Önceki yazımızda, ABD başkanlık seçimlerini Biden'ın kazanmasının Kürtler ve Ermeniler adına hareket ettiklerini söyleyen hareketlerin temsilcileri arasında yarattığı sevince değinmiş...
Bu durumun günümüzde tesadüfen oluşmuş konjonktürel bir durum olmadığını, bu hareketlerin, siyaset sahnesine çıktıkları andan itibaren bağımsız ya da federal bir yönetim kurma emellerini gerçekleştirmek amacıyla sırtlarını bölgede etkin olan yabancı güçlere dayadıklarını ve emperyalist ülkeleri her fısatta müdahaleci ve saldırgan politikalara yöneltmeye çalıştıklarını belirtmiştik...
Geçmişte, Ermeni terör örgütlerinin ve şimdiki KDP lideri Mesut Barzani'nin babası olan Molla Mustafa Barzani'nin izledikleri siyasetler bunun somut bir örneğidir...
Baba Barzani, İkinci Dünya Savaşı sırasında İran'ın kuzeyinde, Sovyetler Birliği'nin denetimi altında bulunan bölgede, Sovyet silahlarının gölgesinde kurulan Mahabad Cumhuriyeti'nin Irak'taki kolunu oluşturmuş...
Sovyetler Birliği'nin bölgeden çekilmesinin ardından 'Mahabad Cumhuriyeti' çökünce, Sovyetler Birliği'ne iltica etmiş ve bir süre yaşamını orada sürdürmüştü.
***
1960'lı yılların başında Irak'ta Baas rejimi hakimiyet kurunca Kuzey Irak'ta Kürt bölgesine özerklik tanınmış ve Molla Mustafa Barzani Irak Devlet Başkanlığı görevine getirilmişti...
Ancak Barzani, bağımsızlık hayaline kapılarak Kerkük'ün de kendisine bağlanmasını istemiş, bu istek yerine getirilmeyince bu kez Irak'taki Baas rejimini devirmeye çalışan ABD, İsrail ve İran Şahı'nın desteğiyle 1961 yılında yeni bir ayaklanma başlatmıştı...
Ancak bu ayaklanma da sonuç vermeyince İran Şahı 1975 yılında ABD ve İsrail'in telkini ile Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin ile anlaşmaya varmıştı... Cezayir'de varılan bu anlaşma sonucunda İran, Kürt ayaklanmacılara desteği kesmiş. Barzani de mecburen silahlı ayaklanmaya son vererek ABD'ye sığınmış ve yaşamını orada tamamlamıştı.
***
Fiilen Barzani ailesinin örgütü olan KDP'nin ABD ve İsrail'in kendilerini kullandıktan sonra bir kenara atmasına tepki göstermeyip, sürgün için ABD'yi seçmesi ve ABD Irak'ı işgal etmeye niyetlenince yeniden örgütünü harekete geçirerek Kuzey Irak işgalinin vurucu gücü olmaya soyunması ilginçtir...
Geçmişte yaşananlardan yalnız Barzani'nin KDP'si değil, Türkiye'de bir Kürt ayaklanması gerçekleştirmeye çalışan PKK ile onun İran, Irak ve Suriye'deki kollarını oluşturan örgütler de ders almamıştır.
***
Suriye müdahalesinin başlangıcında ABD, Suriye'de 'ılımlı İslamcı' olarak lanse edilen örgütlerle işbirliğine ağırlık vermişti...
Ancak 'ılımlı İslamcı' bir hareket olmadığı kısa sürede anlaşıldı... ABD'nin 'kara gücü' olarak eğitip donattığı ÖSO ve benzeri örgütlerin mensupları Suriye'ye geçer geçmez ya silahlarını sattı ya da IŞİD ve El Nusra gibi terörist örgütlere katıldı...
Bu durum karşısında işgali yürütmekle görevli Pentagon, tercihini PYD'den yana yaptı... PKK/PYD, bu tercih sonucunda Suriye'de bir 'devletçik' kurma hayallerine kapıldı.
***
Bu tercih değişikliği Obama'nın başkanlık döneminde yapıldığı için Kürt örgütleri Obama'yı neredeyse bir idol haline getirdiler...
Trump, ABD Başkanı olduğunda bu coşku sönmeye başladı...
Çünkü Trump, Türkiye'yi karşısına almamak için Obama döneminde başlayan ABD- PKK/PYD flörtüne sıcak bakmıyordu. Başkan seçilmesinin hemen ardından yaptığı açıklamalarda ABD'nin Ortadoğu başta olmak üzere asker bulundurduğu ülkelerden asker çekeceğini, NATO'daki rolünün, NATO ülkelerinin birliğe yapacağı ödemeye bağlı olacağını açıklamış, Putin ile ortak bir basın toplantısı düzenleyerek Rusya'nın kendisinin başkan seçildiği 2016 seçimlerine müdahale ettiğini savunan istihbarat örgütlerini suçlamıştı.
***
Trump'ın bu düşünceleri ABD'nin CIA, FBI gibi istihbarat örgütlerini ve ABD'nin tüm dünyada askeri gücünü artırmasını savunan Pentagon generallerini dehşete düşürdü...
Bu düşünceler karşısında dehşete düşen bir başka güç de tüm umutlarını ABD ordusuna bağlamış olan PKK/PYD ve Barzani örgütleriydi...
Karşısındaki muhalefetin gücünü gören Trump kısa zamanda geri adımlar attı, ama zaman zaman Suriye'den çekilme düşüncesini dile getirmekten geri durmadı. 'Suriye'de IŞİD'i yendik. Benim başkanlık dönemimde orada kalmak için tek sebebimiz oydu' demesi ise Pentagon ve ABD istihbarat örgütleri nezdinde Trump'ın tüm itibarını yitirmesine neden oldu.
(Devam edecek)