Önceki yazımızda, Altılı İttifak içinde yaşanan 'bilek güreşi' sonunda Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını kesinleştirdiğini belirtmiş...
'AKP-MHP-BBP tarafından oluşturulan Üçlü İttifak karşısında 20 yıldan bu yana ilk kez bir siyasal iktidar alternatifi oluşturmuş bulunuyor.' demiştik...
Ne var ki Kılıçdaroğlu ve Akşener arasındaki güç mücadelesi bitmiş değil. Yalnızca mücadelenin odak noktası cumhurbaşkanlığı adaylığından HDP ile ilişkiler meselesine kaymış bulunuyor.
***
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in, partisinin son grup toplantısında AKP ile Hüda-Par arasındaki ilişkileri eleştirirken söyledikleri, HDP ile görüşmelere başlayacak olan CHP yönetimine, ondan da öte Altılı Masa içinde yer alan Davutoğlu ve Babacan gibi parti liderlerine yapılmış bir uyarı olarak da kabul edilebilir...
Akşener, o konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı:
'Biliyorsunuz; bekamızın, sözüm ona, yılmaz savunucusu olan, Cumhur İttifakı'na, yeni üyeler katılıyor. Ne diyelim, hayırlı uğurlu olsun. Allah tamamına erdirsin. Bu yeni birliktelikler sonrasında, Sayın Erdoğan ve genişletilmiş Cumhur İttifakı'nın, seçim beyannamesine de artık bazı yeni başlıkların, dahil olduğunu düşünebiliriz.
Mesela; her ne kadar, henüz kendisinin adaylığı, kesinleşmiş olmasa da; genişletilmiş Cumhur İttifakı'nın, cumhurbaşkanı adayı Sayın Erdoğan'ın, seçim beyannamesinde artık; Türkiye'nin, Şeyh Said isyanları nedeniyle, özür dilemesi, tazminat ödemesi var. Özerklik ve federasyon var. Anayasa'nın, ilk 4 maddesinin, değiştirilebileceği var. Andımızı zaten kaldırmışlardı ama, mesela artık; 'Ne mutlu Türküm diyene' yazılarının silinmesi de var. (...) Bu vesileyle, uzunca bir süredir, elinde, vatanseverlik mezurasıyla, ortalıkta gezen arkadaşların, bu son gelişmeler karşısındaki, ibretlik sessizliklerini, tarihe not ediyor; Genişletilmiş Cumhur İttifakı'nın, ezber bozan, bu yeni vaatlerini, Büyük Türk Milleti'nin, takdirine sunuyorum.'
***
Bu uyarının dolaylı muhataplarını böylece not ettikten sonra bir de 'doğrudan' yöneltildiği Cumhur İttifakı içindeki duruma göz atalım...
Orada da işler giderek karışıyor...
Ülkede siyaset normal seyrini izlese Hüda Par'ın Cumhur İttifakına dayattığı koşullara en başta itiraz etmesi gereken MHP'nin bu konudaki sessizliği, bu tür taleplerin o cephede hiç sorun yaratmadığı veya yaratmayacağı anlamına gelmiyor.
***
Cumhur ittifakı'na dahil edilmeye çalışılan Yeniden Refah Partisi'nin cepheye katılmak için öne sürdüğü koşullar ise şimdiden AKP içinde sorun yaratmaya başladı bile...
Bilindiği gibi bu taleplerin en önemlilerinden biri Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un iptal edilmesi...
Bu kanun, TBMM tarafından 8 Mart 2012'de yani AKP iktidarı döneminde kabul edilmişti ve muhalefetin eleştirileri karşısında AKP'nin kadına karşı şiddete karşı olduğunun kanıtı olarak gösterilmekteydi...
Bu nedenle, talep gündeme geldiğinde Aile Bakanı Derya Yanık, '6284 sayılı kanunun ruhuyla ve mevcudiyetiyle varlığı son derece önemlidir. Varlığının tartışmaya açılması dahi bizce kabul edilemez' dedi. Yanık'tan bir gün sonra konuşan AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin de, '6284, bizim için önemli bir konudur ve kırmızı çizgimizdir.' ifadesini kullandı...
AKP'nin kadın bakanı ve bir milletvekilinden gelen bu itirazların Cumhur İttifakının genişletilmesi planları karşısında bir 'kıymet-i harbiyesi' olur mu bilmiyoruz...
Ancak muhalefetin bu konu üzerinden AKP'yi bir hayli yıpratacağı çok açık.
***
Cumhur İttifakı'nın genişletilmesine yönelik girişimlere yapılan itirazlar, yalnızca aralarında Büyük Birlik Partisi'nin de bulunduğu Cumhur İttifakı içindeki bazı güçlerden gelmekle kalmıyor...
İttifaka katılacak partilerin içinden de tepkiler geliyor...
Öyle görünüyor ki, bu 'genişleme' girişimi, önümüzdeki günlerde 'ne getirir, ne götürür?' tartışmasının da genişlemesine yol açacak!
(Devam edecek)