Yaşamında Almanya serüveni olan ne çok vatandaşımız var. Yok canım, turist olarak gezmeye gidenleri kast etmiyorum. Zorunlulukların Almanya'ya savurduğu kişilerden söz ediyorum. İşçi olarak giden ve ülkesinde 'Alamancı' olarak adlandırılanlar örneğin... Bir de siyasal nedenlerle savrulanlar oldu. Yoksulluğun ve siyasal baskıların savurduklarını kast ediyorum…
Şair Hasan Hüseyin de yaşamında böyle bir Almanya serüveni olanlardan. Eh o zamanlar (1970'ler) şimdiki gibi akıllı telefonlarla anlık görüşmeler yapılamadığına göre, iletişim aracı mektuplar ve kartpostallardır.
Oğlu ona katpostal gönderir Ankara'dan.
Hasan Hüseyin bu!
Yaşanmamış, dokunulmamış, özlenmemiş, öpülmemiş, koklanmamış yerlerden imgeler devşirmiyor.
Günlük yaşamından söz ediyor şiirlerinde… Böyle olunca, Ankara'da gelen kartprostal onun şiirine girmez mi hiç?
Giriyor…
Hasan Hüseyin'in 'Oğlum Bana Kart Yollamış Ankara'lardan' şiiri (*) şöyle başlar:
'oğlum bana kart yollamış ankara'lardan / 'kendine iyi bak babacığım / alaman derslerine iyi çalış' / diye yazmış ankara'lardan / arı sokmuş gibi özledim ankara'mı / benim canım ankara'm!'
Peki ne vardır kartpostalın ön yüzündeki fotoğrafta?
Çubuk Barajı.
Bakın nasıl anlatır o fotoğrafı şair:
'kartta çubuk barajı / biraz beton / birkaç kavak / ve bir avuç masmavi su / öyle yalnız / öyle bırakılmış ki / kıyısında bir demetçik / bir demetçik sarı çiçek / tıpkı ben!'
***
Cumhuriyet döneminin ilk barajı olan Çubuk 1, bir övünç kaynağı ve bozkırda su güzelliği olarak kartpostallarda ne çok kullanılmıştı. 30'lu yıllardan 90'lı yıllara dek…
Mustaf a Kemal Atatürk'ün Ankara'daki kuraklık ve su sıkıntısına karşı çözüm olarak düşündüğü bir çözümdü. 1926 yılıydı etüt çalışmalarına başlandığında. Proje tamamlanarak ihaleye çıkıldığında yıl 1929. İlk beton temelinin atıldığı tarih, 1932. 1936'da ise hizmete açılmıştı. Onca yokluğa rağmen borçla falan değil, Hazine'den ayrılan bütçeyle Türk mühendislerinin ve işçilerinin eseri olarak yapılmıştı. Çevresi ağaçlandırılırken Fransız mimar Théodore Leveau tarafından tasarlanan Göl Gazinosu ve yine Atatürk'ün yaptırdığı köşk, bozkır ortasında yaratılan bu doğal güzelliğin bir parçası olmuştu.
Baraj onlarca yıl hizmet verdikten sonra 1994 yılında su birikimi durduruldu. Çünkü çay kirlenmiş ve baraj çanağı kirlenen çayın taşıdığı balçık ve kille (alüvyon) dolmuştu. Ve yalnızlığa terk edildi. 2016 yılında da çevresinde bazı tesislerle birlikte Göl Gazinosu da yıkıldı.
Şimdi ise temizlenerek ve yeni bir çevre düzenlemesiyle yeniden merhaba dedi Ankaralılara. Barajda dip çamuru temizliği yapılmıştı öncelikle. Bu ise Hasköy'den Kalaba'ya, Solfasol'dan Güneşevler'e Çubuk havzasındaki mahalleleri etkileyen kötü kokunın ortadan kalkmasını sağladı.
Tıpkı ilk yapımında olduğu gibi ağaçlar, çalılar, çiçekler dikildi. Çimlendirildi… Güzel doğası, piknik alanları, yürüyüş yolları ve oyun alanlarıyla… Yeniden yaşama döndürüldü desek yanlış benzetme olmaz… Hem de Cumhuriyet Bayramı'nın kutlandığı gün. Üstelik Atatürk Köşkü'nde de onarım yapıldı ve o yıllara ait tarihsel değerdeki fotoğraflar orada görülebilecek.
Büyükşehir Belediye Başkanı'nın 'Ankara'mızın hiçbir değeri artık kaderine terk edilmeyecek' sözleri ise sevindiriciydi. Yıllardır rant kaygısıyla göz dikilen, yok edilen tarihsel değerdeki yerlere yenilerinin eklenmemesi için…
***
Çubuk Barajı yıllarca Ankara kartpostallarının baş konuğuydu. Hep kartpostallık olmalı! Her ne kadar artık kimse kartpostal göndermiyorsa da sevdiklerine…
_________________________
(*) Hasan Hüseyin, 'Koçero Vatan Şiiri', Bilgi Yayınevi, İkinci Basım: Temmuz 1984, Ankara.