Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Ankara, Anadolu'nun küçük bir kasabasından hızla modern bir başkente dönüşürken, Ulus Meydanı ve çevresi de kentin kalbi haline geldi. Bu meydandan Çankaya yönüne uzanan ve bugün Atatürk Bulvarı olarak bilinen yolun ilk bölümü, erken Cumhuriyet yıllarında farklı bir isimle anılıyordu.
Ulus’ta bugün Ziraat Bankası Genel Müdürlük Binası’nın bulunduğu yerde, Selçuklu dönemine ait Kızılbey Camii ve Türbesi’nin yer aldığı küçük bir külliye bulunuyordu. Bu nedenle cadde uzun süre “Kızılbey Yolu” olarak anıldı.
1920’li ve 1930’lu yıllarda art arda inşa edilen banka genel müdürlükleri ve kamu yapılarıyla birlikte cadde yeni bir kimlik kazandı. Ekonomik ve idari kurumların bu hat üzerinde yoğunlaşması, caddenin halk arasında “Bankalar Caddesi” olarak adlandırılmasına yol açtı. Böylece bölge, genç Cumhuriyet’in kurumsallaşma ve ekonomik yapılanma sürecinin simgesel merkezlerinden biri haline geldi.
Cadde boyunca yükselen yapılar, simetrik cepheleri, anıtsal girişleri ve taş süslemeleriyle dönemin mimari anlayışını yansıtırken Ankara’nın modern bir başkent olarak inşa ediliş sürecine de ışık tutuyor. Cadde bugün itibariyle Türkiye İş Bankası’ndan Ziraat Bankası’na; Ankara Vakıf Eserleri Müzesi’nden Devlet Opera ve Balesi’ne kadar birçok binayı barındırıyor.

Zafer Anıtı
1925 yılında Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel’e sipariş edilen Zafer Anıtı, 24 Kasım 1927’de dönemin Hâkimiyet-i Milliye Meydanı’na yerleştirildi. Viyana’da dökülen eser, meydan düzenlemeleri sırasında bugünkü konumuna taşındı. Atatürk’ün asker kimliği yerine ileri görüşlü bir lider olarak tasvir edildiği anıtta, kaide kabartmalarında Kurtuluş Savaşı, halkın dayanışması ve Ankara’ya geliş süreci anlatılıyor. Bronz Mehmetçik figürleri ile mermi taşıyan kadın figürü ise millî mücadelenin toplumsal dayanışmasını simgeliyor.

Türkiye İş Bankası İktisadi Bağımsızlık Müzesi
1929 yılında mimar Giulio Mongeri tarafından İş Bankası’nın üçüncü genel müdürlük binası olarak tasarlanan ve bugün Türkiye İş Bankası İktisadi Bağımsızlık Müzesi olarak kullanılan yapı, Osmanlı ve Selçuklu mimarisinden izler taşıyan cephesiyle Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın güçlü örnekleri arasında yer alıyor. Genel müdürlüğün taşınmasının ardından farklı birimlere ev sahipliği yapan bina, daha sonra müzeye dönüştürüldü. Bodrum katındaki kiralık kasa dairesi, girişteki banko ve vezneler ile üst katlardaki toplantı salonları ve sergi alanları yapının özgün işlevini yansıtmayı sürdürüyor. 22 Ekim 1929’da Atatürk’ün ağırlandığı toplantı odası da bu bina içinde bulunuyor.

Eski Sümerbank Binası
Alman mimar Martin Elsaesser tarafından tasarlanan ve 1930’lu yıllarda inşa edilen yapı, Ankara’nın ilk lokantası Karpiç’e ev sahipliği yapan Taşhan’ın yerine yapıldı. Beş katlı ana blok ve ön bölümden oluşan bina, satış mağazası ve banka şubesini de barındıracak şekilde planlandı. Giriş bölümünde Ankara taşı kullanılan yapı, sade ve modern cephe anlayışıyla dönemin mimari yaklaşımını yansıtıyor. Günümüzde Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi tarafından kullanılıyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Ulus Binası
Clemens Holzmeister tarafından tasarlanan ve 1931–1933 yılları arasında inşa edilen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Ulus binası, bodrum üzerine yükselen beş katlı simetrik bir taş yapı olarak dikkat çekiyor. Ortada içeri çekilmiş cephe düzeni, siyah dikey bantlar ve yatay parapet hattı yapının karakteristik unsurlarını oluşturuyor. Giyotin sistemli pencereleri ve güçlü simetrisiyle yapı, erken Cumhuriyet devlet mimarisinin ciddiyetini yansıtıyor.

