Ulus Meydanı'nda bulunan I. TBMM Binası, hem Kurtuluş Savaşı’nın kritik kararlarının alındığı hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinin şekillendiği en önemli yapılardan biri. 1916 yılında İttihat ve Terakki Fırkası binası olarak kullanılmak üzere inşasına başlanan yapı, Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın emriyle Mimar Salim Bey tarafından projelendirilmiş, yapım işi ise Askerî Mimar Hasip Bey’e verilmiş.
Binanın büyük bölümü inşa edilmiş ancak Birinci Dünya Savaşı’nın devam etmesi, malzeme sıkıntısı ve İttihat ve Terakki Fırkası’nın kapanması nedeniyle çatı ve bazı bölümler bitirilememiş.

MİLLETİN DESTEĞİ İLE TAMAMLANDI
Mondros Mütarekesi sonrasında Anadolu’daki direniş hareketi büyürken, 16 Mart 1920’de İstanbul resmen işgal edildi ve Osmanlı Meclis-i Mebusanı çalışmalarını durdurdu. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa, millet iradesini temsil edecek yeni bir meclisin Ankara’da toplanması çağrısında bulundu. Anadolu’nun farklı bölgelerinden seçilen temsilciler Ankara’ya gelmeye başladı ve yeni yönetim merkezi için hazırlıklar hız kazandı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün Ankara’yı Milli Mücadele’nin merkezi olarak belirlemesinin ardından yeni Meclis için uygun bina arayışı başlandı. Ankara’da gerekli büyüklükte ve donanımda başka bir yapı bulunmadığı için yarım kalan bina Meclis olarak kullanılmak üzere hazırlandı.
Ankara halkı, 20. Kolordu askerleri ve Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti binanın tamamlanmasına destek verdi. Evlerden getirilen kiremitler ve çeşitli malzemelerle yapı kısa sürede kullanıma hazır hale getirildi.

23 NİSAN 1920'DE DUALARLA AÇILDI
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Temsil Heyeti adına Mustafa Kemal Paşa'nın 21 Nisan 1920'de yayımladığı tamim gereğince; Hacı Bayram-ı Veli Camii'nde kılınan cuma namazını takiben dualar eşliğinde kurbanların kesilmesinin ardından coşkulu bir törenle 23 Nisan 1920'de açıldı.
Meclis ilk gün 115 temsilci ile toplandı. Açılış konuşmasını en yaşlı üye sıfatıyla Sinop Milletvekili Şerif Bey yaptı. Şerif Bey, millet iradesinin esareti reddettiğini vurguladı. Ertesi gün kürsüye çıkan Mustafa Kemal Paşa ise tarihe geçen sözünü söyleyerek yeni dönemin ruhunu ilan etti: "Artık yüce Meclisin üzerinde bir güç yoktur."

BAĞIMSIZLIK YOLU BU BİNADA ÇİZİLDİ
1920–1924 yılları arasında bu binada yalnızca devletin kuruluş adımları atılmadı; Kurtuluş Savaşı’nın askeri ve siyasi kararları da burada alındı. Cephe stratejilerinin belirlenmesi, düzenli ordunun kurulması ve bağımsızlık mücadelesinin yönetimi bu binadan yürütüldü.
Aynı dönemde 1921 Anayasası’nın kabulü, İstiklal Marşı’nın kabulü, Saltanatın kaldırılması, Ankara’nın başkent oluşu ve Cumhuriyetin ilanı gibi Türk tarihini şekillendiren kararlar da bu salonda karara bağlandı.

1981 YILINDA MÜZE OLARAK HİZMETE GİRDİ
Meclisin ikinci binasına taşındığı 18 Ekim 1924’ten sonra yapı, farklı kurumlara hizmet verdi. Bir süre Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi olarak kullanılan bina, ardından Ankara Adliye Hukuk Mektebi’ne ev sahipliği yaptı. 1952’de Millî Eğitim Bakanlığı’na devredilen yapı için müze olarak değerlendirilmesi fikri 1957 yılında gündeme geldi. Yapılan hazırlıkların ardından bina 23 Nisan 1961’de “Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi” adıyla ziyarete açıldı.
Yapı, 1981 yılında kapsamlı bir restorasyondan geçti. Teşhir alanlarının yenilenmesinin ardından aynı yıl “Kurtuluş Savaşı Müzesi” adıyla yeniden hizmete girerek bugün başkentin en çok ziyaret edilen tarihi yapılarından biri hâline geldi.
MÜZENİN BÖLÜMERİ

Müze girişinde döneminde mescit olarak kullanılan ve sade bir görünümü olan oda yer alıyor.

