Mevzuatın kağıt üzerinde kalmaması gerektiğini belirten Sayar, iş güvenliği uzmanlarının yaşadığı yapısal sorunlara ve çözüm yollarına da dikkat çekti.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından iş kazaları ile meslek hastalıklarının önlenmesini teşvik etmek amacıyla ilan edilen 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü kapsamında konuşan İSGDER Genel Başkanı Osman Sayar, Türkiye’deki mevcut durumu değerlendirdi. Sayar, "sıfır kaza" hedefinin bir slogandan öteye geçmesi için mevzuatın ötesinde, sahada uygulanabilir ve sürdürülebilir bir modelin şart olduğunu belirtti.

"SIFIR KAZA SLOGAN OLMAKTAN ÇIKMALI"
28 Nisan’ın asıl hedefi olan güvenli çalışma ortamı ve sıfır kaza hedefine yönelik Türkiye’de atılması gereken öncelikli adımları değerlendiren Osman Sayar, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye’de temel ihtiyaç, mevzuattan çok etkin ve sürdürülebilir uygulamadır. Öncelikle, reaktif yaklaşımdan çıkılarak proaktif risk yönetimi benimsenmeli; ramak kala bildirimleri ve dinamik risk değerlendirmeleri sahada aktif şekilde kullanılmalıdır. Güvenlik kültürü tüm organizasyona yayılmalı, çalışanların 'işi durdurma hakkı'nı çekinmeden kullanabildiği, geri bildirimlerin teşvik edildiği ve cezalandırılmadığı bir çalışma ortamı oluşturulmalıdır. Eğitimler, teorik anlatım yerine davranış odaklı ve uygulamalı hale getirilmeli; denetimler ise belge kontrolünün ötesine geçerek sahadaki gerçek riskleri hedef almalıdır. Sonuç olarak, üst yönetimin sahiplenmesiyle desteklenen güçlü bir uygulama disiplini, Türkiye’yi 'sıfır kaza' hedefine yaklaştıracaktır."
"RİSK DEĞERLENDİRMELERİ STATİK DOKÜMANLAR OLMAKTAN ÇIKARILMALIDIR"
Mevzuattaki düzenlemelerin sahada neden beklenen somut sonuçları vermediği ve uygulama başarısını artırmak için hangi noktalara ağırlık verilmesi gerektiği sorusu üzerine konuşan Osman Sayar, asıl meselenin kağıt üzerindeki sistemin gerçek hayata entegre edilmesi olduğunu belirtti. Sayar, güçlü bir mevzuatın tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak şunları kaydetti:
"İş sağlığı ve güvenliği alanında güçlü bir mevzuat altyapısına sahip olmak tek başına yeterli değildir; asıl belirleyici olan, bu düzenlemelerin sahada ne ölçüde karşılık bulduğudur. Türkiye’de uygulama başarısını artırmak için odağın, sistemlerin kağıt üzerinde kalmasından ziyade sahaya entegre ve sürdürülebilir bir uygulama yaklaşımına kaydırılması gerekmektedir. Bu noktada öncelikle risk odaklı ve dinamik yönetim anlayışı benimsenmelidir. Risk değerlendirmeleri statik dokümanlar olmaktan çıkarılmalı, ramak kala bildirimleri ve saha gözlemleri ile sürekli güncellenen canlı bir yapıya dönüştürülmelidir."
"DENETİM MEKANİZMALARI REHBERLİK ETMELİ"
Uygulamanın başarıya ulaşması için sadece kağıt üzerinde değil, yönetimsel bir kararlılık gerektiğini de hatırlatan Sayar, denetim süreçlerinin ve çalışan katılımının önemine şu sözlerle dikkat çekti:
"Üst yönetimin aktif sahiplenmesi kritik önemdedir. İş sağlığı ve güvenliği (İSG) performansının kurumsal hedeflerle ilişkilendirilmesi ve ölçülebilir göstergelerle takip edilmesi, uygulamada ciddi fark yaratacaktır. Diğer yandan, denetim mekanizmalarının sahaya odaklanması ve rehberlik edici bir nitelik taşıması gerekmektedir. Özellikle alt işveren yapılarında standartların bütüncül şekilde uygulanması ve sıkı denetimi, kazaların azaltılmasında belirleyici bir rol oynar. Bu süreci destekleyen bir diğer unsur ise çalışan katılımı ve güvenlik kültürüdür. Sonuç olarak, mevzuatın etkinliği; güçlü liderlik, saha odaklı uygulama ve katılımcı bir güvenlik kültürü ile doğrudan ilişkilidir."
"YETKİ–SORUMLULUK DENGESİZLİĞİ KABUL EDİLEMEZ"
Sahada ter döken iş güvenliği uzmanlarının en çok şikayetçi olduğu yapısal sorunları ve çözüm bekleyen taleplerini değerlendiren Osman Sayar, uzmanların üzerindeki hukuki yük ile yetki alanı arasındaki dengesizliğe dikkat çekerek şunları söyledi:
"İSG sisteminin sahadaki en kritik aktörlerinden biri olan iş güvenliği uzmanları, mevzuatın uygulanmasında kilit rol üstlenmelerine rağmen önemli yapısal sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sorunların başında, yetki–sorumluluk dengesizliği gelmektedir. İş Güvenliği Uzmanları, çoğu işyerinde karar verici değil, danışman ve yönlendirici konumdadır; buna rağmen sonuçlardan birincil derecede sorumlu tutulmaları kabul edilemez. Uzmanlar, hukuki sorumluluk taşırken çoğu zaman karar alma ve uygulama yetkisinden yoksun kalmakta, bu durum sahadaki etkinliklerini sınırlamaktadır."
