2 Mart liderler toplantısının ardından yayınlanan bildiri üzerine 'sıcağı sıcağına' yazdığımız yazıda şu saptamayı yapmıştık:

'Altılı Masa toplantısının sona ermesinin ardından cumhurbaşkanlığı konusunda ortak bir anlayışa varıldığını açıklayan bildiri, ilk anda Kılıçdaroğlu'nun adaylığının onaylandığı şeklinde yorumlandı. Ama kısa bir süre sonra toplantının 'anlaşma' ile değil 'restleşme' ile sonuçlandığını düşündüren işaretler ardı ardına gelmeye başladı.'...

O tarihten sonra gelişmeler öylesine hızlandı ki, yazı gazetede yayınlandığında Altılı Masa dağılmıştı bile...

***

2 Mart toplantısının hemen ardından yaşanan gelişmeler üzerine yazdığımız bu yazı yayınlandığında, belki yine benzer şeyler söylemek zorunda kalacağız...

Elden ne gelir; haftanın belli günlerinde yapılan 'gazete yorumculuğu' böyle bir şey...

İletişim alanında hızlanan teknolojik gelişmeler sayesinde 'haberciler' yaşanan olayları saniyelerle ölçülecek bir sürede dünyanın her yerine yayarken, 'yorumcular' geriden gelmek zorunda kalıyor. Yine de olayların bağlamını ve anlamını çözmek için onlara gerek duyuluyor.

***

Meral Akşener'in masaya attığı 'tekme' ile 'Altılı İttifak'ın dağılması ya da 'Beşli İttifak' olarak devam etmek zorunda kalması, hiç kuşkusuz en çok Cumhur İttifakının işine yaradı. Altılı İttifaka umut bağlamış olanlar, bu nedenle Meral Akşener'e çok kızdılar. Ancak bunu yaparken 'İttifakın dağılmasına yol açan çatlak nasıl oluştu?' sorusu üzerinde durmadılar...

O nedenle biz işi en başından ele alalım.

***

Altılı İttifakın temelini oluşturan CHP-İYİ Parti tarafından kurulan Millet İttifakı siyasi bir temel, bir 'cephe programı' üzerine oturmuyordu...

Oturması da çok zordu, çünkü bu iki parti, oluşumları yüzlerce yıl öteye uzanan sosyo-kültürel karşıt bloklardan gelen kesimleri temsil ediyordu...

O nedenle geçmişte sözünü ettiğimiz iki blok arasında kurulan koalisyonların tümü bir süre sonra dağılmak zorunda kalmışlardı.

***

Hatırlayalım, 12 Mart askeri müdahalesi döneminde iki blok askeri rejimden zarar görmüştü. 1974 yılında CHP-MSP koalisyonunun kurulduğunda, siyasi af meselesi hükümet programının önemli maddelerinden biriydi...

Hükümet kurulduktan sonra Af Kanunu, TBMM'de maddeler halinde görüşülmeye başlandı. Sıralamada 'solcu'ların cezalandırıldığı 141-142. maddeler 'dinci'lerin cezalandırılmasında kullanılan 163. maddenin önünde yer almaktaydı. Ancak, MSP'liler 163. maddeden hüküm giyenlerin affedilmesine öncelik verilmesinde ısrar ettiler...

CHP milletvekilleri, hükümet protokolunda da yer alan af meselesinde bir sorun çıkacağını düşünmedikleri için bu öneriyi kabul ettiler. 163. Madde affı büyük bir çoğunlukla Meclis'ten geçti; ama sıra 141-142. maddelerden cezalandırılanların affedilmesine gelince MSP'li milletvekilleri Meclis'i terk etti. Bunun sonucunda o maddelerden hüküm giyenler aftan yararlanamadı. Bir süre sonra da koalisyon dağıldı!

***

AKP'nin iktidara gelmesine yol açan 2002 erken seçimlerine yol açan da bu tür bir olaydı...

1999 yılında 'solcu' Bülent Ecevit'in başkanlığındaki DSP ile 'sağcı' ANAP ve MHP bir koalisyon hükümeti kurmuşlardı. Bu hükümet, 2001 yılında yaşanan ekonomik krizin ardından Dünya Bankası ve IMF tarafından hazırlanan ve tarım ürünlerine verilen tüm desteklerin kaldırılmasını öngören bir programı uygulamak zorunda kaldı. Bu uygulama büyük tepki doğurdu...

Ancak seçimlere daha zaman vardı. Hükümet, bu 'acı ilacın' ardından alacağı önlemlerle tepkileri yatıştırabilirdi. Ne var ki, MHP Genel Başkanı Bahçeli buna fırsat vermeden koalisyona verdiği desteği çekti. Bunun sonucunda erken seçime gidildi ve koalisyon partilerinin tümü barajın altında kalırken AKP yüzde 38 oy oranıyla tek başına iktidara geldi.

***

CHP ve onun sayesinde seçimlere katılarak grup kurma imkanı elde eden İYİ Parti bir araya gelerek 'Millet İttifakı'nı kurduklarında geçmişteki tecrübeleri anımsayanlar bu birlikteliğin geleceği konusunda pek iyimser değillerdi...

Nitekim, kısa zamanda 'seçimlerde ittifakın başkan adayı kim olacak?' sorusu ittifakın en önemli sorunu haline geldi. Öyle olunca her iki tarafta da 'ince hesap yapanlar' devreye girdi...

Yerimiz bittiği için hikayenin devamı bir sonraki yazıda...

(Devam edecek)