Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Klinik Şefi Prof. Dr. Mehmet Akif Güleç, AA muhabirine, yanlış ayakkabı seçiminin ayak sağlığına verdiği zarar ve doğru ayakkabı seçiminde nelere dikkat edilmesi gerektiğine ilişkin açıklamada bulundu.

Ayakkabı seçiminin önemli olduğunu ve seçim yapılırken dikkatli olunması gerektiğini belirten Güleç, "Ayakkabı seçimi yaparken herhangi bir elbise seçiminden daha fazla dikkat etmemiz lazım. Çünkü uygun olmayan elbise belki kozmetik bir kusur yaratırken uygun olmayan ayakkabı ayak sağlığına ciddi şekilde zarar verir, ayakta kemik çıkıntılarının oluşmasına sebep olur, deformitelere yol açar, tırnak batmalarına neden olur." diye konuştu.

Güleç, günde 5 bin ila 10 bin adım yürüyüş yapanların ayak sağlığına daha fazla önem vermesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Ayakkabı seçiminde en önemli konu ayağa tam uygun olmasıdır. Ne büyük ne küçük olmalıdır. Ayak tabanı şok emici, yerin sert etkisini ortadan kaldıracak yaylandırıcı tarzda olmalıdır. Ayakkabı alırken mağazada yukarı aşağı yürünmesini öneririm. Daha sonra uygun geliyorsa evde de birkaç kilometre yürüyerek denenmelidir. Bu yöntemi çok yararlı buluyorum. Bazı insanların ayaklarının ön tarafı geniştir. Özellikle diyabet hastalarının ve doğumsal olarak ön tarafı geniş olanların bu tip ayakkabıları tercih etmesi gerekir."

Ayağa uygun olmayan ayakkabıların nasırlara da sebep olabileceğine işaret eden Güleç, "Nasırlar baş parmağın iç tarafında, küçük parmağın dış tarafında, parmak sırtlarında ve topukta olabilir. Topuk dikenine yol açabilir. Bazı durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir. Ayrıca bel, kalça ve diz ağrılarına da sebep olabilir. Ayakkabı seçiminde kozmetik kaygılardan ziyade fonksiyonel, ayağın rahat edeceği ayakkabılar seçilmelidir." ifadelerini kullandı.

"Ayakkabılar dönüşümlü giyilmeli"

Prof. Dr. Güleç, ayağa uygun olmayan ayakkabı kadar önemli olan bir diğer hususun da ayakkabının giyilme şekli olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bütün gün ayakta kalıp aynı ayakkabıyı ertesi gün de giymek ayak sağlığı açısından son derece yanlıştır. Ayakkabılar dönüşümlü giyilmelidir. Bu hem ayakkabının ömrünü uzatır hem de ayak sağlığı açısından faydalıdır. Ayakkabı kalıpta dinlendirilmelidir. Çocuklar ve yaşlılar için de durum aynıdır. Haftalarca aynı ayakkabıyı giymeleri doğru olmaz. Çocuklar daha fazla aktivite yapar, daha hareketlidir, bir günde attıkları adım sayısı daha fazladır. Bu nedenle dönüşümlü ayakkabı giydirilmesi büyük yarar sağlar."

Topuklu ayakkabının kozmetik görünüşten başka bir yararı olmadığını, ayak mekaniğini bozduğunu belirten Güleç, eğer topuklu ayakkabı giyilecekse bunun birkaç saatle sınırlandırılması gerektiğini, bütün gün giyildiğinde ayak sağlığının zarar gördüğünü söyledi.

Güleç, evde ayaklar üşümüyorsa terlik giyilmesini de önermediğini, çıplak ayakla durmanın ayakları dinlendirdiğini dile getirerek, terlik giymek isteyenlere uygun ortopedik terlikleri tercih etmelerini önerdi.

Düz tabanlığın da ayakta bulunan yüzlerce rahatsızlıktan birisi olduğuna işaret eden Güleç, ayağı düz taban olanlara hekime danışarak ark takviyeli ayakkabılar giymeleri tavsiyesinde bulundu.

