Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Başkanı Mehmet Yılmaz, ithalat yapan ülkeler için altın fiyatlarının yükselmesinin ekonomiye olumsuz etkilerinin olduğunu belirterek, “bizim gibi ülkeler için bu durum çok önemli. İstatistiki bir gerçeğe baktık: 2025 yılı verilerine göre, altının onsu her 100 dolar arttığında, Türkiye'nin cari dengesine yaklaşık 400 milyon dolar negatif maliyeti oluyor. Biz ithalatçı bir ülkeyiz” değerlendirmesi yaptı.

Bir grup gazeteciyle bir araya gelen Yılmaz, madencilik sektörünün 2025 yılına ilişkin değerlendirmesini yaptı. Altın fiyatları üzerinde jeopolitik hareketlerin etkisinin büyük olduğunu kaydeden Yılmaz, “Ancak asıl büyük etkenlerden biri Amerika'nın ekonomisi ve dünya kamuoyundaki algısının çok kötü olmasıdır. Amerika artık politikası ve istikrarı belli olan bir ülke olmaktan çıktı” ifadelerini kullandı.

REZERV ARTIYOR, ÜRETİM DÜŞÜYOR

Türkiye’nin altın rezervlerinin artmasına ilişkin bir soruya da Yılmaz, “Rezervler artıyor ama üretimimiz düşüyor. Bakın, 2025 sonu itibarıyla toplam altın üretimimiz 28.4 tona geriledi. Bu rakam sektör hedefimizin neredeyse yarısı ve son beş yılın en düşüğü. Biz 28 ton üretirken, sadece Darphane 2025 yılında 49.7 ton ziynet ve sikke altın bastı. Yani devletin bastığı "çeyrek altın" için bile kendi üretimimiz yetmiyor, ithalata veya hurdaya mahkumuz. 2025'te toplam 126,3 ton altın ithal ettik. Üretmeyince dışarıdan alıyorsunuz, döviz harcıyorsunuz” tespitlerini dile getirdi.

ABD’nin Venezuela başkanına yönelik operasyonu ve sonrasında Venezuela altın ve petrol rezervlerini kontrolüne almasının dünya genelinde altın fiyatlarını etkileyip etkilemeyeceğine yönelik bir soruya da Mehmet Yılmaz, altın güvenli liman olduğu için tam tersine gerginliğin artığını vurguladı.

Altın Konseyi verilerine göre yatırım amaçlı altın talebinin mücevheri geçtiği söylentilerinin de ‘bir balon mu’ olduğu yönündeki bir soruya da Yılmaz, “Bu endişe kaynaklı. ‘yastık altı’ meselesi... Merkez Bankası rezervleri açısından bakıldığında, TCMB son 10 yılda dünyanın en büyük resmi altın alıcılarından biri oldu. Şu an rezervlerde 121 milyar dolar karşılığı altın var. Ancak vatandaş da endişeyle altına yöneliyor. Yastık altı altının ekonomiye girmesini isteriz ama vatandaş fiziksel altını güvenli görüyor” yorumunda bulundu.

Kota nedeniyle artan kaçakçılığı önlemeye yönelik “barkod uygulaması mümkün mü?” sorusunu da yanıtlayan Yılmaz, “Dünya Altın Konseyi'nin ‘Sorumlu Altın Projesi’ (Responsible Gold) var. Bu sistemle üretimden tüketime takip mümkün. Ayrıca 2025'te Maden Kanunu'nda yapılan güncellemelerle çevresel yükümlülükler ve kapatma disiplini güçlendirildi” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2026 02 18 At 19.36.19

Yılmaz yöneltilen sorular ve cevapları şöyle oldu:

İHRACAT RAKAMLARI, REHABİLİTASYON VE DEVLET POLİTİKALARI

  • Maden kapatmaları ve rehabilitasyon Türkiye'de asıl sorun gibi görünüyor.

Rehabilitasyon konusunda "TÜRMES" projemizle şeffaflık sağlıyoruz. Ayrıca yeni yasal düzenlemelerle rehabilitasyon finansmanı garanti altına alındı. İşletme devam ederken rehabilitasyon yapıyoruz; Uşak'taki madenimizde 11 yıldır döküm yapılan sahaları yeşillendirdik.

  • Altın dışındaki diğer sektörlerde, örneğin krom ve doğal taşta durum nedir?

İhracat rakamlarımız fena değil ama pazar değişiyor. 2025 yılında madencilik ihracatımız %3,4 artışla 6,2 milyar dolara ulaştı. Doğal taşta 2 milyar doları, metalik cevherlerde 2,3 milyar doları yakaladık. Ancak Kromda Çin pazarında ciddi bir daralma var; ihracatımız 520 milyon dolar seviyesinde. Çin'deki gayrimenkul krizi bizi vurdu, ama bu açığı İspanya ve ABD pazarlarıyla kapatmaya çalışıyoruz; İspanya'ya ihracatımız %19 arttı.

  • Nadir toprak elementlerinde (Eskişehir-Beylikova) nasıl bir yol haritası var?

Enerji Bakanlığımız "Türkiye Kritik ve Stratejik Mineraller Raporu"nu yayınladı ve 37 minerali kritik olarak belirledi. Nadir toprak elementlerinde en büyük sorun Çin'in elindeki teknolojidir. Bu teknolojiyi transfer etmek zorundayız. Örneğin, nükleer alanda Kanadalı ve Koreli firmalarla teknoloji transferi şartıyla görüşmeler yapıldığını biliyoruz.

  • Kömür madenlerinde durum ne? TTK’da üretimin durdurulduğu söyleniyor.

