AKP Hükümetinin bir çılgın projesinde daha geri vites durumlarını yaşıyoruz… Projenin maliyetinin neye, kime, kaça mal olduğu çok da önemli değil! Yeter ki proje çılgın olsun… Biz yaparız durumları… Ondan sonra da yaptım olmadı kimseye hesap vermek durumunda değiliz…

Söz konusu olan bu kez Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan'ın '14 yıllık hayalim' dediği şehir hastaneleri projesi. Her ne kadar hayalleri süslese de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bakanlığının bütçe görüşmelerinde yaptığı açıklama ile Kamu Özel Ortaklığı (KÖO) modeli ile yola çıkılan 10 Şehir Hastanesi'nin genel bütçe ile yapılacağını duyurdu… Yine bir yanlış, yine çöpe atılan bütçe ve yine atıl yatırımlar… Projenin gündeme gelişi ile rafa kaldırılışı arasında hepi topu geçen zamana bir bakın… Neye göre, kime göre düşünüldü? Göz göre göre İngiltere'de sağlık sistemini çökerten, Kanada'nın vazgeçtiği bu sistem bize niye bu kadar cazip geldi? Şimdi niye vazgeçiyoruz bu çılgınlıktan? Neyimize güvendik de böyle bir çılgınlık yaptık belli değil…

Bu noktada Şehir Hastaneleri ile ilgili altını çizmemiz gereken diğer bir husus da Erdoğan'ın proje yapma konusundaki iddialı sözleri… Sayın Erdoğan'ın bir TV kanalında yaptığı konuşma aynen şöyle;

'Kılıçdaroğlu ne anlar projeden? SSK Genel Müdürlüğü yaptığında hastanelerin durumu neydi? Sen böyle bir insansan neden genel müdür olduğunda doğru dürüst hastane ortaya koymadın? Bunlar proje insanı değil. Bunlar projeden anlamaz. Proje bizim işimiz. Avrupalı buraya gelsin. Tek derdimiz kalite sahibi doktorlarımızı arttırmak. Onları artırdığımızda bu hastanelerin müşterisi inşallah çok daha artacak. Şu an bile vatandaşlarımız buraya geldiğinde o kadar mutlu oluyor ki. Gidiyorum, gözleri doluyor. 'Ey Tayyibim diyor, sen bu hastaneleri yaptın. Ben ne davarımı ne ineğimi sattım... Buraya para ödemeden yattım' diyor. Biz gelmeden önce MR mı vardı, tomografi mi vardı? Geldiğimizde birkaç tane kırık dökük ambulans vardı. Eskiden köpeklerin çektiği ambulans ile götürülürdü. Şimdi paletli ambulanslarla bu işi yapıyoruz… 5000 ambulansı sağlık örgütümüze dahil ettik. Yapıyoruz ve yapacağız. Mutluluk bu, huzur bu.'

Gördük mutluluğu, huzuru…

İlginçtir ki; şehir hastanelerinin sözleşmelerinin içeriği hala TBMM'de milletvekilleri arasında tartışılıyor… Niye mi? Çünkü sözleşmelerin içeriği sır…

Her ne kadar bazılarına 'hep içinde kalınası' gibi gelse de, söz konusu hastaneler ile sağlık hizmetlerinin nasıl ve ne ölçüde yürüdüğü ortada…

Şimdi, her ne olduysa bir kenara alarak bundan sonrasına bakmak da fayda var… Ancak öncelikle çılgın değil de aklı başında işlere bakmak gerekecek… Yeterince çıldırdık!

Sağlık hizmetinin devlette olmazsa olmayacağının bilincine vararak, KÖO ile sağlıklı sağlık hizmeti verilemeyeceğini kabul ederek ki olmadığını gördük, anladık, itiraf ettik… Daha fazla bu milletin parasını çar çur etmeden…

Hep kendi bildiğimiz değil de milletin sağlığı, eğitimi gibi hassas konularda tüm tarafları dinleyip ona göre adım atmak gerektiğini kabul etmek ile işe başlayabiliriz mesela…