'Sudan'daki değişimin şifreleri' konulu yazımıza devam etmeden önce ülkemizi seçimlerin yapıldığı 31 Mart tarihinden bu yana meşgul eden İstanbul seçimleri ile ilgili tartışmanın sonuçlanmasından duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek istiyoruz. Geçersiz oylara yapılan itirazların sonuçlanması üzerine Ekrem İmamoğlu mazbatasını aldı ve görevine başladı. Kendisini kutluyor ve görevinde başarılar diliyoruz.
Toplum olarak önümüzdeki sorunlara yoğunlaşmamız açısından bu seçimle ilgili tartışmaların bitmesi son derece yararlı olacaktır. Umarız hiç olmazsa bu aşamadan sonra yeni zorlamalarla toplum daha fazla gerilmez!
***
Sudan krizi ile ilgili yazımızın devamına gelince...
Sudan bize uzak gibi görünse de oldukça yakın bir ülke. Bu yakınlık yalnız iki ülke arasında değil, aynı zamanda ülkelerin yönetimleri açısından da geçerliydi... Darbeden sonra yaşanabileceklerin bu durumu değiştirip değiştirmeyeceğini zaman gösterecek...
Bugünden yapabileceğimiz ise ipuçlarını bir araya getirmek ve belirli öngörülerde bulunmak.
***
Sudan Hükümetinin karşısındaki en önemli sorunlardan biri bir önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi ayrılıkçı akımlarla mücadeleydi...
Günümüzde bağımsızlığını ilan ederek ayrı bir devlet haline gelmiş bulunan Güney Sudan'ın ayrılmasıyla bu sorun ortadan kalkmadı...
Halen Darfur'da ayrılıkçı güçler Sudan yönetimine karşı mücadeleyi sürdürüyor.
***
Güney Sudan ve Darfur'daki mücadeleler genellikle Batılı hükümetler tarafından desteklenmiş ve bunun sonucunda devrik Sudan diktatörü El Beşir hakkında, henüz iktidardayken Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından tutuklama kararı çıkarılmıştı... ABD, bununla da yetinmemiş, Sudan Hükümetine karşı yaptırımlar uygulamıştı...
Bu yaptırım ve cezaların gerekçesi genellikle 'savaş suçları'ydı...
Son olarak 29 Aralık 2016'da Uluslararası Af Örgütü, Sudan Hükümeti'ni Darfur'da kimyasal silah kullanarak 250 kişinin ölümüne neden olmakla itham etmişti.
***
El Beşir Hükümeti, Batı'nın bu tür suçlama ve yaptırımlarına karşı Rusya ve Çin ile iyi ilişkiler geliştirmiş, 2017 yılında Rusya ile bir nükleer santral anlaşması yapmıştı...
Bunun yanı sıra 2018 Eylül'ündeki Çin-Afrika İşbirliği Forumu Zirvesi'nde Sudan ve Çin arasında, ekonomik birçok alanda bir dizi anlaşma imzalanmıştı... Bu anlaşmalar arasında petrol üretimini geliştirmeyi ve Kızıldeniz kıyısındaki Port Sudan Limanından Çad'ın başkentine kadar uzanan bir kıtasal demiryolu inşa etmeyi öngören iki önemli ekonomik anlaşma da vardı.
Rus jeopolitik uzmanı yazar Andrew Korybko, Sudan'daki yeni askeri yönetimin, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ve arka plandaki liderliği ABD ile işbirliğini geliştireceği, ancak Rusya, Çin ve Türkiye'yle ilişkileri de sürdüreceği tahmininde bulundu...
Bu nedenle olsa gerek, Rusya, Çin ve Türkiye, Sudan'daki darbe ile ilgili olarak 'ılımlı' sayılabilecek açıklamalar yapmakla yetindiler.
***
Geleceğe yönelik bir tahminde bulunmak gerekirse, El Beşir'in devrilmesine kadar ABD ile gerginlik Rusya ve Çin'le 'dostluk' ekseninde gelişen Sudan'ın dış ilişkilerinin bu aşamadan sonra iki uluslararası güç odağı arasında bir 'denge' politikası yönünde gelişeceğini söyleyebiliriz.
Bunun sonucunda El Beşir döneminde konulmuş olan yaptırımlar muhtemelen kalkacak ve Sudan büyük güçler arasında bir 'etki savaşı'nın odağı olacaktır...
Sudan'ın Nil'in yatağını elinde tutan ve Kızıl Deniz'in Suudi Arabistan'ın tam karşısındaki kıyı şeridini elinde bir ülke olması bu çekişmenin kolay kolay sona ermeyeceğini göstermektedir; çünkü bu aşamadan sonra ne ABD, ne de Rusya ve Çin elde ettiği mevzileri kolayca terk etmeyecektir.
***
Türkiye-Sudan ilişkilerinin geleceği konusuna gelince...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Aralık 2017'de Sudan'a yaptığı ziyaretin ardından iki ülke arasındaki ilişkiler hızlı bir gelişme sürecine girmişti...
Bu ziyaret sonrasında 22 anlaşma imzalanmış ve 5 yılda 10 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşma hedefi konulmuştu...
Ayrıca, Kızıldeniz'de Mısır kıyılarına yakın Sevakin Adası Türkiye'ye tahsis edilmiş, bu olay üzerine Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin gerginliğini hatırlatan Mısır medyası, anlaşmanın asıl amacının adada bir Türk donanma üssü kurulması olduğunu ileri sürmüştü...
Son rejim değişikliğinin ardından Türkiye-Sudan ilişkilerinin biraz daha 'mesafeli' olacağını söylemek kehanet sayılmaz.