Türkiye yıllık 100 milyon tonu aşan üretimiyle dünyada 11. sırada. Ancak hala net ithalatçıyız; yılda 40 milyon ton kömür ithal ediyoruz ve bunun ekonomiye maliyeti 5,8 milyar doları aşıyor. TTK’daki durdurma kararları iş güvenliği ve müfettiş raporları kaynaklıdır.

  • İliç örneği gibi, neden bu altın madenlerini devlet kendisi çıkarmıyor?

Devlet aslında strateji değiştirdi. 2025'te "Devletten Devlete" (G2G) anlaşmalarla yurt dışına açıldık. Nijer, Sudan, Somali ve Özbekistan ile anlaşmalar imzalandı. MTA, Özbekistan'da gümüş ve tungsten arıyor, Nijer'de altın üretimine geçiyor. Yani devlet riski bölüşerek uluslararası alanda oyuncu oluyor. Ama içerideki mevcut madenleri devletin işletmesi, risk sermayesi ve verimlilik açısından özel sektör kadar feasible (yapılabilir) değildir. Devletin denetleyici ve düzenleyici olması daha doğrudur.

  • Vergiler ve devlet hakkı ne durumda?

2025 yılı devlet hakkı oranımız %19 civarında gerçekleşti. Üzerine %25 kurumlar vergisi eklenince, madenci üzerindeki yük oldukça ağır.

GÜVENLİ MADENCİLİK FORUMU VE KANADA İLİŞKİLERİ

  • Güvenli Madencilik Forumu'ndan bahsetmiştiniz, onu biraz açar mısınız?

Sektörde bir ilki gerçekleştirdik. Dünyadaki "Mining Safety Round Table" modelini Türkiye'ye taşıyarak Güvenli Madencilik Forumu (GMF) kurduk. Bu forum, Türkiye'nin önde gelen 16 madencilik şirketini kapsıyor. Bu şirketler, sektördeki toplam 150.000 çalışanın yaklaşık 20.000'ini (%13,3) temsil ediyor. Forumun ilk saha toplantısını daha yeni, 11-12 Şubat 2026 tarihlerinde Uşak Kışladağ'da yaptık. Amacımız şu: Şirketler, iş kazalarını ve "ramak kala" olaylarını şeffaf bir veri tabanında, anonim olarak paylaşacak. Bu veriler ICMM standartlarına göre raporlanacak. Hedefimiz, bir madende yaşanan riskin diğerinde yaşanmadan önlenmesi. Bu yapı, Türkiye'deki diğer sanayi kollarına da örnek olacak bir modeldir.

  • Çifte vergilendirme ile ilgili mevzuat Kanada için geçerli mi?

Kanada ile henüz Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması yok ama JETCO'yu imzaladık. Ben DEİK Türkiye-Kanada İş Konseyi Başkanıyım. Kanada ile ilişkilerimiz savunma sanayi, madencilik ve eğitim alanında çok gelişti. Özellikle İHA ve SİHA ihracatı ile Kanada pazarında büyüyoruz. Ayrıca Kanada'da düzenlenen PDAC (PIDEC) Madencilik Zirvesi'ne her yıl katılıyoruz, bu sene Mart ayında yine orada olacağız.

  • Savunma sanayi dışında fırsat var mı?

2026 Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programı'nda madencilik, ulaştırma ile birlikte en yüksek payı (%18) alan sektörlerden biri oldu. Bu da devletin sektöre verdiği önemi gösteriyor. Kanada ile madencilik teknolojileri ve finansman konusunda (Maden Borsası'nın da katkısıyla) ciddi işbirlikleri yapacağız. Ben 39 senedir bu sektördeyim. Madenciliğin GSYH içindeki payı düşük (%1 civarı) olduğu için sesimizi duyurmakta zorlanıyoruz ama ihracatımız 6 milyar doları aştı, potansiyelimiz trilyon dolarlar seviyesinde. Tarımdan sonra ikinci stratejik sektör madenciliktir.

MADEN BORSASI İLE İLGİLİ GELİŞMELER

Sektörün finansman ve fiyat şeffaflığını artırmak, yerli ve uluslararası sermayeyi çekmek amacıyla Türkiye’de maden borsası kurulması planlanıyor. Bildiğiniz gibi bu borsanın kurulmasına ilişkin hedefe 12. Kalkınma Planı’nda da yer verilmişti. Bu borsa, özellikle altın, bakır, bor, nadir toprak elementleri gibi stratejik minerallerde fiyat oluşumunun izlenebilir ve referans fiyatlı hale gelmesini hedefleyecek. Türkiye, maden çeşitliliği açısından zengin olmasına rağmen bu potansiyelin finansman ayağı uluslararası piyasalarda yeterince etkin fiyatlanmıyor. Maden borsası ile hem üretici hem yatırımcı açısından öngörülebilir piyasa derinliği ve risk azaltılmış alım-satım imkanı sağlanacak. Borsa temel olarak İstanbul Finans Merkezi (İFM) çatısı altında planlanıyor ve işletim için EPİAŞ (Enerji Piyasaları İşletme A.Ş.) bünyesinden SPK’ye başvuru yapılmış durumda. Onayın (SPK) kısa süre içinde alınması ve 2026 içinde işlemlere başlanması bekleniyor. EPİAŞ daha önce enerji piyasalarında vadeli piyasa altyapısı ile şeffaf fiyat mekanizmaları kurdu. Bu tecrübe, maden borsası altyapısında da önemli bir avantaj sağlayacak.

Muhabir: Cemil Cahit SARAÇOĞLU