Euro bir yanda,

Dolar öte yanda…

İpi önde göğüslemek için amansız bir yarışa girmiş atletler gibi…

5-6 derken 8'leri 9'ları gördük.

Finiş çizgisi ne zaman görünecek belli değil.

Görünen şey ise daha da zorlu günlerin kapıda olduğu.

Düze ne zaman, nasıl çıkılacak belli değil.

Çıkıp, çıkamayacağımız da…

Zira söylenenler farklı, yaşanılanlar ise çok daha farklı…

Her kafadan bir ses çıkıyor…

Reçete üstüne reçete…

Gidişe bakılırsa ekonomiyi düzlüğe çıkaracak sihirli formüle epey uzak mesafedeyiz.

Umalım da vuslat kısa sürede gerçekleşsin.

Bekleyiş sürerken, bilmeyenler için yıllanmış bir fıkrayı aktaralım.

Ülkenin birinde ekonominin durumu pek de iyi değil…

Tehlike çanları susmak bilmiyor.

Sıkıntıdan hemen herkes nasibini almış.

Aktaracağımız hikayenin geçtiği kasabada da durum farksız.

Herkesin birbirine borcu var.

Ahali kara kara düşünürken, kasabanın oteline zengin bir turist geliyor.

Resepsiyon görevlisine 100 dolar bırakan turist, ''ancak kalacağım odayı görmem gerek. Beğenmezsem paramı geri alırım'' diyor. Ardından da bir otel görevlisinin eşliğinde odaya bakmaya gidiyor.

Bu arada, otel sahibi doları alır almaz, bitişikteki bakkala olan borcunu ödüyor. Bakkal da 100 doları alarak toptancıya olan borcunu kapatıyor. Toptancı da aldığı 100 dolarla nakliyeciye olan borcunu ödüyor. Nakliyeci de aldığı 100 dolarla koşar adım gidip otele olan borcunu kapatıyor.

O sırada, oteldeki incelemesini tamamlayan turist geri dönüyor ve kalması için gösterilen odayı beğenmediğini söyleyerek, daha önce vermiş olduğu 100 dolarını geri istiyor.

Parasını geri alan turist, yakınlardaki başka bir kasabada kalacak yer aramak üzere otelden ayrılıyor.

Sonuçta turistin ziyaretinden hiç para kazanan olmuyor. Ancak tüm kasaba esnafı borçlarından kurtuluyor. Olan, yalnızca odası boş kalan otelciye oluyor.

İlginç bir hikaye…

Kafa karıştırıyor,

''Acabaları'' da peşinden getiriyor…

Öyle değil mi?