Ayasofya'nın ibadete açılması. ülkemizin içinde bulunduğu siyasal iklimin doğal bir sonucu...

Başta siyasal İslamcılar olmak üzere muhafazakar çevreler tarafından yıllardır ısrarla ileri sürülen bu talebin gerçekleşmesi, Türkiye'deki siyasi tabloyu fazla değiştirmeyecek...

Ancak olayın yurtdışındaki etkileri konusuna gelince, aynı şeyi söylemek mümkün değil... Çünkü Ayasofya'nın statüsü, iki büyük devletin, ABD ve Rusya'nın stratejik planlarını yakından ilgilendiriyor.

***

Konuya ilgi duyan başkaları da var: Bunların en önemlileri başta Yunanistan olmak üzere bazı AB ülkeleri ve 'kendisi minik ama etkisi büyük bir devlet' olma özelliği taşıyan Papalık...

Ne var ki, bu devletlerin olayı etkileme güçleri, duydukları ilgiyle kıyaslanmayacak kadar zayıf...

O nedenle konuyu ABD ve Rusya'nın muhtemel tepkileriyle sınırlı tutacağız.

***

Önce ABD ile başlayalım...

ABD başkanı, 3 Kasım 2020 Salı günü yapılacak seçimlerde belirlenecek. ..Cumhuriyetçilerin adayının Donald Trump, demokratların adayının ise Obama döneminde başkan yardımcılığı yapan Joe Biden olacağı kesinleşmiş durumda...

Son yıllarda ülkede hızla güçlenen Hıristiyan toplulukların seçimin sonucu üzerinde etkili olacaklarına kesin gözüyle bakılıyor.

***

İstanbul'daki 'ekümenik' patrikliğe bağlı olduklarını açıklayan 'Havari Aziz Andrew Kilisesi', bu dinsel akımlardan biri...

'Arkonlar' ('ustalar') adıyla faaliyet gösteren Kilise, 1966'da 1. Athenagoras'ın öncülüğünde ABD'de yaşayan ortodoksları örgütlemek amacıyla kuruldu...

Kısa zamanda ülkedeki en güçlü kiliselerden birini oluşturan topluluk, Ayasofya'yı dinsel merkezlerinin simgesi olarak görüyor ve ileride İstanbul'da Vatikan benzeri 'özerk bir yönetim' kurmayı planlıyor.

***

Bu plan, fanatik bir dinsel grubun fantastik hayali olarak görülse bile ABD'nin Rusya'ya karşı yürüttüğü 'dinsel savaş' açısından önem taşıyor...

Bilindiği gibi, Rusya ortodokslarının bağlı olduğu Moskova Patrikliği, Bizansın varlığının sona ermesinden sonra İstanbul'da faaliyetine izin verilen patrikhanenin 'özgür' olmadığını, bu tarihten sonra dünya ortodokslarının onursal önderliğini 'Üçüncü Roma' olarak adlandırdıkları Moskova Patrikhanesinin üstlendiğini savunuyor...

Rusya'nın Sovyetler Birliği olduğu ve Doğu Bloku'na liderlik yaptığı dönemde de geçerliliğini koruyan bu iddiaya karşı çıkan ABD, 'ekümenik' olanın Moskova Patrikhanesi değil İstanbuldaki Fener Patrikhanesi olduğu görüşünde... Ukrayna örneğinde de görüldüğü gibi, ABD, Moskova Patrikliğine bağlı bir çok ulusal kilisenin Moskova'dan koparılarak İstanbul'daki patrikhaneye bağlanması ya da 'otosefal' yani 'başına buyruk' olması için yoğun çaba harcıyor.

***

Bu planın bir parçası olan ve Ayasofya'yı İstanbul'daki 'ekümenik' patrikliğin merkezi olarak gören 'Havari Aziz Andrew Cemaati Arkonları'nın 'Ulusal Komutanı' Dr. Anthony J. Limberakis, 17 Haziran tarihinde Trump'a bir mektup yazdı ve Ayasofya'nın eski statüsünün korunması için müdahale etmesini istedi...

Mektupta, şu ifadeler yer alıyor:

'Ekümenik Patrikhaneye bağlı Archons Aziz Havari Aziz Andrew kilisesi, bu gereksiz kararı önleyerek Türkiye'deki Hıristiyanların dini özgürlüğünü ve insanlığın ortak mirasını korumanızı acilen umuyor ve talep ediyor. Türkiye'nin Ayasofya'yı camiye dönüştürme planı bu dini özgürlüğe doğrudan meydan okuyor. Altıncı yüzyılda Bizans İmparatoru Justinyan tarafından inşa edilen Ayasofya, yaklaşık bin yıldır İsa'nın Büyük Kilisesi olarak bilinmekteydi. Bu, tüm dünyada en önde gelen Hıristiyan Katedraliydi ve tüm inanç geleneklerinden Hıristiyanlar ve Hıristiyan olmayanlar tarafından saygı görmektedir'.

***

Kısa süre önce tutuklu bir papazı geri almak için Türkiye'yi tehdit etmekten çekinmeyen Donald Trump, henüz bu konuda bir girişimde bulunmadı...

Ancak ilerleyen günlerde, seçim kampanyası kızıştıkça bu konunun tekrar tekrar gündeme getirileceği ortada...

Nitekim, seçimlerde Demokrat Parti adına Trump'ın rakibi olacak Biden, şimdiden konuya sahip çıktı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a bir çağrı yaparak bu karardan geri dönülmesini istedi.

(Devam edecek)