Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde sanatseverlerle buluşan “Sesin Hafızası” sergisi, Şerivan Tutuş’un farklı kültürlere ait müziklerden yola çıkarak oluşturduğu çalışmalarla müzik ve resmi aynı anlatıda bir araya getiriyor. Sanat koordinatörlüğünü Rozerin Tutuş’un üstlendiği projenin çıkışında, sanatçının çocukluğundan bu yana farklı kültürlere ait müzikleri arşivlemesi ve müziğin resim üretimindeki etkisi yer alıyor. Tutuş, “Müzikle kendimi buldum diyebilirim” sözleriyle müzikle kurduğu bağı anlatıyor.
MÜZİKLE ŞEKİLLENEN SANAT YOLCULUĞU
Şerivan Tutuş, resme başlama sürecinin ardından müziğin üretimlerinde önemli bir yere yerleştiğini anlattı. Çekemediği filmleri resimle anlatma düşüncesiyle başladığı yolculuğunda, müziğin taşıdığı duygu ve hikâyelerin çalışmalarına yön verdiğini belirtti.
Tutuş, şöyle konuştu: “Diyarbakırlıyım. İletişim Fakültesi mezunuyum. Sonrasında sanat tarihi eğitimi ve teknik eğitim aldıktan sonra resme başladım. Aslında ilk resimleri yapma amacım, çekemediğim filmleri resimle anlatmaktı. Ama resim ve sanat bir yolda olma hali olduğundan da kaynaklı, ben bu yolda müzikle karşılaştım. Genelde müzik benim için eskiden arka fonda resim yaparken dinlediğim bir şeydi; ama sonrasında Ulys'in bakışı, Angela Poulus'un filmini izlemeden sadece müziği dinledikten sonra aşırı etkilendim ve hiç sorgulamadan tuvalimin başına geçip resim yaptım. Sonra sonuç beni şaşırttı. Normalde yaptığım tarzın çok başka, dışında bir resim oldu. Filmi izledikten sonra daha da irkildim çünkü Lenny'nin sudaki heykel sahnesi de resmin bir köşesinde var. Bu müziğin aslında derinlere indikçe hikayesi olan şarkıların, aslında sadece enstrümantal bile çalındığında bile insana o duyguyu verebiliyor, o hissi de verebiliyor. Göçse göç, işte bir halkın isyanıysa isyanı, bilinmeyen diliyse dili.”

FARKLI KÜLTÜRLER AYNI SERGİDE BULUŞUYOR
Sanatçı Şerivan Tutuş, çocukluğundan bu yana farklı kültürlere ait müzikleri arşivlediğini ve bu birikimin zamanla şarkıları resimle buluşturma fikrine dönüştüğünü anlattı. Tutuş, şöyle devam etti: “Zaten tam olarak aradığım şey de buydu. Yani müzikle kendimi buldum diyebilirim. Sonrasında gelmiş olduğum coğrafya, Mezopotamya'da birden fazla kültürde insanlar bir arada ve herkes birbirine alanına, diline saygı duyduğu bir ortamda büyüdüm. O yüzden de zaten çocukluğumdan beri arşivliyordum müzikleri, farklı kültürlere ait.
Sonra gözümde böyle bir sahne canlandı; klasik, pop, rock, Ermenice, Lazca, Farsça, işte bu aslında tamamen Türkiye aslında. Birçok kültürden insan bir arada.”
Bu düşüncenin ardından şarkıları resme dönüştürerek bir sergi oluşturma fikrinin ortaya çıktığını belirten Tutuş, projenin sonraki aşamalarını ise şöyle aktardı: “Neden bunu şarkıları resmederek, hepsinde özel bir seçki seçerek, işte bunları bir sergide sergilemeyeyim dedim. Ondan sonra hikâye böyle başladı aslında. Biz bunun ilk ayağını 2023'te 32 şarkı için 32 şarkıcıdan izin alarak o dönemde bunları resmetmeye başladım. Sonrasında bunu renklerin senfonisi olarak biz bunu ilk 2023'te sergiledik. Daha sonrasında bunu Avrupa Birliği projesi olarak Rozerin Hanım sanat koordinatörümle birlikte başvuruda bulunduk ve kabul aldı.”

