Önceki yazımızda Japonya'nın depremlere karşı yürüttüğü mücadeleden Türkiye'nin alacağı pek çok ders olduğunu belirtmiş ve bu ülkede deprem felaketlerinden sonra yıkılan binaların yerine alelacele yeni binalar yapmak yerine kentlerin sağlam temeller üzerine yeniden inşa edildiklerini söylemiştik...
Japonya'da kurtarma çalışmaları da hantal merkezi bürokratik kurumlar yerine yerel yönetimler bünyesinde sıkı bir eğitimden geçirilmiş personelle oluşturulan ve en gelişmiş teknik imkanlarla donatılan itfaiye teşkilatları tarafından yürütülmektedir.
***
Devam edelim...
Japonya'da depreme karşı mücadelede eğitim ve denetime büyük bir önem verilmekte, bilim ve teknikteki gelişmeler bu iki alana da anında yansıtılmaktadır...
Bu amaçla depreme karşı eğitim süreci okul çağından başlatılmakta okul çocuklarının eğitiminde simülatörler kullanılmaktadır. Kobe'deki büyük depremin ardından inşa edilen Kobe Deprem Anıt Müzesi, aynı zamanda afet önleme ve hayatta kalma konusunu işleyen görseller ve uygulamalar aracılığıyla bir eğitim merkezi olarak hizmet vermektedir.
***
Japonya'da binaların depreme dayanıklılığını sağlamak amacıyla çıkarılan yasa ve yönetmeliklerin denetimini yapan tüm kuruluşlar, ister yerel ve merkezi yönetimler isterse özel şirketler olsun, meslek kuruluşları ve sivil inisiyatiflerle birlikte hareket hareket etmektedir...
Mimar ve mühendisler, inşa ettikleri binaların doğal afetler nedeniyle uğradıkları zararlardan on yıl süreyle sorumlu tutulmaktadır...
Devlet, bırakın depremle mücadele amacıyla toplanan fonları başka amaçlarla harcamayı, kendi bütçesinden depreme hazırlık amacıyla her yıl büyük harcamalar yapmaktadır. Örneğin, Japon hükümeti, 2020 yılı Aralık ayında deprem ve diğer afetlere karşı mücadeleye hazırlık amacıyla beş yıllık bir plan hazırlamış, bunun için 15 trilyon yen (144,4 milyar $) gibi yüklü bir fon ayırmıştır.
***
Japonya'nın deprem ve diğer felaketlere karşı uyguladığı önlemlerden bir diğeri, bu tür afetlere karşı koyabilecek bina tasarımları geliştirmektir...
Bina temellerinde amortisör görevi gören çelik ve kauçuk katmanlar içeren 'sismik izolasyon' tekniğinden önceki yazımızda söz etmiştik...
İnşaatlarda titreşim kontrol sistemine sahip ve kuvvetli rüzgarların boşluklardan kolayca geçmesine izin veren çelik kafesler kullanımı da kullanılan yöntemlerden biridir. Bu sayede yer sarsıntılarının etkisi yüzde 50, güçlü rüzgar etkisi ise yüzde 30 oranında azaltılabilmektedir. Bu yöntemle inşa edilmiş olan Tokyo Skytree adlı bina, 634 metre ile dünyanın en yüksek yayın kulesi olma özelliğini taşımaktadır.
***
Burada kısaca anlatılanlar, Japonya'nın depreme karşı yürüttüğü akıl ve bilime dayalı politikalar ile ülkemizde uygulanan politikalar arasındaki farkı göstermeye yeter...
Bu farkları uzun uzun sıralamaya gerek duymuyoruz; çünkü bunu yapmaya kalkarsak başka konulara sıra gelmez...
O nedenle yalnızca ülkemizde çıkarılan imar aflarını, riskli olarak belirlenmiş mahallenin bir kararname ile 'risksiz' hale getirildikten kısa bir süre sonra depremle yerle bir olmasını, bir çok resmi bina ve hastanenin de aynı kaderi paylaşmasını, önceki depremlerde yıkılmış olan binaların yerine aceleyle yenilerinin yapılmak istenmesini, İstanbul depreminden sonra konulan özel vergilerle toplanan ve yalnızca depreme karşı mücadelede harcanması gereken fonun başka amaçlarla harcanmasını, personel eksikliği resmi verilerle ortaya konulan AFAD'ın bütçesinin 2023 yılında yüzde 33,6 oranında makaslanmasını, hayatı boyunca yalnızca diyanet tahsili yapmış ve Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde çeşitli görevler yürütmüş bir kişinin ülkenin doğal afetlere karşı mücadeledeki tek yetkili kurumu olan AFAD'ın 'Afetlere Müdahale Genel Müdürü' olarak atanmasını, mesleki kuruluşların karar mekanizmalarından dışlanmasını, bu kuruluşlar tarafından yapılan uyarılar ve hazırlanan raporların hiçbirinin dikkate alınmamasını hatırlatalım ve önümüzdeki en büyük soruna, yani yaklaşmakta olan İstanbul depremi konusuna geçelim.
(Devam edecek)