İklim krizi artık geleceğin kıyamet senaryosu değil bugünün gerçekliği... Bu üzücü tablo ne yazık ki artık normalimiz olacak gibi gözüküyor. Kışın ortasında bile su seviyesi 1.08 oranında, barajlar bomboş ve yağış çok az. Bu yaz da Ankaralılar çok zorlanmıştı susuzluktan dolayı şimdi artık şu gerçekle ne yazık ki yüzleşmemiz gerekiyor: Su kesintileri sıklaşacak ve hayatımızın bir parçası olacak. Burada suyu kullanma şeklimiz ve suyu kullanma oranımız hayati önem taşıyor. Bazı kurallarla kuraklıkta su idaresini arttırma yollarından bahsedeceğim bugün sizlere.

3-7-5 kuralı: Elimizi yıkarken 3 saniye ıslatma, sonrasında 7 saniye el yıkama sırasında suyu kapatma ve durulama için 5 saniye suyu tekrar açma yöntemi.

Arızalı-sızıntı olan yerleri onarma: Suyun önemli bir oranı bu tip sızıntılar yüzünden boşa akıyor, önemsemediğiniz birkaç damla bile aslında birike birike kovalarca suyun ziyan edilmesine yol açıyor. Buna ek olarak duş süreleri kısaltılmalı.

Elde bulaşık yıkamayın! 1-2 parça bir şey ne olacak diye düşünüyorsanız lütfen bu düşüncenizden vazgeçin çünkü elde bir iki bardak yıkadığınız su ile bulaşık makinesi tüm bulaşığı yıkıyor. Genel olarak bulaşık makinesini yaygın kullanıyoruz ancak tek tük diyerek elde yıkadığımız bulaşık gerçekten büyük bir su israfına yol açıyor. Bu makineleri de tam dolmadan çalıştırmayın. Su kesintisinde evet koku yapıyor diye hemen yıkamak istiyoruz ancak bu bizde bir alışkanlık haline gelmeli, kısıtlı su ile yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. İnanın bir damla su bile önemli olacak.

Bunun haricinde bireye düşen görev sadece tasarruftan ve israftan kaçınmaktan ibaret ancak asıl iklim planları ve politikaları devlet tarafından üretilir ve asıl büyük etki eden kararları almak devletin görevidir. Modern tarım ile suyu en yüksek verim ile kullanmak, altyapılar ile bu sistemleri desteklemek, atık suyu en iyi şekilde değerlendirmek devletin görevidir ve burada kamuoyu sadece ekolojik hassasiyet beklentilerini duyurmakla yükümlüdür. Bu hassasiyetin toplumda bir bilinç olması çok önemli çünkü Türkiye çölleşiyor. Dünyanın her yanında iklim planlarına odaklanan siyasi partiler parlamentolarda kazanan partiler oluyor ve bunun sebebi aşikar: Odada bir fil var, görüp görmemek bizlerin elinde.Unutmayalım ki su yoksa hayat yok. Kriz anlarında kesintilerle zaten tasarruf etmek zorundayız ancak önemli olan su geldikten sonraki alışkanlıklarımız nasıl bunu yönetebilmek. Özellikle yaşlıları bu konuda uyarmamız ve anlatmamız gerek. Her şeyi ne çok halktan bekliyorsunuz demeyin, en ufak bir krizde ilk etkilenen kimse o en bilinçli olmak zorunda değil mi?