ŞARKILARIN HAFIZASI TUVALE YANSIDI
Sanatçı Şerivan Tutuş, “Sesin Hafızası” sergisindeki çalışmaların göç, kimlik ve bellek kavramları etrafında şekillendiğini belirtti. Şarkıların seçiminde bu temalarla kurdukları bağın belirleyici olduğunu belirten Tutuş, eserlerinden birini Aşık Veysel’in “Kara Toprak” eserinden yola çıkarak hazırladığını söyledi.
Tutuş, sergideki çalışmaların oluşumunu şöyle anlattı: “Sesin Hafızası 32 şarkının 32 resme dönüşme hikayesi. Bildiğimiz şarkılar da var, bilmediklerimiz de var. Birçok etnik kültüre ait şarkılar da mevcut. Sesin Hafızası göç, kimlik, bellek kavramları üzerinden bunu anlatan şarkılar özelinde ve bu da seçilen her şarkı aslında alelade seçilmedi. Tamamen bu hikâyeye uyabilecek, sesin hafızasını yansıtabilecek hikayeler üzerine odaklandı. Mesela Kara Toprak'ı anlatabilirim. Mesela bu şarkı aslında Aşık Veysel'in Kara Toprak şarkısı ama bunu Fazıl Say çok güzel bir şekilde enstrümantal olarak çalması beni çok etkiledi. Ben de bu versiyonuyla resme dökmek istedim. Aslında bu resim hikayesinde de şurada gördüğünüz ağaç kabuklarının arasında aslında bir mezar metaforu var. Buradan başka bir yere gidiyor. Arka kısımdaki dünyayla bir alakası kalmadı. Aslında hani Kara Toprak dediğimiz şey, aslında benim bütün resimlerde verdiğim bütün figürler hep köklerinin yanında. Aslında insanın doğayla olan ilişkisini de bir yerde ele alıyorum.”

SANATTA BİTMEYEN BİR YOLCULUK
Şerivan Tutuş, müzikten yola çıkarak resim üretme fikrinin sanat tarihinde Kandinsky ile ilişkilendirildiğini, kendisinin ise bu ilişkiyi performanslarla da sürdürdüğünü söyledi. Farklı konserlerde eserlerini müziğin hissiyatıyla ürettiğini belirten Tutuş, sanatın kendisi için sürekli araştırma ve öğrenme gerektiren uzun bir yol olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Sanat tarihinde bu işi başlatan kişi zaten Kandinsky. Ama onlar daha çok müziğin ritmine ve felsefesi kısmına bakarak bir şeyler yaptılar. Ben aynı zamanda konserlerde de performanslar yapıyorum. Burada sergilediğim eserleri konserde bir saat içerisinde müziğin verdiği hissiyatla. Biz daha önceden bunu İsveç’te gerçekleştirdim klasik bir konserde. Bunun dışında Ulusuzluk Özlemi ile aynı sahnede performans yaptım. Bunun dışında Hatay Senfoni Orkestrası, Birlik Düzü Senfoni Orkestrası, bu orkestralarla da çalıştım.”
Tutuş, sanat yolculuğunu atölyelerle sürdürdüğünü ve kendisini hâlâ geliştirmeye devam ettiğini belirterek, “Ve ben şimdi kendi çıktığım bu yolculukta kendi çocuklarımı yetiştiriyorum. Aynı zamanda atölyeler yapıyorum. Aslında ben bu işte alaylıyım, bunun da farkındayım. Belki 4 yıllık sanat resim eğitimi almadım ama sonrasında okuduğum kitaplarla bunun üzerine kafa yorarak bu açığımı kapatmaya çalıştım. Hala da okuyup araştırmaya devam ediyorum. Çünkü bence bir şekilde ben artık oldum, piştin diyemiyorsun. Çünkü upuzun bir yol bu” dedi.





