Önceki yazımızda, ABD ve koalisyon ortakları tarafından Arap Baharı rüzgarıyla yıkılmak istenen Suriye'nin direnci kırılamayınca olayın önce 'vekalet savaşı'na dönüştürülmesi, ardından bu ülkeye karşı kuşatma uygulamasına geçilmesi üzerinde durmuş...

Bu olaylar zincirinin, ABD'nin koalisyon ortağı olarak Suriye'yi kuşatma operasyonunda en önemli rollerden birini üstlenen Türkiye'nin, bizzat müttefiki olan ABD tarafından kuşatılmasıyla sonuçlandığını söylemiştik...

Hemen ardından, kuşatma operasyonunun yalnızca Suriye'de Türkiye tarafından denetlenen bölgeleri çevrelemekle sınırlı kalmadığını, kısa zamanda Suudi Arabistan'dan Mısır'a, Irak'tan Doğu Akdeniz'e kadar uzandığını sözlerimize eklemiştik.

***

Kısaca hatırlarsak...

Türkiye'nin yalnızlaştırılma ve kuşatılma operasyonunda en önemli dönüm noktası Arap Baharı operasyonları sonucu Mısır'da iktidarı ele geçiren Müslüman Kardeşler (İhvan) ağırlıklı hükümetin ABD ve Suudi Arabistan'ın desteklediği Mısır ordusu tarafından devrilmesiydi...

Bu olay, ABD'nin Esad yönetimine karşı köktendinci unsurları kullanmak yerine PKK/PYD güçlerini kullanmaya ağırlık verdiği ve bizzat ABD Başkanı Obama'nın yardımcısı olan Biden'ın ağzından eski politikada ısrar eden Türkiye'yi 'teröre destek vermekle' eleştirdiği bir dönemde gerçekleşmişti...

Türkiye, darbenin ardından Sisi yönetimine açıkça tavır alıp Mısır halkını İhvancı partiyi tekrar iktidara getirmek için ayaklanmaya çağırınca Mısır yönetimi ile ipleri koparmakla kalmamış, hem ABD'nin hem de kendi ülkelerinde İhvancı partiye savaş açan Suudi Arabistan ve BAE'nin hedefi haline gelmişti.

***

Bu olayın ardından Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Suriye'deki köktendinci muhalefet örgütleriyle aralarına mesafe koyarak PKK/PYD ile işbirliğine yöneldiler...

Bu gelişmeler sonucunda 2018 yılı Mayıs ayında Suudi Arabistanlı 3 askeri danışman PYD denetimindeki Kobani'ye giderek, Harap Işk'taki ABD üssünde YPG/PKK'nin temsilcileri ile bir araya geldi ve PYD içinde maaşları Suudi Hükümeti tarafından ödenecek bir Arap askeri birliği kurulması için Kamışlı'da irtibat bürosu kurulmasına karar verildi. Yaklaşık bir yıl sonra Suudi Arabistan'ın Körfez İlişkileri Bakanı Tamer El Sabhan, ABD'nin IŞİD karşıtı uluslararası koalisyon nezdindeki temsilcisi William Robak ile birlikte Suriye'deki YPG/PKK denetimindeki bölgeleri ziyaret ederek, bu bölgelerde yaşayan Arap aşiretlerinin temsilcilerinden PYD'ye destek vermelerini istedi...

Böylece Suudi Arabistan ve BAE de ABD'nin izinden giderek Türkiye'yi kuşatan zincirin bir halkası oldular.

***

Mısır'da ve Suriye'de yaşanan bu değişiklikler Türkiye'nin Irak ile ilişkilerini de etkiledi...

Bilindiği gibi Saddam yönetiminin devrilmesinin ardından Irak'taki merkezi hükümet ülkenin genelinde denetim kuramamış, özellikle Kuzey Irak'ta yaratılan Kürt bölgesinde Barzani ve PKK güçleri kah çatışarak kah işbirliği yaparak fiilen kendi yönetimlerini oluşturmuşlardı...

ABD'nin Suriye politikasında değişiklik yaparak savaşın başında açıkça desteklediği ÖSO ve gizlice desteklediği IŞİD ve benzeri örgütlerden desteğini çekmesi, ardından PKK/PYD odaklı hareketi 'kara ordusu' olarak ilan ederek ağır silahlarla donatması, yalnız Suriye'de değil Kuzey Irak'ta da güçler dengesinde önemli değişimlere yol açtı... O dönemde Irak'ın önemli bir bölümünü işgal eden IŞİD'e karşı koyamayan Barzani peşmergelerinin Kuzey Irak'taki pozisyonu zayıflarken Suriye'de ABD ile işbirliği yaparak IŞİD'e karşı mücadelede başat unsur haline gelen PKK'nın Irak'ın Kürt bölgesindeki etkinliği arttı.

***

Bu durum, geçmişte sık sık PKK'ya karşı Türkiye ile işbirliği yapmış olan Barzani yönetiminin de Türkiye'den uzaklaşıp ABD-PKK ortaklığına yaklaşması sonucunu doğurdu...

Bu yeni ortaklığın en önemli göstergesi, PKK/PYD güçlerinin Suriye'nin Kobani bölgesinde IŞİD güçlerine karşı verdiği mücadeleye Barzani güçlerinin de katılması oldu.

Daha sonraki dönemde Türkiye'nin Kuzey Irak'ta PKK'ye karşı gerçekleştirdiği operasyonlara Barzani yönetimi de tavır aldı.

***

ABD'nin orkestra şefliğinde Irak ve Suriye'den başlayıp Körfez ülkelerine kadar uzanan bu kuşatma harekatı, Irak, Suriye, Suudi Arabistan, BAE gibi Arap ülkeleriyle sınırlı kalmadı, Doğu Akdeniz'den Libya'ya, oradan Yunanistan'a kadar uzandı...

Bu kuşatmaya, son aşamada başta Fransa olmak üzere bir çok AB ülkesi de katıldı.

Hikayenin bu bölümünü bir sonraki yazımızda ele alacağız.

(Devam edecek)