Keramet kürsüde mi, yoksa kürsüye çıkıp da mikrofonu eline alanda mı?
Bir türlü çözemedim.
Bıraksan sabaha kadar konuşur:
“Nurlu ufuklar’’, “Gül bahçeleri’’, “Bolluk’’,
“Bereket’’, “Hoşgörü’’, “Adalet’’...
Artık hangi birine hasret kaldıysan...
Beri yandaki de öyle...
Hasrete özlem farklı oluyor pek.
İnanmasa da dinledikçe, “bir daha söyle’’ diyesi geliyor insanların.
Ne bitmez nutuktur...
Ne tükenmez umut...
Ömür bitti bitecek, bol kepçe vaatlerde gram azalma yok...
Dün neyse bugün de o...
Dinleyenin sabrı da öyle...
Çatlama filan yok...
Kaya gibi...
Alkışlıyor sadece...
Bir de mikrofon meraklıları var...
“Nasıl buldun hatibi’’ diye sor.
Yarım saat övsün...
Mikrofonu zor alırsın elinden
Oysa hangi görüşün savunucusu olduğundanbile habersiz.
Muhalefettekini iktidar, iktidardakini muhalefet partisi sanır.
Ezeni över,
Korumaya çalışana veryansın eder.
Saflığı çoktur...
Cinliği ise hiç yoktur...
Şimdilerde yine benzer film vizyonda...
Aktörler tanıdık...
İzleyenler de...
Söylemler de ‘’aynı tas, aynı hamam’’ misali...
“Nurlu ufuklar’’, “Gül bahçeleri’’, “Bolluk’’,
“Bereket’’, “Hoşgörü’’, “Adalet’’...
Olsa da olmasa da...
En azından kulağa hoş geliyor...
Silkinme sakın
Anlamaya çalışma.
Varlıktan haberin yok...
Yoklukta keyif ara...
Nutuklar ve Umutlar
Süha ÖRTÜLÜ
Yorumlar