Ayasofya konusunda ABD ve Rusya'nın 'temkinli' tutumu üzerinde durduğumuz bir önceki yazımızı bitirirken, hem Trump'ın hem de Putin'in bu konudaki sessizliğine dikkat çekmiş...

Ve bu durumdan, Türkiye'nin ABD ve Rusya arasında izlediği denge politikasının bir taraf aleyhine bozulmasını mevcut koşullarda her iki ülke yönetiminin de istemediği sonucunu çıkarmıştık...

Bu tespite şunu da eklemek gerekmektedir: Hiçbir 'denge politikası', uzun vadede 'sürdürülebilir' değildir! Bunun nedeni, başka her alanda olduğu gibi devletler arası ilişkilerde de güç dengelerinin sürekli değişmesi, başka bir deyişle anlaşmazlıkların sürekli, anlaşmaların ise gelip geçici olmasıdır.

***

Orta büyüklükte bir devletin büyük devletler arasında yürütmeye çalıştığı 'denge politikası'na gelince...

O, fazladan bazı koşullar gerektirir...

Bu koşullardan birincisi, büyük devletler arasında o ülkeye karşı bir anlaşma olmaması; ikincisi ise büyük devletlerle kurulan diyaloğun koparılmamasıdır.

***

Büyük devletlerin kendi aralarında varacakları bir anlaşmanın onlarla boy ölçüşme imkanına sahip olmayan başka bir ülkenin yürüteceği denge politikasını imkansız kılmasının örneklerinden biri 1908 yılında yaşanmıştır... O yıl, 'hasta adam' olarak gördükleri Osmanlı devletini birbirlerine kaptırmamak için rekabet eden İngiltere Kralı Kral 7. Edward ve Rusya Çarı 2. Nikola, Estonya'nın başkenti Talinn'de bir araya gelerek Osmanlı devletini paylaşma konusunda anlaşmışlardı...

Bu anlaşma, Sultan II. Abdülhamid tarafından uygulanan denge politikasının sonunu getirmiş, paylaşma anlaşması dışında bırakılan Almanya ile paylaşılacak Osmanlı devleti arasında bir ittifakı zorunlu kılmıştı...

Kurulan bu ittifak da, Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na Almanya cephesinde katılması sonucunu doğurmuştu.

***

Denge politikasının savaş koşullarında sürdürülmesi imkansızdır. Çünkü savaş, tanımı gereği normal zamanlarda diplomatik araçlarla yürütülen siyasetin tıkandığı ve anlaşmazlıkların zor yoluyla çözüldüğü bir durumdur...

Bir örnek vermek gerekirse...

İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'yi yöneten İnönü hükümetinin, Almanya, İtalya ve Japonya'nın oluşturduğu cephe ile ABD, İngiltere ve Rusya'nın oluşturduğu cephe arasında başarılı bir 'denge politikası' yürütebilmesini mümkün kılan şey, savaşan cephelerden birine mensup herhangi bir devletle sıcak çatışmaya girmemiş olmasıydı.

***

Türkiye'nin günümüzde ABD ile Rusya arasında izlediği denge politikası, bu açıdan yeni ve incelenmesi gereken bir örnek oluşturmaktadır...

Bu politikayı doğuran olgu, günümüzde büyük devletlerin doğrudan çatışma yerine kozlarını 'vekalet savaşları' aracılığıyla paylaşmalarıdır...

Bu durum, eski dönemlerden farklı olarak orta büyüklükteki devletlere bir yandan belirli bir manevra alanı sağlamakta, diğer yandan onların çatışma dışı kalmalarını zorlaştırmaktadır.

***

Artan manevra alanının da bir takım sınırları vardır...

Bu sınırları belirleyen olguların başında, sözü edilen durumun büyük devletlere sağladığı farklı araçlarla baskı yapma imkanının artması gelmektedir...

Kısacası, siyasal bir aktörün denge politikasını başarıyla yürütebilmesi için, oyuna katılan tüm aktörlerin sürekli değişen pozisyonlarını göz önünde bulundurması ve bu durumlara uyum sağlayacak esnekliğe sahip olması gerekmektedir.

***

'Suriye savaşı', bu oyunu sürdürmenin ne kadar zor olduğunu gösteren bir örnektir...

Başlangıçta ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesini hayata geçirme amacıyla başlatılan operasyonlar Tunus, Libya, Mısır'da hızlı bir şekilde başarıya ulaşınca, Suriye'de de benzer bir sürecin yaşanacağı kanısını oluşturmuş, ancak Suriye Hükümetinin direnmesi ve o zamana kadar olaya müdahale etmeyen Rusya'nın devreye girmesiyle bugün bile kimsenin içinden çıkamadığı karmaşık bir durum doğmuştur... Sonuçta, savaşta yer alan tüm taraflar, konumlarını oluşan yeni koşullara göre sürekli uyarlamak zorunda kalmışlardır...

Türkiye'nin politikası da, başlangıçta ABD ile ittifak halinde bölgesel bir güç haline gelme düşüncesine dayanırken, koşulların değişmesi sonucu ABD ve Rusya arasında hassas bir denge politikasına dönüşmüştür.

***

Yarın, Libya'da gelişen süreci bu açıdan ele alacağız.

(Devam edecek)