Mecitin hemen yanında Mustafa Kemal Paşa’nın çalışma odası ve aynı zamanda yaver odası olarak da kullanılan Meclis Başkanı odası yer alıyor. Odada Mustafa Kemal Paşa tarafından kullanılan şahsi eşyalar sergileniyor.



Müzenin en ilgi çekici bölümü Genel Kurul Salonu. Tekne tavanla örtülü olan salonun ortasında Başkanlık Divanı ve konuşmacı kürsüsü yer alıyor. Kürsünün arkasında “İş konusunda onlarla istişare et” anlamına gelen “Ve Şâvirhüm fi’l emr” yazılı hat levhası bulunuyor. Kürsünün önünde zabıt kâtipleri, karşısında Bakanlar Kurulu, yanlarda ise milletvekili sıraları yer alıyor.
Salonda ayrıca diplomatik temsilciler, milletvekilleri ve basın için ayrılmış balkon bölümleri bulunuyor. Atatürk büstü, kürsü, sıralar ve döneme ait objeler de salonda sergileniyor.


1920–1924 yılları arasında Başkâtip (dönemin TBMM Genel Sekreteri) tarafından kullanılan bu oda, İstiklal Marşı’nın kabulünün 100. yılı anısına İstiklal Marşı Anı Odası olarak yeniden düzenlenmiş.
Odada, Burdur milletvekili ve Millî Şair Mehmet Âkif Ersoy’un Tâceddin Dergâhı’nda yaşadığı döneme ait kişisel eşyaları ve 2018 yılında Mehmet Akif Ersoy'un ailesine verilen Cumhurbaşkanlığı Vefa Ödülü sergileniyor.

Riyaset (Başkanlık) Divanı odası olarak kullanılan bu bölüm, bina yetersizliği nedeniyle ilk dönemlerde İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) toplantılarına da ev sahipliği yapmış. Mustafa Kemal Atatürk’ün zaman zaman bu odada çalıştığı da bilinmekte.

Tutanak ve kanunlar kalemleri, evrak ve yazı işleri kalemi, müdür, muavin, kâtip ve memurların bir arada bulunduğu "Kalem" olarak adlandırılan bu Katipler Odasında zabıt kâtipleri tarafından kullanılan evrak dolapları, okul sıraları, hokka takımları sergileniyor.



Milletvekilleri tarafından oturum aralarında kulis olarak kullanılan bu bölüm, dinlenme ve görüşme alanı olarak da değerlendirilmiş. Salonda Mustafa Kemal Atatürk ve milletvekillerine ait şahsi eşyalar ile 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası üzerine çekilen ilk bayrak sergileniyor.

Döneminde Encümen (Komisyonlar) Odası olarak kullanılan bu bölümde, Millî Mücadele’nin silah ve haberleşme gücünü yansıtan su soğutmalı ve şeritli makineli tüfekler, ateşli ve kesici silahlar, manuel telefon santrali, şifre makinesi, manyetolu telefon (sahra telefonu), telgraf alıcı-verici, Mors yazıcı ve arazi dürbünü gibi eserler sergileniyor.


Yapının ana koridorunda, sağ ve sol duvarlarda Cumhuriyet Dönemi ressamlarına ait yağlı boya tablolar ile Genel Kurul Salonu’ndaki oturumu gösteren fotoğraflar sergileniyor.

23 NİSAN'DA ZİYARETÇİ YOĞUNLUĞU BEKLENİYOR
Ulus’ta bulunan Kurtuluş Savaşı Müzesi, haftanın altı günü ziyaretçilerini ağırlıyor. Müze Kart ile giriş yapılabilen tarihi yapı, özellikle resmi bayramlar ve özel günlerde yoğun ilgi görüyor. Müze yetkililerinden edinilen bilgiye göre 23 Nisan haftasında öğrenciler, aileler ve yerli turistlerin ziyaretlerinde artış yaşanması bekleniyor.

106 YILDIR MİLLİ EGEMENLİĞİN SİMGESİ
106 yıldır ayakta duran I. TBMM Binası, yalnızca taş ve duvarlardan oluşan bir yapı değil, Türkiye’nin bağımsızlık iradesinin ve milli egemenlik anlayışının en güçlü sembollerinden biri olmayı sürdürüyor. Kurtuluş Savaşı’nın yönetildiği, Cumhuriyet’e giden yolun çizildiği bu tarihi bina, bugün müze kimliğiyle geçmişin izlerini geleceğe taşıyor.





