Ölümcül bela, dört bir yanımızda cirit atarken, sahil kentlerinde sergilenen görüntüler endişe veriyor.
İnsan seli adeta…
İğne atsanız yere düşmeyecek cinsten.
Maske, sosyal mesafe hikaye…
Sanki, yaşam normal seyrinde akıyor gibi.
Bir aymazlıktır gidiyor…
Sahil kentlerinde görüntü böyle de denizsiz Ankara'da durum farklı mı?
''Evet'' demeyi ne çok isterdik.
Ama öyle değil.
Başkent'te tehlike kafe ve pastanelerde mevzilenmiş.
Deniz serinliği gibi olmasa da buz gibi meşrubatla serinlemeye çalışıyor Ankaralılar.
Tabii, sosyal mesafe kuralını, uyarıları hiçe sayarak.
Başta Kızılay ve Ulus olmak üzere kentin çeşitli semtlerindeki,sanki sosyal mesafe kuralı unutulmuş gibi.
Özellikle de hafta sonları…
Maskeli yaşam çekilecek dert değil.
Değil ama korunmasız sosyalleşmenin faturası da malum.
Bu yanlıştan dönülmeli…
Döndürülmeli.
Aksi davranışların faturası çok daha ağır olur.
Bu gerçek akıldan çıkarılmamalı.
İnsan yaşamını tehdit eden o kadar çok şey var ki?
Trafik canavarı gibi,
Sahte gıda üretimi gibi,
Kaçak kesim gibi…
Hangi birini saysak…
Her biri ölümcül virüsten farksız.
Kurban Bayramı yaklaşıyor ya kaçak ve sağlıksız kesime ilişkin haberleri sıkça duymaya başlarız…
Merdiven altı üretimler de sahneye çıkar.
Baklavalar, şekerlemeler…
Virüs yuvası…
Trafik canavarı olmazsa olmazımız…
Hele bayram günleri de geldiyse.
Virüsler dört bir yanda…
Yaşam ise her türlü zorluğa rağmen güzel…
Dikkatli olmak gerek.