Hakkı yenilmek…
Ortaokul-lise öğrenciliği yıllarında sıkça karşılaşılan bir durumdu.
Eğitim dönemi boyunca, derslerle ilgilenmek yerine haytalık peşinde koşan, sonuçta karnesi kırıklarla dolu olanların başvurduğu bir yöntemdi.
Aslında, büyüklerden azar işitmekten, gelecek tepkilerin şiddetini azaltmaktan başka amacı olmayan bir savunma mekanizmasıydı.
'Ya tutarsa' misali sığınılacak son kaleydi.
Ama hiç bir zaman da işe yaramazdı.
Çünkü inandırıcı hiçbir yanı yoktu.
En yüksek not 10,
En düşük 1.
Sen almışsın 2.
O da öğretmen insaflı davrandığından.
Ne hakkından bahsediyorsun?
Ağustos böceği gibi yan gelip yat,
Çalışkan karınca, 'Üsküdar'ı geçince de' sızlan.
Yaşam, bazen eskiye dair anıları hatıra getiriveriyor aniden.
Okul çağlarının haytalıkları canlanıyor bir bir...
O inandırıcılıktan uzak yalandan 'can simidi gibi' medet umulduğu günler film şeridi gibi geçiyor gözler önünden.
Son günlerde yaşama dair tanıklıklar, bazen toz tutmuş anıları akla getiriyor.
'Hakkım yenildi' yakınmaları, öğrencilik günlerinin sonuç vermeyen mazeretlerini anımsatıyor.
Ama dillerden de düşmüyor;
Belki bir 'teselli limanı' olarak,
Belki de 'kabullenememe' duygusunun bir sonucu olarak.
Çünkü alınan notlar ortada…