Meydanlarda hep bir ağızdan söylenip halay çekilen bir türkü var:
'Ellerinde pankartlar / Gidiyor bu çocuklar / Kalkın ayağa, kalkın / Gidiyor bu çocuklar // Bu pazar kanlı pazar / Dert yazar, derman yazar / Kalkın ayağa, kalkın / Gidiyor bu çocuklar // Bu meydan kanlı meydan / Ok fırladı çıktı yaydan / Kalkın ayağa, kalkın / Biz şehirden, siz köyden'.
***
Sözleri ve müziği Ruhi Su'ya ait olan bu türkü, 1977 yılında yazılıp bestelenmiş ve ozanın o yıl yayınlanan 'Sabahın Sahibi Var' albümünde yer almıştı ilk olarak.
Albüm adını, bu türküden hemen sonra yer alan 'Şişli Meydanı'nda Üç Kız'dan almıştır. Güpegündüz vurulan üç kız üzerinden o yıl Taksim'de katledilenlere ağıttır, sözleri ve müziği yine Ruhi Su'ya ait olan o türkü:
'Beş yüz bin emekçi vardık / Taksim Meydanı'na girdik / Öyle bir İstanbul gördük / Sorarlar bir gün, sorarlar'.
***
Ezgileri uygun olduğu için hep bir ağızdan söylenerek halay çekilen 'Ellerinde Pankartlar' türküsü, Türkiye'mizin katliamlar tarihindeki en kanlı katiamlardan olan 1 Mayıs 1977 üzerine yazılmıştır.
Ondandır, türkünün sözlerinde 'Bu meydan, kanlı meydan' denmesi. Kana boyanan Taksim'dir sözü edilen meydan.
Öyledir de, türkü son yıllarda şimdi adı Demokrasi Meydanı olan Ankara'nın Gar Meydanı'nı da çağrıştıyor belleklerde.
Çünkü, 10 Ekim 2015'te, gençler o meydanda tam da bu türküyle halay çekerken patladı canlı bombalar.
'Bu meydan kanlı meydan' dediler de coşkuyla, sonrası getirilemedi. Gar Meydanı da 'kanlı meydan'a dönüverdi.
***
Ankara'da son yıllardaki geniş katılımlı mitinglerin adresi olarak gösterilen iki adresten birisi olan Sıhhiye Meydanı'na burada toplanarak gidilirdi hep… Burada toplanılır, kortej halinde Talat Paşa Bulvarı'ndan dönülürdü Atatürk Bulvarı'na…
10 Ekim'de de öyle olacaktı ama…
Olamadı. Toplumsal belleğimize bir kara gün daha eklendi.
Bir kara günü daha anımsatır oldu o halay çekilen türkü… Türküler…
***
1977'nin üzerinden kırk yıldan fazla zaman geçti.
Bugün yine 1 Mayıs.
Yine alanlara çıkacak işçiler, emekçiler, aydınlar, öğrenciler, gençler…
Ankara'da bu tür mitinglerin adresi Tandoğan ve Kızılay'dı eskiden. Son yıllarda ise Sıhhiye ve Kolej meydanları…
Bu yıl yine Tandoğan'da olacak miting.
Ortasındaki Ankaray durağı olan yapısıyla, o garip porselen çaydanlıkla meydan özelliğini iyice kaybetmiş olan Tandoğan…
Zaten adı da 'Anadolu' diye değiştirildi ya, Ankaray'ın durak göstergesinde yabancı bir yer adı gibi kaldı yenisi.
1 Mayıs'la ilgili haberlerde bile adı Anadolu Meydanı diye değil de Tandoğan Meydanı diye yer aldı.
Coşku Tandoğan'da yaşanacak.
Hem, artık yerinden sökülüp götürülmüş bir heykelin (*) anısı da dinler belki konuşulanları, sloganları, türküleri… Seyreyler halayları…
Periler gülümser.
Gökyüzü eşlik eder türkülere…
_____________________
(*) Yeni kuşak anımsamaz elbette… Hangi heykelin anısı mı? Şu tümceler, Başkent Gazetesi'nde 2 Şubat 2013'te yayımlanmış olan 'Ankara bir bilgisayar, formatlayın gitsin…' başlıklı yazımdan:
'Tandoğan'ı düşünün… Tandoğan Meydanı, meydan mı bugün? Hani, 'Kendi gitti, adı kaldı yadigar' derler ya, öyle… Meydan falan yok orada. Meydan gitti, adı kaldı yadigar…
Meydanla birlikte başka bir şey daha gitti… Ankara'nın modernleşme yolundaki yüzünü gösteren bir heykel… Su perileri… Artık o da yok…
Tandoğan artık, meydanı yok eden hiçbir estetik çağrışımı olmayan metro girişiyle, porselenden bir çaydanlık…
Orada, 1960'lı, 1970'li yıllar yaşanmamış gibi artık… Adını aldığı valinin totaliter tavrına inat, en kalabalık demokrasi mitinglerine ev sahipliği yapmamış gibi... Hani, fotoğraflar da olmasa, her şey yalan… Gerçek olan bir tek şey var, porselen bir çaydanlık…'