Önceki yazımızda depremlerden ders alma konusundaki başarısızlığımızın altında yatan nedenler üzerinde durmuş ve bu konuda Türkiye ile Japonya arasındaki farkların tarihsel-kültürel kökenlerine değinmiştik...
Bu gelişmelerin dünyevi olaylara bilimsel bir açıdan yaklaşma meselesi ile yakın bir ilişkisi vardır; çünkü çağın yarattığı bilimsel ve teknik olanakları değerlendiremeyen ülkeler, ekonomik, siyasi ve kurumsal olarak geri kalmanın yanı sıra yaşanan felaketler karşısında da çaresiz kalırlar...
Depremlerden ders çıkarma ve önlem alma konusunda Japonya'nın takındığı tutum ile Türkiye'nin takındığı tutum arasındaki farklılıklar, tarihsel gelişmelerdeki bu farklılıklar göz önüne alınmadan anlaşılamaz.
***
Ancak biz çok geniş olan bu konuyu depremlerden ders çıkarma meselesiyle sınırlayarak Japonya'nın bu konuya nasıl yaklaştığına bir göz atalım...
Dr. Bertan Kaya 13 Şubat 2023 tarihli Dünya gazetesinde Japonya'nın depremlerden sonra takındığı tutum ile ilgili olarak şunları yazıyor:
'Japonya, doğal afet özellikle de deprem söz konusu olduğunda Türkiye ile birlikte akla gelen ilk ülke. Japonya, son 10 yılda dünyadaki 'güçlü' depremlerin (6 veya daha büyük şiddette) yaklaşık yüzde 20'sinin yanı sıra yılda birden fazla tropikal fırtınayı atlattı. Geleneksel Japon düşünce sistematiği ve yönetim felsefesinin de yardımı ile dünyadaki en hazırlıklı ülkelerden biri haline geldiler. Ülkeyi vuran felaketlerin miktarı ile nüfus yoğunluğunu karşılaştırdığınızda ve bunu ölüm oranıyla karşılaştırdığınızda, rakamların şaşırtıcı derecede küçük olduğunu görebilirsiniz. Yenilik yapma, yatırım yapma, eğitim verme ve geçmiş hatalardan ders alma yeteneği, Japonya'yı dünyanın depreme en hazır ülkesi haline getirdi.'
***
Japonya'nın depremle mücadele konusunu ülkenin en önemli sorunlarından biri olarak ele almasına yol açan olayların başında 1995'te yaşanan Kobe Depremi gelir...
Kobe depremi 6.9 büyüklüğünde olmasına karşın kentteki yapılaşmanın depreme dayanıklı olmaması nedeniyle 6 bin 400 kişinin ölümüne, 400 bini aşkın kişinin yaralanmasına ve 200 milyar dolarlık bir maddi hasara neden olmuş, nüfusu bir milyonun üzerinde olan kentten deprem sonrasında büyük bir göç yaşanmıştır...
Japonya Hükümetinin, bu olaydan sonra ülkedeki yapıların depreme dayanıklı hale getirilmesi ya da yenilenmesi için başlattığı çalışmalar ülkemiz için örnek olacak niteliktedir.
***
Felaketin ardından Japon hükümeti, yıkılan binaların yerine alelacele yenilerini yapmak yerine kenti planlı bir şekilde yeniden inşa etmeyi öngören bir plan hazırladı...
Başlangıçta 90 milyar dolarlık bir kaynak ayrılarak çökmüş otoyol ağı, tren yolları ve altyapı sistemleri yenilenerek işe başlandı...
Kentte yaşamaya devam edenler düzenli bir biçimde oluşturulan prefabrik konutlara taşınırken 'eski kent' tamamen ortadan kaldırıldı. Eski binaların yerine depreme dayanıklı zeminler seçilerek yeni konutlar inşa edildi. Özellikle kamu hizmeti vermesi beklenen yapılar, depremin şok dalgalarını emecek kauçuk ve benzeri tabanlar üzerine oturtuldu.
***
Deprem sonrasında erken müdahalenin can kaybının önlenmesinde büyük bir rol oynadığı göz önüne alınarak Kobe Belediyesi bünyesinde en gelişmiş teknik imkanlar ve eğitilmiş personelle donatılmış bir itfaiye teşkilatı kuruldu...
Daha sonra bu örnek, tüm Japonya'da yaygınlaştırıldı; böylece depreme karşı güvenli merkezlerde müdahaleye hazır bekleyen, gerekli bilgi ve donanıma sahip yerel kurtarma teşkilatları ağı oluşturuldu...
Depremde haberleşmenin kesilmesi tehlikesine karşı telekomünikasyon alt yapısı güçlendirildi ve bir 'erken uyarı' sistemi devreye sokuldu. Japonya'daki her akıllı telefona yerleştirilen bu uyarı sistemi sayesinde kullanıcılar, öngörülen ya da gerçekleşen felaketler karşısında hızlı bir şekilde pozisyon alabiliyorlar.
(Devam edecek)