Ziraat Bankası Eski Genel Müdürlük Binası
1925–1929 yılları arasında Giulio Mongeri tarafından tasarlanan bina, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın en önemli eserlerinden biri kabul ediliyor. Taş bodrum üzerine yükselen anıtsal giriş düzeni ve kemerli pencere detaylarıyla öne çıkan yapı, bugün Ziraat Bankası Müzesi olarak hizmet veriyor ve Türkiye’nin ilk bankacılık müzelerinden birine ev sahipliği yapıyor.

Yunus Emre Enstitüsü (Eski Tekel Başmüdürlüğü)
1928 yılında Giulio Mongeri tarafından tasarlanan yapı, bodrum ve zemin üzerine iki katlı olarak inşa edildi. Sekizgen köşe kulesi ve kubbeyle vurgulanan mimari kurgusu, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın özelliklerini yansıtıyor. Cephede Osmanlı mimarisinden alınan geometrik ve floral süslemeler dikkat çekiyor. Uzun yıllar Tekel Başmüdürlüğü olarak kullanılan yapı, bugün Yunus Emre Enstitüsü olarak hizmet veriyor.

PTT Pul Müzesi
Clemens Holzmeister tarafından neo-klasik tarzda tasarlanan ve 1934 yılında tamamlanan yapı, bugün PTT Pul Müzesi olarak hizmet veriyor. Beş katlı ve 6 bin 500 metrekarelik kullanım alanına sahip bina, ilk olarak Emlak ve Eytam Bankası tarafından kullanıldı. Restorasyonun ardından 2013 yılında müze olarak açılan yapı, Türkiye’nin ilk pul müzesi olma özelliğini taşıyor.

Ankara Vakıf Eserleri Müzesi
1927 yılında I. Ulusal Mimarlık anlayışı doğrultusunda inşa edilen ve bugün Ankara Vakıf Eserleri Müzesi olarak kullanılan yapı, sade cepheleriyle öne çıkıyor. 1928–1941 yılları arasında Hukuk Mektebi olarak kullanılan bina, sonraki yıllarda farklı eğitim ve kamu işlevleri üstlendi. Restorasyonun ardından müzeye dönüştürülen yapı, vakıf kültürüne ait eserlerin sergilendiği bir mekân haline geldi.
Hariciye Vekâleti Binası (Kültür ve Turizm Bakanlığı)
1927 yılında Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından tasarlanan yapı, bodrum üzerine iki katlı ve dikdörtgen planlı olarak inşa edildi. Ortada üstten aydınlanan geniş bir salon ve anıtsal merdiven düzeni bulunuyor. Ön cephesi taş ve mermer kaplı olan yapının yan ve arka cepheleri sıvalı. Günümüzde Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak kullanılıyor.

Devlet Opera ve Balesi – Büyük Tiyatro
Şevki Balmumcu’nun kazandığı yarışma projesiyle 1934 yılında “Sergievi” olarak açılan yapı, daha sonra Paul Bonatz tarafından tiyatro binasına dönüştürüldü. 1949 yılında Büyük Tiyatro olarak hizmete giren yapı, günümüzde Ankara Devlet Opera ve Balesi ile Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından kullanılıyor.

II. Evkaf Apartmanı (1928–1930)
Mimar Kemaleddin tarafından Birinci Ulusal Mimarlık Akımı tarzında tasarlanan yapı, erken Cumhuriyet döneminin memur konutları arasında yer alıyor. Çok katlı apartman formuyla caddenin siluetine yön veren yapı, bugün Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü binası olarak hizmet veriyor.