"UZMANLAR UYGULAMA YERİNE EVRAK TAMAMLAMA SÜRECİNE SIKIŞMAKTADIR"
Sahanın gerçekleri ile üretim baskısı arasındaki çatışmanın uzmanların çalışma süresini kısıtladığını belirten Sayar, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
"Bir diğer önemli sorun, işveren baskısı ve üretim önceliği nedeniyle İSG kurallarının geri planda kalmasıdır. Özellikle alt işveren yapılarında standartların korunması zorlaşmakta, uzmanlar çoğu zaman uygulama yerine 'evrak tamamlama' sürecine sıkışmaktadır. Buna ek olarak, yoğun iş yükü ve çok tehlikeli sınıfta dahi yetersiz süreler, sahaya ayrılması gereken zamanı kısıtlamaktadır."
"ÖNERİLERİN BAĞLAYICILIĞININ ARTIRILMASI STRATEJİK BİR GEREKLİLİKTİR"
Sistemin iyileştirilmesi için uzmanların beklentilerini net bir şekilde sıralayan Sayar, bu adımların sadece mesleki bir iyileştirme değil, bir zorunluluk olduğunu vurguladı:
"Uzmanların beklentileri ise; daha çok uygulamayı güçlendirecek yapısal düzenlemeler etrafında şekillenmektedir. Yetki alanlarının netleştirilmesi, önerilerinin bağlayıcılığının artırılması, etkin ve sahaya inen denetim mekanizmaları ile desteklenmeleri öncelikli talepler arasındadır. Ayrıca, mesleki bağımsızlığın korunması, eğitimlerin niteliğinin artırılması ve iyi uygulamaların teşvik edilmesi de öne çıkan beklentilerdir. Sonuç olarak, iş güvenliği uzmanlarının sahadaki etkinliğini artırmak; yalnızca mesleki bir iyileştirme değil, aynı zamanda iş kazalarının önlenmesi açısından stratejik bir gerekliliktir. Bu doğrultuda atılacak adımlar, sistemin bütününe doğrudan olumlu yansıyacaktır."
"TOPLUMUN TÜM KATMANLARINA YAYILAN BİR YAŞAM GÜVENLİĞİ KÜLTÜRÜ"
İSGDER’in yeni dönem hedeflerini paylaşan Genel Başkan Osman Sayar, iş sağlığı ve güvenliğini sadece fabrika duvarlarıyla sınırlı görmediklerini, bu bilinci toplumun her kesimine yayılan bir "yaşam güvenliği kültürüne" dönüştürmeyi hedeflediklerini belirtti. Bu vizyon doğrultusunda Türkiye'nin ilk sivil toplum İSG platformunu kurarak güçlü bir iş birliği zemini oluşturduklarını ifade eden Sayar, herhangi bir kurumsal destek almadan yürüttükleri faaliyetlere dikkat çekti:
"Eğitim faaliyetlerimizde; özellikle yaşam güvenliği, yüksekte çalışma ve kurtarma eğitimleri gibi kritik alanlarda, uzmanlara ve topluma yönelik ücretsiz programlar yürütmeye devam ediyoruz. Aynı zamanda üniversiteler, MEB’e bağlı kurumlar ve belediyelerle iş birliği içinde güvenlik kültürü farkındalık seminerleri düzenliyoruz."
ULUSLARARASI TECRÜBE VE SEKTÖREL STANDARTLAR
Derneğin uluslararası vizyonuna da değinen Sayar, ÇASGEM ile birlikte Avrupa’daki iyi uygulamaları Türkiye’ye entegre etmek için çalıştıklarını söyledi. AB ve KOSGEB projeleriyle KOBİ’lerde risk yönetimi ve sosyal sigorta sistemleri üzerine yoğunlaştıklarını; DGUV ve AUVA gibi köklü kurumlarla incelemeler yaptıklarını belirten Sayar, teknik çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi:
"TS EN standartlarına katkı sunarak iş kollarına özgü güvenlik normlarının gelişmesine destek veriyor, 6331 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklere yönelik görüş ve önerilerle kamuoyu farkındalığını artırıyoruz."
"ANAOKULDAN LİSEYE KADAR GÜVENLİK KÜLTÜRÜ"
Osman Sayar, İSGDER’in nihai hedeflerini sıralarken; sivil toplumla bütünleşmiş, sendikalar aracılığıyla çalışanlara yaşam güvenliği felsefesini yaymış ve devletle entegre olmuş bir yapı hayal ettiklerini vurguladı. Özellikle eğitim sistemine dair stratejik hedeflerini ise şu sözlerle ifade etti:
"Temel hedeflerimiz; sivil toplumla birlikte toplumsal güvenlik bilinci oluşturmak, sendikalar aracılığıyla yaşam güvenliği felsefesini tüm çalışanlara yaymak ve MEB ile iş birliği içinde anaokuldan liseye kadar güvenlik kültürü kazandırmaktır. Devlet–sivil toplum bütünleşmesiyle entegre bir İSG kültürü oluşturmak, İş Güvenliği Uzmanlarının sorunları ile hem hal ve yanlarında olmak ve güvenlik bilincini en uç noktaya kadar yaygınlaştırmaktır. İSGDER’in yaklaşımı; yalnızca işyerinde değil, hayatın her alanında güvenliği bir kültür haline getirmek üzerine kuruludur."





