İonesco'yu bilir misiniz?

Rumen yazar, 'Uyumsuz tiyatro'nun öncüsü İonesco'yu?

Öyle oyunlar yazmıştır ki, birey olarak bu dünyada var olmamızı, olmamamazı sorgulatır bizlere…

O oyunlardan birisidir 'Comment s'en Débarrasser.'

Türkçe söylersek:

'Bundan Nasıl Kurtulmalı'.

***

Ben oyunun adını başlığa taşırken küçük bir oyun yaptım. İlk hecenin üzerine kesme koydum. Özelllikle… Bu yıllarımıza, 'Bun' yıllarımıza gönderme olarak…

Şimdilik onu unutup sürdürelim söyleşmeyi…

İonesco'nun bu oyunu Türkçeye çevrilmiş ve oynanması için, repertuara alınması için yani, Devlet Tiyatroları'na gönderilmiştir.

Yıl 1955.

Oyun sahnelenmemiştir bir türlü.

Neden mi?

Nedeninde hem büyük bir kahkaha var, hem de Türkiye'mizin gerçeği…

O yıllarda Devlet Tiyatrosu Rejisörü olan Mahir Canova'nın tanıklığından yola çıkarak söylersem…

Oyun seçici kurulun önüne geldiğinde denmiştir ki:

'Bırak canım çevirmen daha Unesco'nun ne olduğundan habersiz, İonesco diye yazmış, önce bunu öğrensin.'

***

Yazar olmanın sorumluluğu vardır. Bireyi olduğunuz toplum ve dünyamızda sorunlar ne kadar büyürse, yazarın sorumluluğu da o kadar artar. Yazmanın, kurgusal dünyalar kurmanın büyüsünü yaşarken toplumsal sorunların ağırlığını duyumsarsınız kaleminizin üzerinde. Gerçekte bu insan olma bilincine ermiş herkesin üzerinde duyumsadığı bir ağırlıktır. Siz bu sorumluluğun ağırlığını duyar ve ona göre davranırsınız da, duyarsızlıkla kuşatılmışsanız sanki suya yazıyormuş duygusu yaşarsınız. Yazarı karamsarlığa, küskünlüğe sürükleyip belki de yazmaktan bile vazgeçirecek bir tablodur bu!

Türkiye iklimi ise tam da buna uygun… Hem de bu yıldan, son yıllardan, son on yıllardan söz etmiyorum. Hep böyleydi sanki…

Doğal olarak işte böyle bir iklimin yazarıydı 'Bundan Nasıl Kurtulmalı'yı çeviren Adalet Ağaoğlu da…

Özlemi, toplumsal yaşamın daha güzel olduğu ve yazarların, sanatçıların baskı altında tutulmadığı günlereydi. Bundandır ki, 8 Ocak 1971'de şunları yazmıştı günlüğüne (*):

'XXI. yüzyılda insanın bütün uğraşı, bilim ve sanat olacak. Yaratıcılık. Yaratım. (Bugünkü yumurtam bu.)'

***

Adalet Ağaoğlu, 21. yüzyılı, yani bugünleri, böyle düşler ama,Türkiye'nin aydınlığa çıkmasının önünde nice engel vardır. En başta gelen engelse cehalet… Onun günlüğünden aktardığım olay, bunun en güzel örneği…

Cehalet… Artık ödüllendirilen… Üniversite yöneticilerimizin bile sevdiği…

Cehalet…

Neylersin, andığım anekdotta çevirdiği oyun üzerinden cehaletin sefaletini gösteren Adalet Hanım, o gösterdiği sefalete yaklaşık otuz yıl sonra 'evet' dedi…

Hem de önüne, 'yetmez ama…'yı ekleyerek…

Sorumlularındandır bugünkü 'bun'un…

***

Özeti şu ki, kendi yazdıklarıyla ördüğü ütopyayı, kendi eylemiyle öldürendir Adalet Ağaoğlu…

Bugün bir alacakaranlıktaysak, sorumlusu olan aydınlardandır…

***

Bu dünyaya veda edip giderken ne güzel romanlar bıraktı geride. Hep anımsanacak, hep tartışılacak…

Ama 'Hayır'ı kadar 'evet'i de anımsanacak…

______________

(*) Adalet Ağaoğlu, Damla Damla günler 1 (1969-1977), Alkım Yayınevi, Alkım Yayınları'nda Birinci Baskı: Ekim 2004, Ankara.