Bilmem gezdiniz mi?

Diye sorduğumda soru çok eksik!

'Bilmem gezdiniz mi? Gördünüz mü? Okudunuz mu? Seyrettiniz mi?' demeliyim. Yetmez, şunu da sormalıyım:

1930'ların başlarındaki Yenişehir sokaklarında dolaştınız mı?

***

CerModern'de, Kuzey ve Güney Hangar galerilerinde bir sergi var.

Adı:

'Bir Şehir Kurmak: Ankara 1923 – 1933'

Vehbi Koç Vakfı'nın 50. kuruluş yılı nedeniyle Koç Üniversitesi Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (VEKAM) tarafından Ankaralılarla buluşturuldu. Ankara Enstitüsü Vakfı'nın da desteği olan serginin küratörleri şair ve mimar Ali Cengizkan ile mimar N. Müge Cengizkan.

***

Sergi Ankara'nın başkent olma serüvenindeki ilk 10 yıldaki yapılaşmaya odaklanıyor. 1925'te kamulaştırılan Yenişehir bölgesindeki Sıhhiye Köprüsü'nden Meclis Kavşağı'na, Demirtepe'den Kolej'e uzanan alandakı yeni yapılaşmaya… Bugün herkesin Kızılay olarak andığı bölgenin ilk ortaya çıkış öyküsüne…

Yenişehir 1923'te nasıldı? On yıl sonra nasıl Kızılay oldu?

1923'te bomboş bir arazi…

Evet evet, bugün Ankara'da yaşayanların yaklaşık yüz yıl önceki Yenişehir'in bomboş bir arazi olduğunu hayal etmesi bile zor. Ama öyle! İçinde küçük patika yollar var. O yollardan geçilen bir arazi… Arsa…

Böyle deyince, sahipsiz ve dolayısıyla kamuya ait sayılacak bir alan sanmayın. Sahibi var! 1925'te kamulaştırılıyor. Ve belediye ile Vakıf İdaresi'nce yeni bir kent kuruluyor üzerine… Hem de kısa sürede…

Yaklaşık 350 tane bina yapılıyor. Bazıları kamu ve hizmet binası, bazıları konut…

Ha, şunu da söylemeli, üzerinden henüz yüzyıl geçmedi ama bu konutlardan kaçı ayakta dersiniz?

320 konuttan yalnızca 10'u, 28 kamu yapısından 18'i…

***

Serginin odaklandığı dönemdeki konut yapımı, gerçekte çok açıdan okunacak bir deneyimdir… Yalnızca gereksinim için yeni konutların yapılması değil söz konusu olan. 'Osmanlı döneminde teba kültürü varken, Cumhuriyetle hedeflenen yurttaş olma, modern nsane olma hedeflerinin konutlardaki yansımaları nedir?' sorusuna da yanıt verecektir o yapılaşmaya bakmak?

Ne ilgisi olabilir demeyin, değişen, değiştirilmek istenen yaşam anlayışı, yeni konutlarda da gösterir kendini.

Buradan bakınca, nasıl da bambaşka bir anlamı daha var serginin ve o sergiyi gezmenin…

***

Ayrıca belirtmeliyim ki, bu süreç o dönemlerden elde edilen fotoğraflarla anlatılmıyor yalnızca. Evet footğraflar var da, en önemlisi üç boyutlu bir modelleme yapılmış. O kent modellemelerinden üretilen videoları izlerken o yılların Yenişehir'inin sokaklarında geziyor gibi duyumsuyorsunuz kendinizi…

Bir de kitap hazırlanmış sergiyle ilgili. Ama klasik bir sergi kataloğu değil. Bundan sonraki araştırmacılar için vazgeçilmez bir kaynak konmuş ortaya.

13 Kasım'da açılan sergi, iki ay süreyle (Kapanışı 12 Ocak 2020) Ankaralıları bekliyor. Çoğu kişinin, bir kez değil bir kaç kez gideceğini düşünüyorum. Sergiyi tam anlamıyla içselleştirebilmek için bir kez gitmek yetmeyecek zira. Orada okuma masalarında durup kitapları, yazılı kaynakları inceleyecekler…

Bir başka gün fotoğrafları tek tek inceleyecekler.

Bir başka gün de film odalarında dönemle ilgili belgeselleri izleyecekler. Dönem filmlerini…

***

Bu sergiyi izlemeyen Ankaralı kalmamalı…

Böyle düşündüm de…

Şu soru da geliverdi usuma:

Sahi, aynı zamanda bir müzeler şehri olan Ankara'nın niye bir kent müzesi yok!