Bugünün en önemli sorunlarından birinin obezite ve diyabet olduğunu, Türkiye'de diyabet görülme oranının yüzde 16 olduğunu aktaran Güleç, "Diyabet en sık ayağı etkiler. Ayakta yara, enfeksiyon ve ayak kaybına varan rahatsızlıklara yol açabilir. Diyabet hastalarının ayak sağlıklarına dikkat etmesi her şeyden daha önemlidir." şeklinde konuştu.

"Ayaklar vücudun temelidir"

Podolog Ülkü Sütçü de ayakta başlayan bozukluğun tüm vücudu etkilediğini ifade ederek, "Ayaklar vücudun temelidir. Tüm vücut ağırlığımızı taşır ve yürürken dengeyi sağlar. Ayakta başlayan bir bozukluk sadece ayakta kalmaz, dizleri, kalçayı, beli hatta boynumuzu etkileyebilir. Çünkü ayakta oluşan bir basış bozukluğu, vücudun duruşunu değiştirir. Bu da zincirleme olarak üst eklemlerde ağrı ve zorlanmaya yol açar." dedi.

İnsanların en sık yaptığı hatanın ayağına uygun olmayan ayakkabı giymek olduğuna dikkati çeken Sütçü, tırnakların yanlış kesilmesi, ayak ve parmak aralarının nemli bırakılması ile ayak ağrısının önemsiz görülmesinin de önemli sorunlar arasında yer aldığını belirtti.

Bunların yanı sıra nasırların bilinçsizce kesilmesi, ağrıya rağmen uzun süre aynı ayakkabının giyilmeye devam edilmesi ve ayak bakımının ihmal edilmesinin oldukça yaygın olduğunu vurgulayan Sütçü, ayak ağrısının çoğu zaman önemsenmediğini ancak altta yatan sorunun genellikle büyüyerek devam ettiğini ifade etti.

Sütçü, ayağı desteklemeyen, sert tabanlı ya da sivri burunlu ayakkabıların yürüyüş şeklini bozduğunu, bu bozukluğun önce dizlere, ardından bel ve boyun bölgesine yansıdığını kaydetti.

Özellikle uzun süre ayakta kalan kişilerde görülen bel ve diz ağrılarının nedeninin çoğu zaman ayaktan kaynaklandığına vurgu yapan Sütçü, gün boyu ayakta çalışanlar için ayakkabı seçiminin büyük önem taşıdığını ve doğru ayakkabının ağrısız yürüyüş sağladığını söyledi.

Sütçü, ayakkabıların ayağı saran ancak sıkmayan, tabanı çok sert olmayan, iç tabanı destekleyici, erkeklerde 1,5-3 santimetre, kadınlarda 2-4 santimetre ideal topuk yüksekliğine sahip, terletmeyen malzemeden üretilmiş, yuvarlak ya da hafif geniş burunlu olması gerektiğini dile getirdi.

Yanlış ayakkabı tercihinin nasır, tırnak batması, topuk dikeni, topuk çatlağı, plantar fasiit, parmak deformiteleri, ayak tabanı ağrıları ve ayak bileği burkulmaları gibi pek çok soruna yol açabileceğini anlatan Sütçü, bu problemlerin zamanla kronik hale gelebileceğinin altını çizdi.

Sütçü, yeni ayakkabı alırken akşam saatlerinin tercih edilmesini ve her iki ayağın da mutlaka denenerek ayakkabının alınmasını önerdi.

Gün sonunda ayakların dinlendirilmesinin önemine dikkati çeken Sütçü, mümkünse ayakların bir süre kalp hizasının üzerinde tutulmasını, uzun süre ayakta kalındığında ayak egzersizleri yapılmasını tavsiye etti.

Sütçü ayrıca gün sonunda ayakların ılık suyla yıkanmasını, özellikle parmak aralarının iyice kurulanmasını, ayaklarda kuruluk ve topuklarda çatlak olması durumunda nemlendirici ürünler kullanılmasını önerdi.

Ayakta sürekli ağrı hissedilmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Sütçü, "Ayak ağrısı normal değildir. 'Herkesin ayağı ağrır.' düşüncesi yanlıştır. Ayak ağrısı, vücudun verdiği bir uyarıdır. Erken dönemde fark edilirse çözümü çok daha kolaydır. Ayaklarınıza iyi bakmak, aslında tüm vücudunuza iyi bakmak demektir." değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA