İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

Ankara'da üreticilere tohum desteği

Genel

Ankara'ya 3 yılda 16 adet köprülü kavşak yapıldı

Genel

Yenimahalle'de yaz akşamlarına “Bergen” damga vurdu

Genel

Çankaya'ya “27 Aralık Kızılca Gün” parkı

Genel

"Pati dostları Yenimahalle'de bir araya geldi”

Kültür-Sanat

Gordion Antik Kenti'nin isminin geçtiği ilk yazıt bulundu

Genel

Çocuk Trafik Eğitim Parklarında 254 bin çocuğa trafik bilinci aşılandı

Genel

Kahramankazan “1. Grup Belediye” statüsüne yükseldi

Genel

Kadınlar işaret dili öğreniyor

Genel

Minik işçiler çevre ve ağaç sevgisiyle sahaya indi

Kültür-Sanat

Operanın "rockçı" tenorundan yeni albüm

Genel

Başkan Taşdelen: Halk Kart'ı bin lira yaptık

Özel Haber

Özel Haber Haberleri

Yeni nesil, dönerin yeni tatlarını seviyor

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU 26.04.2022 10:37

Döner, çoğumuzun sevdiği en lezzetli yemeklerden biri. Çayyolu’nda hizmette olan Aklın Döner sahibi Hilmi Eğri ile Türk halkının vazgeçemediği lezzetlerden dönerin yeni nesil tatlarını konuştuk. Eğri, “Bir işte başarılı olabilmeniz için farklı tarzlar denemeniz gerek. Öyle bir çağdayız ki inanın herkes ve her sektörde başarılı olmak ve başarılı kalabilmek için farklı şeyler denemek zorunda. Ben de bunun farkında olan bir işyeri sahibi olarak, geleneksel döner sunumlarımızın yanında farklı farklı tatlarla birleştirmeyi denedim” dedi.

Hilmi Eğri, Başkentli döner severlere geleneksel döner tatlarının yanı sıra dönere yeni tatlar ve farklılıklar kattığını anlatarak, “Kalite ve hijyenden ödün vermiyoruz” diye konuştu. Eğri, dönercilik serüveninin çocukluk yıllarına dayandığını ifade ederek, “İlkokul döneminden bu zamana geçen 35 yıllık bir serüven. Benim abilerimin hepsi dönerciydi. Zaten döneri sevmemek gibi bir ihtimalim yoktu. Döner dükkanından çıkmak hiç aklıma gelmedi ve mesleğimi geliştirerek dönerde mekanımıza gelenlerin geleneksel döner tatları yanında yeni ve farklı tatlar da katmak yaptıklarım arasında oldu. Öyle bir çağdayız ki herkes ve her sektörde başarılı olmak ve başarılı kalabilmek için farklı şeyler denemek zorunda. Ben de bunun farkında olan bir işyeri sahibi olarak, geleneksel döner sunumlarımızın yanında farklı farklı tatlarla birleştirmeyi denedim” ifadelerinde bulundu. Kalitenin ve bilgi birikimin önceliği olduğunu kaydeden Eğri sözlerini şöyle sürdürdü: “Her meslekte olduğu gibi dönercilikte de bilgi, birikim, tecrübe ve asla kaliteden ödün vermemek gerekir. Ayrıca döner ne kadar kaliteli de olsa sunum ve yanında verilen ekmeğin de önemi çoktur. Örneğin biz bunun için taş fırın yaptırıp siparişe göre gobit, lavaş, tırnak pide gibi müşterilerimizin isteğine göre döner kesilirken anında yapılan sıcak ekmeğin kalite kattığı kanısındayım. Aynı zamanda çedar soslu et dürüm, yulet dürüm, ya da fit dürüm gibi farklı tatlarımız var. Bu menüler tamamen bize özel menüler olarak mutfağımızda yerlerini alıyor. Bunun yanında mekanımızda günün çorbası da her gün isteyene servis edilebiliyor. Bizim sürekli gelişen bir menü anlayışımız var örnek verecek olursak son dönemde eklenen döner burger, yulet dürüm, fit döner bunlar gibi herkesin damak tadına uygun. Yemeyi seven veya diyet yapan, tereyağlı seven gibi her yaşa ve kesime hitap etme uğraşında olan bir anlayıştayız. Bizi farklı kılan budur.” Yeni nesilin en çok tercih ettiği yulet dürüm ve fit döner ile ilgili bilgiler veren Eğri, “Yulet dürüm domates sos, kaşar, çedar peyniri isteğe göre karamelize veya normal soğan üzeri tereyağlı fırınlanmış dürüm dönerdir. Bunun yanında diyette olanlar ve spor yapanlar için de fit döner (ekmeksiz, salatayla sunulan) menülerimiz de mevcut” ifadelerinde bulundu.

