Günümüzde zayıflık idealinin özellikle sosyal medya, moda ve popüler kültür aracılığıyla giderek yaygınlaşması, kilo verme davranışını bazı bireyler için tehlikeli bir takıntıya dönüştürüyor. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Anoreksiya Nervoza’nın yalnızca kilo verme isteğiyle açıklanamayacağını vurgulayarak, hastalığın erken fark edilmemesi halinde yaşamı tehdit eden sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

“ANOREKSİYA CİDDİ BİR HASTALIKTIR”

Anoreksiya Nervoza’nın estetik kaygılarla yapılan diyetlerden çok daha ileri bir durum olduğunun altını çizen Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, şu ifadeleri kullandı: “Anoreksiya Nervoza, beyindeki birtakım aksamalardan kaynaklanan bir zayıflamadır. Basitçe ‘diyet yapıyorum, kilo veriyorum’ denilecek bir tablo değildir. Anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde çoğu zaman psikiyatrik sorunlar yer alır.” Hastaların büyük çoğunluğunun aşırı zayıflıklarına rağmen kendilerini hala kilolu gördüklerini belirten Erkmen, hastalığın en tehlikeli yönlerinden birinin içgörü kaybı olduğunu vurguladı. “Çevredeki herkes durumun ciddiyetini fark ederken, hasta ‘biraz daha zayıflamam lazım’ düşüncesinden vazgeçmeyebilir” dedi.

“ZAYIFLIK ALGISI NORMALLEŞİYOR”

Toplumda “daha zayıf olmalıyım” düşüncesinin neredeyse normal kabul edildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Erkmen, spor salonlarının yaygınlığını da bu algının bir yansıması olarak değerlendirdi: “Bugün küçük şehirlerde bile her mahallede spor salonları var. İnsanlar genellikle ‘kalori yakayım, zayıflayayım’ düşüncesiyle gidiyor. Bu elbette sağlıklı sınırlar içinde sorun değildir. Ancak kilo verme davranışı takıntı haline gelmişse, vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmak gerekir.” Erken müdahalenin önemini vurgulayan Erkmen, “Atalarımızın dediği gibi, ağaç yaşken eğilir. Sorunun başında müdahale etmek, ilerleyen dönemlere kıyasla çok daha kolay ve etkilidir” ifadelerini kullandı.

“CİDDİ SAĞLIK SORUNLARI DOĞURUYOR”

Anoreksiyanın çoğu zaman huzursuz ve çatışmalı aile ortamlarında yetişen bireylerde daha sık görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Erkmen, hastalığın özellikle kadınlarda beden algısıyla ilişkili ciddi psikolojik çatışmalarla ortaya çıkabildiğini söyledi. Bazı hastaların kalça ve göğüs gibi ikincil cinsiyet özelliklerini kaybederek kadınlık yönlerini reddetmeye çalıştıklarını, bazılarının ise “ne kadar zayıf, o kadar iyi” düşüncesine saplandığını belirten Erkmen, şunları kaydetti: “Bu kişiler her kilo verdiklerinde güzel olduklarını düşünürler ama ortada bir güzellik yoktur. Aksine, kusmaya bağlı olarak dişlerin arka yüzleri aşınır, dişler dökülmeye başlar. Yetersiz beslenme nedeniyle saç dökülmesi, cilt sorunları ve organ fonksiyonlarında bozulmalar ortaya çıkar.”

“KALORİ HESABI TAKINTIYA DÖNÜŞÜYOR”

Anoreksiya hastalarının kalori bilgisi konusunda son derece detaylı bilgilere sahip olduklarını ifade eden Prof. Dr. Erkmen, “Bir dilim ekmekte, bir tabak ette kaç kalori olduğunu çok iyi bilirler ve buna göre beslenme davranışlarını kısıtlarlar” dedi. Başlangıçta masum bir diyet gibi görünen sürecin zamanla kusma, ishal yoluyla gıda çıkarma veya aşırı spor yapma gibi sağlıksız yöntemlere dönüştüğünü belirten Erkmen, zayıflama hızının giderek arttığını söyledi. Anoreksiya Nervoza’da kritik eşiklere dikkat çeken Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, özellikle 30 kilonun altına düşen vücut ağırlığının ciddi hayati risk taşıdığını vurguladı: “Otuz kilonun altına düşüldüğünde hastaneye yatırmak gerekir. Zorla besleme yöntemleri dahi gündeme gelebilir. Bu noktada durum artık sadece psikiyatrik değil, aynı zamanda yaşamsal bir krizdir.” Erkmen, bu aşamaya gelen hastaların çoğunun hala kendilerini kilolu hissettiklerini ve kilo vermeye devam etmek istediklerini belirterek, bunun hastalığın ne kadar tehlikeli bir boyuta ulaştığını gösterdiğini söyledi.

TEDAVİDE EN KRİTİK UNSUR: HASTALIĞIN KABUL EDİLMESİ

Tedavi sürecinin hastadan hastaya değiştiğini ifade eden Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Anoreksiya Nervoza’nın yaşam süresini kısaltan bir hastalık olduğunu belirtti. “Belli bir evreden sonra ölüm olmasa bile bağışıklık sistemi çöker ve vücut her türlü hastalığa açık hale gelir” dedi. Tedavide başarıyı belirleyen en önemli faktörlerin erken başvuru ve hastalığın kabul edilmesi olduğunu vurgulayan Erkmen, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir-iki yıldır devam eden bir tabloyla ve hasta tedaviye uyum sağlarsa iyileşme mümkündür. Ancak kişi ilaçlarını kullanmaz, kilo verme davranışlarını sürdürürse süreç ne yazık ki kötüye gider. Anoreksiya, ciddiye alınması gereken ve zamanla yarışılan bir hastalıktır.”

Muhabir: Hatice Gürel