İttifakların iç ilişkilerine bakarken Millet İttifakı ile ilişkilerinin ne olacağı hala belli olmayan HDP'nin izlediği politikaya da bir göz atmakta yarar var...
Ancak bunu yapmadan önce HDP'nin kurduğu Emek ve Özgürlük İttifakı'nın içindeki sorunlara da değinmemiz gerekiyor.
***
Bilindiği gibi bu ittifakın HDP dışındaki bileşenleri Türkiye İşçi Partisi ve Emeğin Partisi...
Bu iki parti Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kılıçdaroğlu'nu destekleme kararı aldılar...
HDP yetkilileri de Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı olması halinde Kılıçdaroğlu'nu destekleyebilecekleri yönünde açıklamalar yaptılar...
Ancak bu anlaşmanın yolunu açması beklenen Kılıçdaroğlu'nun HDP Genel Merkezi'ne yapacağı ziyaret, HDP tarafından süresiz olarak 'ertelendi' (!)
***
Bu konuda HDP'den yapılan açıklamada 'iş yoğunluğu' gerekçe olarak gösterildi...
Bu gerekçenin inandırıcı olması için ise ortada Cumhurbaşkanlığı seçimi konusundan daha önemli bir iş olması gerekirdi...
Gelin görün ki ortada öyle bir 'iş' yoktu (!)
***
Kaldı ki ziyaretin daveti HDP'den gelmiş, partinin eş başkanı Mithat Sancar, Kılıçdaroğlu'nun adaylığının kesinleşmesinin ardından 'Ortak adaylığı konuşmak için kendilerini genel merkezimize bekliyoruz' demişti. Ziyaret tarihi de yapılan temaslar sonunda 18 Mart olarak belirlenmişti...
Aynı günlerde eski HDP eş genel başkanı Selahattin Demirtaş da, Kılıçdaroğlu'nun adaylığını kutladıktan sonra, 'Sayın Kılıçdaroğlu'na hayırlı olsun diyoruz; kendisini HDP'ye de bekliyoruz.' mesajı göndermişti...
Ertelemenin ardından bir TV programına katılan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş'a bu çelişkinin nedeni soruldu ve 'Madem ki görüşme tarihini siz belirlediniz. O zaman eş başkanlarınızın deprem bölgesine gitmesine ne sebep vardı? Görüşmeden sonra veya pazar günü gidemezler miydi? Erteleme kararının arkasındaki gerçek neden ne?' sorusu yöneltildi...
Beştaş, bu soruya 'Deprem, sel, Nevruz haftası... Her bir arkadaşımız bir ilde. Aynı zamanda Emek ve Özgürlük İttifakı'nın toplantısı vardı, onun çalışmaları da devam ediyor.' gibi inandırıcılığı olmayan bir cevap verdi...
Beştaş, daha sonra bu görüşmenin gerçekleşmesine karşı olmadıklarını ancak tarihin daha sonra 'karşılıklı istişare' ile belirleneceğini sözlerine ekledi.
***
Bu 'tuhaf' gelişmeler, 'HDP yönetimi içinde bu konuda fikir birliği yok mu?' sorusunu akla getirdi...
Ama öyle olsaydı, HDP yöneticilerinin şu sıralar bir araya gelerek bu konuda bir görüş birliğine varmaya çalışmaları gerekirdi...
Ortada böyle bir çaba da olmadığına göre öyle görünüyor ki her zaman olduğu gibi 'istişare'den önce 'istihare' yöntemi kullanılacak!
***
HDP'nin en büyük sorunu da bu...
Bu partinin 'Türkiye Partisi' olmasını savunan Selahattin Demirtaş, eş başkanlığı döneminde kendi kararlarını kendi alan bir parti yöneticisi olma isteği göstermişti...
Ne var ki, bu 'tarz', kendi partisi içinde bile yeterince destek görmedi.
***
Demirtaş, Kılıçdaroğlu'nun adaylığının ardından partisi ile cumhurbaşkanlığı konusunda görüşme yapılmasına karşı olan Akşener'e hitaben yazdığı yazıda 'HDP yönetimi kendisi için bir şey istemeyecek; kimseyi ayırmadan, 85 milyonun huzurunu, refahını, barışını sağlamak için hazır olduğunu belirtecek' ifadesini kullandı...
Ancak gelişmeler HDP yönetiminin bu anlayışa katılmadığını ve pazarlık etmeden kimseye destek vermeyeceğini gösteriyor...
Unutmayalım, en sıkı pazarlıkçılar, söze 'Ben pazarlık etmem!' diye başlayanlar arasından çıkar.
(Devam edecek)