“REKLAMDAN ÇOK TAVSİYE SATIŞI”

Reklamdan çok tavsiye usulüne daha çok inandığını anlatan Eğri, şu ifadelerde bulundu: “Reklamdan çok kendi kendimize referans olduk. Bugünkü müşteri potansiyelimizin temeli kulaktan kulağa yayılarak oluştu. Çünkü damak tadı 10 reklama bedeldir. Bir güzel referans bin kişi demektir. Herkes için eşit aynı özeni gösterir herkesin memnun olması için elimizden ne geliyorsa yaparız. Aynı zamanda ister yurt içinden, ister yurtdışından herkesi rahatlıkla ağırlayabiliriz. Buraya döner yemeye gelen herkes müşterimiz değil misafirimizdir. O nedenle herkesi evimizde gibi ağırlar o şekilde lezzetler tatmasını isteriz. Bu düşüncenin bizi başarıya taşıdığını ve bu başarıyı devam ettireceğini düşünüyorum. İnsanların bu konuda güven telkinine ihtiyacı var. Bu noktada eşimiz dostumuz büyük referans oluyor. Profesyonel reklam çalışmaları zaten yapılıyor, reklama maruz kalabiliyor. Ancak bir yakınınızın fikri her reklamdan çok daha etkili oluyor. Bu yüzden biz kaliteye ve lezzete her şeyden önem veriyoruz. İnsanlar, güven konusunda global reklam şirketlerinden çok arkadaşının fikrine güveniyor. Burada ürünümüz için herkes çalışıyor ve emeğini ortaya koyuyor. Başarı için herkes taşın altına elini koyuyor.” Pandeminin etkisinin azaldığını ancak bu kez de esnafı enflasaynonun büyük bir zarara uğrattığını aktaran Eğri, sözlerini şöyle sürdürdü: “Pandemiden sonra esnaf yerle yeksan oldu. İş yapsak bile et ve elektriğe doğalgaza gelen zamlar para kazanmamızın önüne geçiyor. Bu sorunun çözümü yapılan enerji zamlarının orantılı bir şekilde olmasıyla mümkün. Atıyorum örneğin şu an bir döneri 3 liraya satıyoruz ancak artık ürünün maliyeti 3 liranın bile üstünde oluyor. Kar edemediğimiz gibi zarar ediyoruz. Bizim belirli bir müşteri potansiyelimiz var ama o müşterilerimiz bile yapılan zamlardan kaynaklı bize gelme aralıkları uzadı. Ayda 4 kez döner yiyen müşterilerimiz ayda bir kez döner yemeye başladı. Tabi buna yönelik önlemlerimizi elbette aldık. Halkın alım gücünün azalmasını gözeten, alternatif menüler koymaya başladık. Ancak acilen yeni düzenlemeler gerekiyor. Bu düzenlemeler yapılmazsa küçük esnaf, küçük işletmeci diye bir şey kalmayacak.” Eğri, yapılması gerekenleri şöyle aktardı: “Hükümetin esnafı daha fazla koruması gerek. Aracı ve fırsatçılara esnafı yem etmemesi gerek. Ne Ticaret Bakanlığı ve Tarım Bakanlığının denetime önem vermesi gerek. Biz küçük esnaf olarak, devletin tüketiciyi korumaya yönelik etkili hamleler yapmasını bekliyoruz. Sonuçta insanlara servis eden son noktayız. Örneğin bir domatesin, biberin, kaşarın, etin bunun gibi gıda maddelerinin esnafa geliş oranı çok önemli. Bize gelene kadar 3-4 el değiştiriyor. Üretici ile esnaf arasındaki aracı tüccarlar en çok kazananlar oluyor. Bunun önüne geçilmesi gerek. Devlet üreticiden alarak, vergisini koyup tüketiciye satmalı. Çünkü aracı tüccarlar fahiş fiyatla tutturduğuna satabiliyor.”