Önceki yazılarımızda İkinci Dünya Savaşı sonrasında iki blok arasındaki soğuk savaşta ABD kampında yer almamızın ve NATO üyesi olmamızın ülkemize olumlu hiçbir katkısı olmadığını, aksine ne zaman ülkemizin çıkarına bir adım atsak ya ABD'nin ya da NATO'nun karşımıza çıktığını göstermeye çalıştık...

Bu durum yalnız bizim açımızdan geçerli olan bir şey değil...

ABD, NATO içindeki diğer 'ortakları' kendi politikasına alet olmadıkları zaman çeşitli biçimlerde engeller çıkararak onları 'yola getirmeye' çalışıyor. O nedenle, ABD'nin politikalarına alet olan Avrupa hükümetleri, son günlerde kendi halklarının gözünde itibar kaybederek birer birer iktidarı bırakmak zorunda kalıyor.

***

Bulgaristan'da 13 Aralık 2021'de güvenoyu alarak göreve başlayan Kiril Petkov hükümeti, ABD'den F-16 uçağı alımının yarattığı sorunlar nedeniyle geçen ay istifa etmek zorunda kaldı. İstifanın sebebi, F-16'ların üreticisi Lockheed Martin firmasının, parası peşin ödenmiş olan ve 2023 yılındra teslimi planlanan 8 uçağın teslimatını Kovid-19 salgınının üretimi sekteye uğrattığı gerekçesiyle 2025'e ertelemiş olmasıydı...

İstifa eden hükümetin koalisyon ortağı olan Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP) Milletvekili Rumen Geçev, paraları ödenen uçakların bir bölümünün halen gelmemiş olmasını eleştirerek, 'Stratejik NATO müttefikimiz (ABD) bizleri köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Bulgaristan halkının ödediği para uçup gitti, beklenen uçaklar ise hala uçup gelmedi.' dedi...

Muhalif 'Yeniden Doğuş' partisi lideri Kostadin Kostadinov da, ABD'nin Bulgaristan'a kendi politikasını dikte ettiğini belirterek, 'Ordumuz, NATO ittifakına katılmadan önce daha güçlüydü.' değerlendirmesini yaptı.

***

Kendi ulusal çıkarlarını ABD'ninkine feda eden hükümetlerin 'yaprak dökümü' misali bir bir dökülmelerinin son örneği, İtalya'da Atlantik siyasetlerinin temsilcisi olan Mario Draghi'nin koalisyon hükümetinin düşmesi oldu...

Koalisyonun büyük ortağı 5 Yıldız Hareketi, Ukrayna'ya silah yardımına muhalefet ederek güven oylamasından çekilince başbakan istifa etmek zorunda kaldı...

İtalyan L'antidiplomatico gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Fabrizio Verde, Draghi'nin başbakanlık dönemini 'felaket' olarak tanımlarken şunları yazdı:

'İtalya'nın toplumsal dokusunu küstah pandemi politikalarıyla bozdu, eşitsizlikleri arttırdı, çok uluslu şirketleri, büyük şirketleri ve finansal vurguncuları savunurken emekçilerin üzerine yürüdü. NATO ile ABD'nin savaş kışkırtıcısı siyasetlerine mutlak bağlılığın sonucu ise hızla artan enflasyon, keskin bir şekilde düşen ücretler, yoksulluğun katlanarak artması oldu.'

İstifa olayı medyada 'Putin'in zaferi' olarak değerlendirildi...

Draghi Hükümetinin Dışişleri Bakanı Di Mario da 'Ruslar şu anda bir başka Batı hükümetinin düşmesini sağladıkları için kutlamalara başlamışlardır.' dedi.

***

ABD'nin peşine takılarak Rusya'ya petrol ve gaz ambargosu uygulamasına katılan 'Batılı' devletler de 'ava giderken avlanan' acemi avcılar durumuna düşmüş bulunuyorlar. Örneğin, Rusya'yı gaz ambargosuyla köşeye sıkıştırmak isteyen Almanya, şimdilerde Rusya'nın Almanya'ya gönderdiği gazı kesmesi korkusuyla yaşıyor...

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Kanada'yla Kuzey Akım 1 türbininin iade edilmesine yönelik müzakereler sırasında Almanya'nın hala Rus doğalgazına bağımlı olduğunu belirterek, doğalgaz tedarikinin durması halinde halk ayaklanmalarıyla karşı karşıya kalmaktan korktuklarını söyledi...

Bilindiği gibi Kuzey Akım 1 türbini, tamir ve bakım işlemleri için gönderildiği Kanada'dan Almanya'ya, oradan da Rusya'ya gönderileceği sırada ambargo kapsamına alınmış, Rus doğal gaz şirketi Gazprom da, türbinin iade edilmemesi nedeniyle Kuzey Akım 1 hattının seviyesini normal seviyenin yüzde 40'ına kadar düşürmüştü. Ukrayna Başkanı Zelenski ise türbinin iade edilmesine tepki göstererek, 'Kanada bu türbini aslında Rusya'ya teslim etmiş oldu. Şimdi, Rusya'nın en hassas dönemde Avrupa'ya gaz tedarikini tamamen kesmeye çalışacağına şüphe yok' demişti.

(Devam edecek)