Bize kendinizi anlatır mısınız?
Ankara'nın Elmadağ ilçesinde doğup büyüdüm. Aslen Kırıkkaleliyim. 1989 yılında Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği bölümünü bitirdim. İki yıl Ankara Üniversitesi Güzel Sanatlar Anabilim Dalı'nda mastır yaptım ama daha sonra özel nedenlerden dolayı bırakmak zorunda kaldım. Yaklaşık 30 yıldır profesyonelce resim yapıyorum.
Ne zamandan beri Kale'desiniz?
5 yıldır Kale'deyim. Kale'nin enerjisi çok güzel. Buranın bohem ve mistik bir ruhu var. Her evin bir hikayesinin ve ruhunun olduğunu düşünüyorum. Evlerin ahşap ve taş olması ise beni inanılmaz büyülüyor.
Hangi tarzda çalışıyorsunuz?
Fantastik ve metafiziksel tarzda çalışıyorum. Resmederken gerçeklerden yola çıkıyorum. Sonra o gerçeklerle metafiziği harmanlıyorum... Bence fantastik ve metafizik kısım biraz daha mistik ve spiritüel... Her şeyin 'ötesi'nin olduğunu düşünüyorum. Resimlerimin yolculuk sürecini genelde böyle oluşturuyorum. Çizerken olaylar ve hikayelerden yola çıkıyorum ama bunu da entellektüel bir altyapıyla sağlamlaştırıyorum. Nedir o? Okuma, araştırma. Psikoloji, felsefe ve mitlere özel bir ilgim var. Özellikle Anadolu mitolojisi-kültürü ve folkloru müthiş zengin. O alan beni çok besliyor. Resimlerimdeki renklilik benim Anadolu coğrafyasından geliyor olmamdan kaynaklı.
'AN' YAKALAR VE RESMEDERİM
Çiçekler, olaylar, duygular, kokular ve renkler bizim yaratıcı boyutumuzu tetikliyor. Sonraki süreçte de resmetmek senin yeteneğine kalmış. Tuvali, özgür bir alan gibi düşünüyorum. Kurgularımı, hikayelerimi, rüyalarımı ve masallarımı o boş tuvale yansıtıyorum. Bir an yakalıyor ve resmediyorum.Sadece görünümden öte gördüklerimi resmeden biri değilim.
Sizin için fütürist bir sanatçı diyebilirmiyiz?
Evet, yaşamı, fütürist bir yaklaşımla resmediyorum. Şöyle diyebilirim:Bu coğrafyada yetiştiğim için resimlerimde oryantalizm bir fütürizm ve daha geleneksel bir tarz var.
Aristo, 'İdealler aleminde sanatçı hatırladıklarını yapar.' der. Ben de fantastik bir dünya hayal ediyorum. Sanki bir idealler dünyası var ve onu görmüyoruz ama onu hissediyoruz. Hissettiklerim ve gördüklerimi sentezleyip onlardan hikayeler çıkarıyorum...
SINIRLARIN VE DUVARLARIN OLMADIĞI...
Masalları resmediyorsunuz diyebilir miyiz?
Hem evet hem hayır... 53 yıldır duyduğum, gördüğüm, kokladığım, okuduğum, yazdığım ve çizdiğim her şey bir müddet sonra o tuvale bir resim ve bir kurgu olarak çıkıyor. Kendi hikayemi yazıyorum. Ama diğer insanların hikayelerinden ve yaşamlarından bir kesit de, benim tablomun bir köşesinde yerini alabiliyor. Sınırların ve duvarların olmadığı çizgiler resmediyorum yani.

'MASALLARIN SIRRI RÜYALARDA'
Aslında bahsettiğiniz sembollerden hayatımızda çok var değil mi?
Olmaz mı! Masallar bize o görünmez mana aleminden haberler taşır. İnsan olmanın bilgisini verir. İnsan denen varlık masalın dilini çok iyi biliyor aslında. Nereden mi? Rüyalardan. Her gece rüyamızda bir çok sembolle karşı karşıya gelmiyor muyuz? Rüyamızda gördüğümüz gerçeküstü dünyanın öğeleri aslında birer semboldür. Ruhumuz bizimle semboller aracılığı ile bağ kurmaya çalışır. Bilinçaltı okyanusumuzun diplerinde haberdar olmadığımız kendimize, ilişkilerimize, insanlığa dair ne çok bilgi gizli aslında. Ama hepsi birer kod ile gizlenmişler. Bu kodların adı işte sembol.
Halbuki masallar -ismi üstünde- gerçeği yansıtmazlar ki!
