Millet İttifakı'nın seçim beyannamesi niteliğindeki 'Ortak Politikalar Mutabakat Metni' açıklandı...
Metin, Türkiye'nin temel sorunlarına köklü çözüm getirecek bir programdan çok 'parlamenter sisteme dönüş', ekonomik kurumların 'bağımsızlaştırılması' ve hukuk sisteminde açılan yaraların onarılmasına yönelik acil bir kurtarma planı niteliği taşıyor...
Zaten altı birbirine benzemez partinin kalıcı bir program hazırlaması mümkün olmadığı gibi gerçekçi de olmazdı!
***
Programın geneline baktığımızda şu saptamaları yapabiliriz:
Hazırlanan metinde parlamenter sistemin güçlendirilmesi, hukuk, adalet ve yargı, kamu yönetimi, şeffaflık, denetim ve yolsuzlukla mücadele ile ilgili maddeler, mevcut koşullar nedeniyle umutsuzluğa sürüklenmiş olan toplumun geniş kesimlerinin 'nefes alma' ihtiyacını bir ölçüde de olsa karşılayabilecek niteliktedir...
Ancak ülkemizde siyasi partilerin programlarında yer alan bu tür maddeler genelde kağıt üzerinde kaldığı için, farklı eğilimlerden oluşan Altılı İttifakın bu vaatleri yerine getirememe riskinin bir hayli fazla olduğunu söyleyebiliriz.
***
Ekonomi ile ilgili maddelere gelince...
Enflasyonun iki yıl içinde kalıcı olarak tek haneye düşürülmesi ve pahalılığın sonlandırılması gibi vaatler, ekonomide tasarrufu ve 'büyümeyi' değil 'kalkınma'yı amaçlayan bir program uygulanmadığı sürece gerçekleştirilemez...
Merkez Bankasına fiyat ve finansal istikrarı sağlama dışında sorumluluk yüklenmemesi, Banka üst yönetiminin kendi kanunu dışında görevden alınmaması gibi maddeler ise mevcut iktidarın kendi ekonomik anlayışlarını hayata geçirmek için Merkez Bankası yönetimine yaptığı müdahalelere karşı bir tepkidir.
***
Ancak bu tartışma sırasında gözden kaçan bir noktayı da vurgulamak gerekir...
Günümüz küresel ekonomik sisteminde her ülke kendi çıkarlarını korumak için Merkez Bankası politikalarını şu ya da bu şekilde yönlendirmektedir. Bu yapılmadığı takdirde küresel ekonomik sisteme kumanda eden bir avuç ülke ve onların yarattığı kurumlar, özellikle de Türkiye gibi finansal olarak bağımlı ülkelerde bankayı kendi kurallarına göre yönlendirebilir...
Burada eleştiri konusu olması gereken esas nokta, Merkez Bankası politikalarına empoze edilen ekonomik politikaların içeriğidir.
***
Ne var ki, Altılı İttifaktan böyle bir anlayışı savunmasını beklemek abesle iştigaldir; çünkü bugünkü ekonomik sıkıntıların temelinde yatan neo-liberal küresel politikaların uygulayıcısı olan Ali Babacan ve ekibi Altılı Masa'nın ekonomik politikalarının belirleyici unsuru olmaya devam etmektedir...
Buna karşılık MB rezervlerinin amaç dışı kullanılmaması, Varlık Fonu gibi denetim dışı ekonomik varlıkların kaldırılmasıyla bu fon içinde yer alan ekonomik kuruluşların denetlenebilir hale getirilmesi doğru önerilerdir...
'Kur Korumalı Mevduat'ta yeni hesap açılmaması, mevcut hesapların vadeleri sonunda kapatılması ve israfın önlenmesi türünden vaatler de bu kapsamda gerçekleştirilebilir.
***
Metinde 'zorunlu eğitim'in yeniden düzenlenmesi meselesinin ele alınması olumludur; ancak asıl önemli olan eğitimin içeriğinin geliştirilmesi ile tarikat ve cemaatlerin eğitim sistemine müdahalelerinin önlenmesidir...
YÖK'ün kaldırılması konusu da eğitim sisteminin genelinde bir değişime gidilmediği sürece fazla bir anlam taşımayacaktır...
Metnin bu bölümünde 'laik eğitim' kavramının kullanılmasından bile kaçınılması bu konuda fazla umut beslemeye yer olmadığını göstermektedir.
***
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılması, Tarım kanununda bugüne kadar öngörülmesine rağmen hiçbir şekilde uygulanmayan tarımsal desteklerin gayrisafi millî hasılanın yüzde 1'inden az olmayacak şekilde yükseltilmesi, Ziraat Bankası'nın tekrar çiftçinin bankası haline getirilmesi, üreticiden tüketiciye kadar pazarlama zincirinin kısaltılması -ki bu üretimden pazarlamaya kadar tarımsal üretici kooperatiflerinin desteklenmesi ve güçlendirilmesini gerektirmektedir- önemli vaatlerdir...
Küçük esnafın zincir marketler ve AVM'ler karşısında korunması, elektrik piyasası, doğalgaz piyasası, petrol piyasası gibi temel kanunlardaki rekabete aykırı imtiyazların ortadan kaldırılması da öyledir...
Ne var ki, hemen her iktidar değişimi sırasında muhalif partiler tarafından bu tür vaatler yapıldığı ancak o vaatleri yapan partilerin iktidara geldikten sonra bunları kısa zamanda rafa kaldırdığı da unutulmamalıdır.
(Devam edecek)