Eylül ayı prostat kanseri farkındalık ayı. Başkent’in sorularını yanıtlayan Ankara Dr. Abdurahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Başar, prostat kanserini, nedenlerini, tedavi süreçlerini anlattı. Başar, “Gelişen tıp teknolojisi, multiparametrik MR, hedefli füzyon biyopsiler ve yapay zekâ destekli cerrahi planlamalar sayesinde prostat kanserinde tanı ve tedavi standartlarının yeni bir boyuta taşındığını belirterek, “Enfeksiyon riskini sıfırlayan perineal biyopsiler ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarıyla hastalarımızın yaşam kalitesini koruyoruz ancak tüm bu teknolojik imkânlara rağmen erken teşhisin tek anahtarının basit bir PSA testi olduğunu unutmamalıyız.” diye konuştu.

Başar, “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre her yıl küresel ölçekte yaklaşık 1,4 milyon yeni vaka tespit ediliyor. Türkiye'de de akciğer kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser türü durumundaki hastalık, özellikle 50-55 yaş sonrası erkeklerin en önemli sağlık riskleri arasında yer alıyor. Yaşam boyu her 8 erkekten birinin yakalanma riski taşıdığı bu hastalıkta, vakaların yüzde 70'i 65 yaş üzerindeki bireylerde teşhis ediliyor.” diyerek temkinli olmak gerektiğini ifade etti.
Başar, erken teşhisin önemine dikkat çekerek, “Bugün kendinize bir iyilik yapın ve P-S-A testinizi yaptırın. Bu üç harf hayat kurtarır. Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanlar 40-45 yaşından, aile öyküsü olmayanlar ise 50 yaşından itibaren rutin kontrollerini aksatmamalıdır. Kanda bakılan bu basit ve kolay test, hastalığı henüz başlangıç aşamasındayken yakalamamızı sağlar. Lütfen 50-70 yaş grubundaki tüm babalar, ağabeyler ve genç dedeler, ertelemeyin ve sağlığınız için bu adımı atın.” ifadelerinde bulundu.
Devamı için tıklayınız.





