Bir şarkısında 'Ben her bahar aşık olurum' der Sezen Aksu.
Bahar, aşk demektir çünkü.
Aşkla tutulmak demektir yaşama…
Güzelliklere…
Bahar, şarkılar ve şiirlerle gelir biraz da…
Orhan Veli'nin dizeleriyle gelir…
'Deli eder insanı bu dünya; / Bu gece, bu yıldızlar, bu koku, / Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç'.
Bahar sokaklara, ufka bakan pencerelerin de şenlenmesidir…
Pencereden sokakları, ufku seyretmenin güzelliğine doyum olmaz baharda…
Elbette, çarpık kentleşme nedeniyle pencerelerin 'perncere' özelliğini yitirdiği binalarda yaşıyor çoğu insan. Çoğumuz... Bunu bilerek yazıyorum bu tümceleri. Elbet bir gün, pencerelerin pencere olduğu binalardan oluşacak kentlerimiz düşüyle…
Ve baharla birlikte pencereyi anımsamamda da dizelerin payı var.
Ne der Orhan Veli?
'pencere, en iyisi pencere; / geçen kuşları görürsün hiç olmazsa; /dört duvarı göreceğine'.
Bir başka şair, Yusuf Alper'se, ondan yıllar sonra şu tümceleri kurar:
'Kendimle başbaşa kalıp, kendime, nerden gelip nereye gittiğimi sorduğum anlardır, pencere önünde olmalar. Ufkun ve evrenin sonsuzluğunu çağrıştırır. Ya da insanın bu sonsuz evrende ne kadar küçük bir yer kapladığının bilincine vardırır. İsten, pastan, kirden, küçük çıkar hesaplarından arındırır, yıkar, paklar. İnsana insan olduğunu anımsatır. İnsanı insan olduğunun bilincine vardırır.'
Sonra da ekler:
'İnsandan başka hiçbir canlı, pencereden sonsuz ufka bakamaz.'
***
Pencere…
Pencereler şiirdir biraz…
Biraz değil öyle…
Dikkat ederseniz, Yusuf Alper'in pencereler üzerine söylediklerini, şiiri anlatma çabası olarak okumak da olası.
Şiir de öyle değil mi?
İsten, pastan, kirden, küçük çıkar hesaplarından arındırmaz mı insanı?
Yıkayıp paklamaz mı?
Pencereler ve pencereden bakarken gördüğünüz bir kuş…
***
'Küçük bir kuş. Belki bir güvercin. Belki bir serçe. Ne aradığı belli değil gökyüzünde. Boyuna uçuyor. Yıldızların arasından geçiyor. Ayın arkasından. Sonra yeryüzüne süzülüyor. Denizleri aşıp ağaçlara, çiçeklere yöneliyor. Kentleri dolaşıyor. İnsanları tanıyor. Evleri, araçları, emeği, düşleri, yoksullukları. Geldiği yerlerden sorular getiriyor. Gittiği yerlere sorular götürüyor.
Bir yanardağ görüyor sonra.
Ateşi.
Ateşin yüreğini.
(..)
Şiirin ne olduğunu fili betimleyen körlere sormayın. Ne işe yaradığını da.
O küçük kuşa sorun.'
***
Ne kadar güzel ve doğru söylemiş Ülkü Tamer, 2004 yılında kaleme aldığı Dünya Şiir Günü bildirisinde.
Evet, yarın 21 Mart.
Dünya Şiir Günü.
Tüm dünyada şiirler okunacak bu nedenle… Bizde de… Başta büyük kentlerimiz olmak üzere hemen her kentimizde şiir etkinlikleri yapılacak.
Şiir okuyacak şairler.
Doğa yeniden canlanarak, ağaçlar çiçek açarak baharı karşılarken, doğadaki canlanmayla buluşacak şiir…
Yarın baharı soluyun, aşkı soluyun, sokağa çıkın, kırlara koşun, hiç değilse pencerelerin önünde durup gökyüzüne bakın…
Ve şiir okuyun.
Kini, düşmanlıkları kışkırtanlara inat, şiirin çağrısına kulak verin.
Gökyüzü olun yarın…
Ya da bir serçe…