Geçen yüzyılın başlarında yaşanmıştı Cumhuriyet'e giden süreç.

Yani Kurtuluş Savaşı.

Üzerinden yüzyıl geçti…

Yüzyıl önce bu toprakların bazı bölümleri işgal altındaydı. Bazı bölümleri işgale hazır hedef…

O yıllar üzerine çok kitap yazıldı…

İnceleme, araştırma, anı, roman, öykü, şiir…

***

İncelemeler, araştırmalar, anılar gerçeği direk söyler derler…

Öyledir!

Ama kurgu ürünü olarak gördüğümüz (ki öyledir) romanları da hiç 'yaban'a atmamak gerek!

'Yaban'a deyince usuma geliveren Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun 'Yaban'ı nice araştırmaya bedel değil midir?

Ya Halide Edip Adıvar'ın 'Ateşten Gömlek'ine ne demeli!

Sonra 'Ankara'ya…

Yakup Kadri'nin 'Ankara'sına…

***

Araştırmalar, incelemeler bir yana (Onların hepsine verilen emeği büyük bir saygıyla karşılıyorum da…), bence Cumhuriyet serüveni bu romanlarla daha iyi anlaşılır… Araştırmalar da bile bu romanlara başvurulmalıdır… Kaynak olmalıdır bu romanlar…

Halide Edip'in romanları…

Yakup Kadri'nin romanları…

***

Yakup Kadri'nin 'Ankara' romanı ilk olarak 1934 yılında yayımlanmıştı.

Daha önceki romanı kadar bilinmese de bu roman gerçekte çok önemlidir.

Hele de bu yıllarda önemi daha da arttı bence…

O romanda ne var?

Romanın adı 'Ankara'dır ama baş kişimiz yine İstanbullu'dur tıpkı yazarın daha önceki romanındaki, 'Yaban'daki gibi.

Selma…

Üç evlilikyapar.

Üç evlilik, üç Ankara demektir…

Dahası, bugünden dönüp bakınca Üç Cumhuriyet…

***

Çok ayrıntıya girersem, yazı uzar gider de…

Özete geleyim.

Romanın sonlarında, adeta didaktik bir eğitim verircesine, Cumhuriyet'in topluma katkıları anlatılır, övülür… Devlet öncülüğündeki ekonomik kalkınma modeli yüceltildikçe yüceltilir. Bunun bir parçası olarak, Cumhuriyet'in yirminci kuruluş yıldönümü kutlaması da yer alır kitapta.

Atatürk Çankaya Köşkün'den selamlar halkı. Yanında ise İsmet İnönü vardır. Oysa kitap 1934'te yayımlanmıştır. Cumhuriyet'in yirminci yılı ise 1943'e denk gelir. Atatürk'ün ölümünden sonraya…

Bir kurgudur bu sahne… Bir hayal!

Nitekim Yakup Kadri, romanın üçüncü baskısına yazdığı 'önsöz'de (1964) bu bölüme atıfta bulunarak şunları söyler:

'Ya son bölümünde hayalini kurduğum Türkiye'nin gerçekleşmesine doğru bir gelişme olmuş mudur? Ben o zamanlar, bir gün gelip öleceğini aklımdan bile geçirmediğim Atatürk'ün öncülüğü ve rehberliğiyle bu ideal Türkiye'ye 20 yıl içinde varacağımıza inanıyordum. Şimdi o 20 yıl üstünden bir 20 yıl daha geçmiş bulunuyor. Fakat, biz, sosyal, kültürel ve ekonomik devrim şartları bakımından hala romanımın ikinci bölümünde verdiğim ve karikatürünü yaptığım Ankara'nın içinde tepinip durmaktayız.'

***

Yarın 29 Ekim…

Herhangi bir gün değil!

Cumhuriyet'in ilan edildiği gün…

Cumhuriyet'in ilan edilmesinin üzerinden 96 yıl geçti. Neredeyse yüz yıl…

Yakup Kadri'nin romanının yayımlanmasının üzerinden 85 yıl geçti.

Onun önsözünde belirttiği yıkılan hayaline bakın…

Gelin bugüne…

O hayalden ne kalmış geriye…

Nerede bez fabrikaları, nerede kağıt fabrikaları, nerede vagon üretenler?

Yakup Kadri, bugün yaşıyor olsaydı, kahrından intihar ederdi sanırım!

***

Romanlar kurgu mudur?

Kurgudur…

Ama…

Şu imgeyi size hiç bir araştırma kitabı söylemez:

Kurtuluş Savaşı'nda Türk aydını 'Ateşten Gömlek' giymişti.

Bugün yüzyıl sonra sırtındaki de yine 'ateşten bir gömlek!'

Yüz yılın özeti budur!