Biliyorum 'gene eskiden başlayacaksın, gene karamsarlık saçacaksın, gene mi yakınma, hiç mi iyi şeyler olmuyor?' diye soracaksınız. Neyleyelim ki burası Türkiye: Bir günde dört mevsimi yaşatıyorlar bize…

*

Böyle durumlar için Aziz Nesin: 'Benim gözlerimde bozukluk var galiba. Her kötü şeyi ben görüyorum', demişti. Şair Dostum Ali Yüce de ne zaman sorsam nasılsın diye: 'Türkiye gibiyim' der eklerdi: 'Dizlerim tutmuyor, kulaklarım ağır işitiyor, gözlerim zayıfladı' diye başlardı yakınmaya. İyisin, ayaktasın ve hayattasın şükret derdim o zaman da…

*

Biraz ben de onlar gibiyim. Alınganlığım doruğa çıktı. Bunalmak üzereydim, kendimi Ankara sokaklarına vurdum… Gölbaşı'na gittim. Göl havası aldım. Dönüşü Oran üzerinden yaptık. Konya yolundan köprüyü geçip koşu yolunu sağımıza alıp ilerlerken bir de ne görelim: Soldaki tarafta TOKİ duyurusu. Oraya da el atmışlar meğer. Yeşil düşmanları iş başında... Son gökdelene kadar çepe çevre, yavru çamların bulunduğu alanı ablukaya almışlar. İÇİM YANDI!

*

Akciğerlerinden biri daha yok ediliyordu Ankara'nın. Hürriyette bir yarım manşet vardı. Çevre ve Orman Bakanı, dalgasını geçiyordu: (Hürriyet Gazetesi'ndeki köşesinde Yalçın Bayer şöyle sesleniyordu):'Nasıl kıydın yahu!' diye güya feryat ediyordu orman bakanına. O yıkımlar olurken sen neredeydin bakan olarak? Bir zamanlar Ankara'nın orta yerinde KAZIKİÇİ BOSTANLARI vardı. Yerine kentin ortasına 'SANAYİ SİTESİ' diktiler.

*

Dün akşam TV haberindeki görüntülü bir haberi hatırladım hemen: İstanbul'un ' Yedikule Bostanlarının imara açıldığı, kazı çalışmalarının başladığı' duyuruluyordu. Bir zamanların Ankara'sındaki KAZIKİÇİ BOSTANLARI'nın yok edilişi gibi...

*

Yazın BOŞKENT, kışın BUZKENT, SELE KARIŞIR SELKENT olur. SONBAHAR'ı en güzel mevsimidir. Eylül'de başlayan eğitim dönemiyle ( edebiyat-sanat-kültür –tiyatro) etkilikleriyle cıvıl cıvıldır Ankara. Ne var ki, PANDEMİ nedeniyle Ankara da bu felaketten nasibini almaya devam ediyor…

*

25 yıla yakın Ankara'yı yöneten AKP'li Melih Gökçek'in görevden alınmasıyla, ANKAPARK projesi de, bugün bir hurdalık görünümünde İstanbul gibi, Ankara'yı da mahvettiler. İstanbul'da 'Taksim'e-Beyoğlu'na çıkmak gibi; Ankara'da da 'Kızılay'a inmek' var. Şimdi 'Kızılay Binası'nın yerinde dev bir yapı var. Kaderine küsen bir Ankara artık gerçek belediyecilik yapan yönetime kavuştu.

2019 seçimleriyle muhalefet tarafından kazanılan Büyükşehir Belediyeleri geçmiş iktidarlara karşın, bütün engellemelere rağmen çağdaş kent olma çabalarını büyük fedakarlıklarla yürütüyorlar. Daha doğrusu sosyal devlet olmanın örneklerini veriyorlar.