Ankara’nın kalabalık ve telaşlı hayatının merkezinde, ahşap cumbaların gölgesinde uzanan yollar, renkli evlerin cephelerine vuran ışık ve taş duvarlarda saklı bir tarih yatıyor: Hamamönü.
Semtin hikâyesi, Ankara Kalesi çevresindeki yerleşimlerin geliştiği 13. yüzyıla kadar uzanıyor. Osmanlı döneminde Karacabey Külliyesi’nin bölgedeki öneminin artmasıyla gelişen Hamamönü, 15. ve 16. yüzyıllarda Ankara’nın önemli yerleşimlerinden biri haline geldi. Keçi kılından üretilen sof kumaşının bölgedeki üretimi de semtin gelişiminde etkili olmuş.

17. yüzyılda Celâlî isyanları sırasında zarar gören Hamamönü, ilerleyen dönemlerde büyük yangınlar ve 1873-1875 yılları arasındaki kıtlıktan da etkilendi. Buna rağmen semtin tarihî dokusundan izler günümüze kadar ulaşmayı başarmış.
18. yüzyılın başlarında konutların ve ibadet yapılarının bulunduğu bölge, Cumhuriyet’in ilk yıllarında devlet erkânı, yabancı memurlar, gazeteciler ve toplumun önde gelen isimlerine de ev sahipliği yapmış. Mehmet Akif Ersoy’un Taceddin Dergâhı’nda yaşadığı ve İstiklal Marşı’nı burada kaleme aldığı dönem de Hamamönü’nün tarihindeki önemli başlıklardan biri oldu.

TARİHİ DOKU YENİDEN CANLANDIRILDI
1950’li yıllara kadar geleneksel Türk mahallesi görünümünü büyük ölçüde koruyan Hamamönü’nün dokusu, sonraki yıllarda yaşanan göçler, yeni yolların açılması ve apartmanlaşmayla değişti. 2000’li yılların başından itibaren ise eski kent dokusunun korunması ve bölgenin yeniden canlandırılması amacıyla çalışmalar gerçekleştirildi.

Altındağ Belediyesi tarafından yapılan restorasyon çalışmalarıyla tarihî yapılar ve Ankara evleri yeniden düzenlenirken, aslına uygun şekilde yeniden inşa edilen 22 tarihî Ankara evinden oluşan Sanat Sokağı da 2010 yılından itibaren sanatçılara tahsis edildi. Mehmet Akif Ersoy’un yaşadığı Taceddin Dergâhı’nın bulunduğu alan ve şairin yaşadığı konutun müze-eve dönüştürülmesi de semtin tarihî kimliğini günümüze taşıyan çalışmalar arasında yer aldı.

HER KÖŞESİ AYRI BİR FOTOĞRAF KARESİ
Hamamönü’nde bugün geçmişin izleri, sokakların mimari ayrıntıları arasında kendini gösteriyor. Evlerin cephelerinde kullanılan renkler, ahşap cumbalar, kapı ve pencere detayları ile taş ve tuğla yüzeyler, semtin kendine özgü görünümünü oluşturuyor.

Sokaklarda ilerledikçe birbiri ardına karşılaşılan farklı cepheler, ahşap detaylar ve tarihî yapıların izleri Hamamönü’nün fotoğrafik yüzünü ortaya çıkarıyor. Günün farklı saatlerinde değişen ışıkla birlikte evlerin cephelerinde oluşan gölgeler ve renkler, semtin sokaklarına farklı bir görünüm kazandırıyor.

Tarihî camileri, konakları ve geleneksel Ankara evleriyle farklı dönemlerin izlerini aynı sokaklarda buluşturan Hamamönü, bugün de geçmişten kalan mimari ayrıntıları ve renkli sokaklarıyla başkentin fotoğraflanan yüzlerinden biri olmayı sürdürüyor.





