Ayasofya'nın müzeden camiye çevrilmesinin ABD ve Rusya ile ilişkilerimiz üzerindeki etkileri ile ilgili son yazımızda, ABD'nin uzun yıllardır Vatikan ile işbirliği halinde yürüttüğü 'dini siyasete alet etme' politikasına son yıllarda Fener Ortodoks Partrikhanesini 'Vatikanlaştırma' siyasetini de eklediğini belirtmiş ve 'Burada FETÖ'nün ülkemizde oynadığı rolü ve onun geliştirdiği 'dinler arası diyalog' tezini hatırlatmadan geçemeyeceğiz.' demiştik.
***
ABD ve dünyada faaliyet gösteren hemen tüm Ortodoks ve Katolik Kiliseleri temsil eden Ulusal Kiliseler Birliği'nin (NCC: National Council of Churches ) Ayasofya'nın camiye çevrilmesi ile ilgili yaptığı son açıklama bu açıdan önemlidir...
ABD'deki 38 Hıristiyan inanç grubunu temsil eden ve ülkenin en büyük 'ekümenik organı' olarak kabul edilen bu kuruluşun 14 Temmuz 2020 tarihinde Amerikadaki Ortodoks Rumların yayın organı 'Orthodox Observer News' adlı on-line yayın organında yayınlanan açıklamasında, Ayasofya'nın yaklaşık bin yıl boyunca dünya Hıristiyanlığının merkezi olduğunu vurgulanmakta ve İstanbul'un fethinden sonra geçen beş yüz yıl boyunca cami olarak kullanılmasına karşın Hıristiyanlığın sembolü olmaya devam ettiğini savunulmaktadır...
İşin ilginci, açıklamada, Ayasofya'nın camiye çevrilmesi olayıyla Bosnalı Müslümanlara yönelik Srebrenitsa katliamı aynı kefeye konulmakta ve bu tür olayların önlenmesi için 'dinler arası diyalog' önerilmektedir.
***
Bu gelişmeler, Trump'ın sessizliğini korumasına karşın ABD'de Ayasofya konusunu gündemde tutmaya kararlı bir lobi oluştuğunu göstermektedir...
Başkanlık seçimi için belirlenen tarih yaklaştıkça bu lobinin hareketleneceğini tahmin etmek zor değildir...
Demokratların başkan adayı Joe Biden bu havayı görmüş ve yaptığı açıklama ile kampanyayı sahiplenmiştir.
***
NCC tarafından yapılan açıklamanın bir diğer ilginç yönü, Konseyin Ayasofya konusundaki düşüncelerinin 'diyalog ortağı' olarak nitelenen ISNA (Islamic Society of North America) tarafından da desteklendiğini iddia etmesidir...
Kuzey Amerika'daki en büyük Müslüman organizasyon olarak tanınan ISNA, 'İbrahimi dinler arası diyalog' çalışmalarıyla tanınmakta ve ABD'deki Yahudi kuruluşları ile de yakın ilişkiler içinde bulunmaktadır...
2003 yılında ABD Senatosu'na kuruluşla ilgili bilgi veren Dr. Michael Waller, ISNA'yı, 'ABD ve Kanada'da Vahabi (Suudi) siyasal, ideolojik ve teolojik altyapının geliştirilmesi için kurulmuş etkili bir cephe' olarak tanımlamıştır.
***
Bu gelişmeler, tüm dünyada Hıristiyanlığı temsil eden kuruluşlar Ayasofya'nın camiye çevrilmesini kınamakta birleşirken Suudi Arabistan, Körfez Emirlikleri ve Mısır gibi bazı Müslüman Arap devletlerinin olay karşısında sessizliğini korumasını anlamamızı sağlamaktadır...
Bu ülkelerde etkili bazı din adamları ise sessizliklerini bozarak kararı açıkça kınamışlardır...
Örneğin, 'Dünyanın en büyük İslam üniversitesi' olarak nitelenen Mısır'daki El-Ezher'in, eski İmam Yardımcısı Abbas Şuman, 'Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesi İslam'ın öğretileriyle çelişmektedir' açıklamasını yapmış, yine Ezher hocalarından Sa'düddîn el-Hilalî, 'Ayasofya'da namaz kılmanın haram olduğunu' savunmuştur.
***
Bu gelişmelerin de gösterdiği gibi olaya yaklaşım genelde siyasaldır...
Daha açık olarak söylersek, Ayasofya'nın camiye çevrilmesi, ister Ortodoks, ister Katolik, Müslüman ya da Yahudi olsun en çok ABD denetiminde ya da onun politikalarını destekleyen kuruluş ve kişileri rahatsız etmiş bulunmaktadır...
Çünkü, hangi amaçla alınmış olursa olsun bu karar, ABD'nin uygulamaya çalıştığı, Fener Rum Patrikhanesi aracılığıyla dünya Ortodokslarını Moskova Patrikliğinin (dolayısıyla Rusya'nın) etki alanından çıkarma planını sekteye uğratacaktır ...
Putin'in bu olay karşısında sessizliğini korumasının ve Kremlin'den yapılan muhtelif açıklamalarda konunun Türkiye'nin bir iç meselesi olduğu söylenerek tepki gösterilmemesinin sebebi de budur...
Yarın, olayın Rusya cephesindeki yansımalarını daha geniş ele alacağız.