Kamu alımları ve devlet destekli projelerde Avrupa menşeli üretim şartı getirmeyi öngören düzenlemenin, Türkiye'nin Gümrük Birliği statüsü nedeniyle hukuki olarak kapsam içinde değerlendirilmesine rağmen, uygulamada Türk ihracatçısının aleyhine işleyecek bir mekanizmaya dönüşebileceğini belirten Çınar, "Bu düzenlemeyi sadece bir teknik mevzuat değişikliği gibi görmek büyük bir hata olur. Masada konuşulan, Türkiye'nin Avrupa değer zincirindeki konumunun bir gecede sorgulanır hale gelmesidir" dedi.

Dr. Hakan Çınar 170141091

DÜZENLEMENİN ARKA PLANI

AB’de imalat sektörünün gayri safi yurt içi hasıla içindeki payı 2000 yılında yüzde 18,4 seviyesindeyken 2024'te yüzde 14,3'e kadar geriledi. Bu gerilemeyi tersine çevirmek isteyen AB Komisyonu’nun, söz konusu oranı 2035 yılına kadar yüzde 20'ye çıkarmayı hedeflediğine vurgu yapan Çınar, “Bu kapsamda hazırlanan taslak, başta otomotiv, çelik, alüminyum, çimento, kimya, batarya, rüzgâr türbinleri ve fotovoltaik sistemler olmak üzere stratejik sektörlerde kamu alımlarında ve destek programlarında ‘Avrupa'da üretilmiş olma’ ve ‘düşük karbon’ şartı arıyor” hatırlatması yaptı. Çınar şöyle devam etti:

TÜRKİYE KAPSAMDA MI, KAPSAM DIŞINDA MI?

“AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Stéphane Séjourné'nin Brüksel'de duyurduğu teklife göre, AB ile serbest ticaret anlaşması ya da Gümrük Birliği bulunan ülkelerden gelen içerikler AB menşeli sayılacak. Bu düzenleme Türkiye'yi ilke olarak kapsam içine alıyor; ancak kamu alımlarında karşılıklılık ilkesinin uygulanması şart koşuluyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AB ile yürütülen istişareler sonucunda bu yasal zeminin teyit edilmesini ‘önemli bir adım’ olarak değerlendirdi. Ancak konunun uzmanları, otomatik bir kapsama dahil oluşun söz konusu olmadığı uyarısında bulunuyor. Kapsamın nihai sınırları, ilgili düzenlemenin metni, Türkiye-AB anlaşmaları ve olası eşdeğerlik tanınmasıyla belirlenecek.”

RİSK BOYUTU: OTOMOTİV SEKTÖRÜ ALARMDA

Çınar, riskin boyutuna ilişkin şu örneği verdi: "Eğer bu düzenleme Türkiye'yi kapsam dışında bırakacak şekilde yasalaşırsa, Türk malı ürünler bir gecede 'ithal ürün' statüsüne düşürülür ve Avrupa ihalelerinden elenir. Bu, lafta kalan bir ihtimal değil; masada somut olarak tartışılan bir senaryo. Özellikle elektrikli araçlarda aranan yerlilik şartı, Türkiye'nin ihracat şampiyonu konumundaki otomotiv ana sanayisini doğrudan tehdit ediyor. Şimdiden hazırlık yapmayan firmalar, kapıda bekleyen bu riski çok geç fark edecek."

AVRUPALI YATIRIMCI DA BU RİSKİN İÇİNDE

Sorunun yalnızca Türk üreticileri değil, Türkiye'deki Avrupalı yatırımcıları da doğrudan vuracağını dile getiren Çınar, “Türkiye'nin ihracatının yaklaşık yüzde 42'si AB'ye gidiyor; ama bu rakamın gerisindeki gerçeği herkes görmeli: Bu ihracatın üçte ikisi, Türkiye'deki Avrupa yatırımı olan fabrikalardan çıkıyor. Yani Brüksel, kendi şirketlerini kendi eliyle cezalandırmak üzere. Son 23 yılda Türkiye'ye gelen yaklaşık 270 milyar dolarlık uluslararası yatırımın yüzde 70'i Avrupa kaynaklı. Bu yatırımcılar bir gecede mağdur edilirse, bunun faturası sadece bize değil, Avrupa'nın kendi sanayisine de çıkar. Brüksel'deki karar alıcıları bu çelişkiyi görmezden gelmeye devam ederse, bedelini iki taraf da ağır şekilde öder” dedi.

"AB İÇİNDE DE GÖRÜŞ BİRLİĞİ YOK"

Konu hakkında AB üyeleri arasında da görüş birliğinin olmadığını tartışmaların sürdüğünü dile getiren Hakan Çınar, “Fransa girişimin en güçlü destekçisi olarak öne çıkarken, Almanya ile birlikte Estonya, Finlandiya, Letonya, Litvanya, Hollanda ve İsveç gibi ülkeler yerli üretim şartının yatırımları caydırabileceği, kamu ihalelerinde maliyetleri artırabileceği ve AB'nin küresel rekabet gücünü zayıflatabileceği görüşünü savunuyor. Almanya, ‘Made in Europe’ tanımının dar kaldığını belirterek ticaret ortaklarını da kapsayan ‘Made with Europe’ yaklaşımının benimsenmesini öneriyor ki bu yaklaşım kabul edilirse Türk ihracatçılar için daha avantajlı bir tablo doğabilir” değerlendirmesi yaptı.

"UYUM YÜKÜ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ"

Dr. Çınar, konunun sadece "kapsama girer miyiz, girmez miyiz" sorusuna indirgenemeyeceği konusunda da uyarıda bulunurken şöyle devam etti: "Diyelim ki Türkiye kapsama dahil edildi. Bu, işin bittiği anlamına gelmiyor; aksine yeni bir yükümlülükler döneminin başladığı anlamına geliyor. Türk şirketleri artık 'Türkiye'de montaj yaptık' demekle yetinemeyecek. Menşe ispatı, tedarik zinciri şeffaflığı, kayıt tutma, ERP ve gümrük veri altyapısı gibi alanlarda AB standartlarına tam uyum şart olacak. Bu hazırlığı bugünden yapmayan, özellikle tekstil, otomotiv yan sanayi, makine ve batarya zincirinde çalışan firmalarımız, yarın Avrupa pazarının dışında kalmanın şokunu yaşayabilir. Bunu söylemek benim görevim."

Muhabir: Cemil Cahit SARAÇOĞLU