Hayır, masallar insana dair hakikati taşıyan tohumlar gibidir. Ben de daha çok masalları resmederek bu hakikatlerin insanların kalplerine ekilmesine vesile olmaya çalışıyorum. Tabii bunun için önce benim kalbimi, aklımı ve duyularımı saflaştırarak bu hakikatleri çok iyi anlamam ve içselleştirmem gerekiyor. Ben onları kendi benliğimde işlemeden paylaşabileceğime inanmıyorum. Kendi hakikatine, içindeki en derin hazinelerine ulaşmayan sanatçı masalın içindeki en derin hakikatlere de ulaşamaz.
GAZ LAMBASI EŞLİĞİNDE MASALLAR
Resimlerinizde niye hep kadın figürleri var?
Çünkü; kendi hikayemi ve hayatımı resmediyorum. Resimlerde bir başrol oyuncusu var... Babam, Hasanoğlan Köy Ensitüsü'nün ilk mezunlarındandı. Eğitmen bir babanın çocuğuyum. Babam, çocukluğumda bize hep masallar anlatırdı. Masallara ve hikayelere olan ilgimin nedeni babam... Babam Anadolu masallarını kulağımıza fısıldardı. O fısıltılar resme dönüşüyor. Belki bir gün babamın anlattığı masalları bir kitapta toparlayabilirim. Elektrik kesildiğinde babam gaz lambasını yakardı. 5 kardeş babamın etrafında toparlanır onun sihirli sözcüklerini dinlerdik. Elektrik gelince çok üzülürdük.

HER RESMİN BİR HİKAYESİ VAR
Yağlıboya mı çalışıyorsunuz?
Genelde tuval üstüne yağlıboya çalışıyorum. Çok minimal bir yaklaşımla ve çok ince fırçalarla çalışıyorum. Daha çok detay çalışıyorum.
Bir resminizin hikayesini anlatır mısınız?
'Kıyıdaki Filozof' resmini anlatayım o zaman. Filozoflar kıyıda boğulur, derinde açılır; çünkü bazen hayat o derin insanı kıyıya çeker ve o derin insan kıyıda boğulur. Onun yeri derin sulardır. 'Kıyıdaki Filozof'a basıp öyle giriyorsunuz atölyeye. İnsanlar resme basmak istemiyor. Ben de diyorum ki 'Lütfen basın' bu resme. Nefsi, kibri ve egoyu ayaklar altına almak için yere serdim... Bu tasavvufi bir resim. Nefis ve kibir bir insanın ilham kapıların kapatır. İlham kapılarının açılması için nefis, kibir ve egodan kurtulman lazım ki, sana Allah o kapıları açsın. İşte bu resim de benim mistik, inançlı ve tasavvufi yönümü anlatıyor.
Resme olan ilginiz çocukluğunuzdamı başladı?
İlkokul 1'inci sınıftayım. Resim dersinde herkes çöp adam yapıyor tabi ben daha ileri bir seviyede resim yapıyorum. Dedim ki kendi kendime 'Ya ben çok iyi resim yaparsam öğretmenim arkadaşlarımın yaptığı resimleri beğenmez benim yaptığım resmi beğenir, onlara kızar ve zayıf not verir.' Ben de iki tane çöp adam yaptım. Erkek çöp adama papyon yaptım, ayakkabı giydirdim ve bıyık yaptım. Kız çöp adama da kurdele taktım. Aman tanrım bütün sınıf başıma toplandı. Bütün arkadaşlarım yaptığım resme bayıldı. Hiç unutmam elimi yüzümün arasına almış ve çok utanmıştım.
İÇİMDE HİÇ RENK YOKTU!
Şimdiki resimler olgunluk sürecinizi mi yansıtıyor?
Evet, ama bu resimlerin çıkışı çok sancılıydı. 10 yılımı arayış ve debelenme dönemi içinde geçirdim. Beynimdeki düşüncelerimi bir türlü tuvale yansıtamıyordum. O yüzden çok çalıştım ve emek verdim. En son sergimde 4 yıl atölyeden çıkmadım. Mağaraya kapatmıştım adeta kendimi. 10 yıllık süreçte içimde hiç renk yoktu ta ki renklerimi yakalayana kadar hep çizdim. Çizerek ruhumdaki kiri, pası ve karanlığı yıkadım... Sanatçılar için hayat 40 yaşından sonra başlar.
KUTU
Kişisel sergiler
1990- Mavi Ev Sanat Galerisi- ANKARA
1993-TKB Sanat Galerisi- ANKARA
1993-Vakıfbank Sanat Galerisi-ANKARA
1994-TKB Sanat Galerisi- ANKARA
1995-Galeri Soyut-ANKARA
1996- Piano-Piano Sanat Galerisi-ANKARA
1997-Mudanya RotaryKlüp-Montanya Oteli Sergi Salonu- MUDANYA
1999-Galeri Soyut-ANKARA
2001- Halkbank Sanat Galerisi- ANKARA
2003-Galeri Soyut-ANKARA
2012- Çengelhan- Rahmi M.Koç Müzesi- ANKARA





