadar gelmesine yol açacaktı.
***
1970'li yılların başlarında, ABD'nin Vietnam savaşını kaybedeceğinin anlaşılmasının hemen ardından, ABD Dışişleri Bakanı Kissinger Çin'e gizli bir ziyaret yaparak Mao ile görüştü. Böylece, ABD'nin o zamana kadar izlediği Çin yönetimini muhatap almama siyaseti terk edilmiş oldu...
Çin ve ABD ping pong milli takımlarının yaptığı ilk resmi maçın ardından başlatıldığı için 'ping pong diplomasisi' olarak adlandırılan bu girişim, kısa zamanda ABD'nin Çin ile resmi diplomatik ilişki kurmasıyla hız kazandı. Süreç, ticari ambargoların kaldırılmasıyla devam etti ve BM Güvenlik Konseyi'nde o zamana kadar 'Taipeh Hükümeti' tarafından işgal edilmiş olan koltuğun Çin Halk Cumhuriyeti'ne devredilmesiyle sonuçlandı...
Pelosi'nin Tayvan'ı ziyareti, Kissinger'ın Çin'i ziyaretiyle başlamış olan bu süreci tersine çevirmeyi amaçlamaktadır.
(Devam edecek)