Yalan söyleme sanatı, bir kişinin gerçeği bilinçli olarak çarpıtma ya da gizleme sürecini ustalıkla yapabilme becerisi olarak ifade edilebilir.
"Sanat" sözcüğü burada ironi içerir çünkü yalan söylemek ahlaki olarak genellikle olumsuz bir bakışla değerlendirilir.
Bazı durumlarda ise yalanın, ikna edici veya yaratıcı bir şekilde yapılması "ustalık" olarak nitelendirilebilir.
Siyaset arenasında da ‘’yalana’’ sıkça başvurulduğu görülür.
Kürsüdeki hatip, yalanları öyle ustaca sıralar ki, dinleyenler, inanmak bir yana çılgınca alkışlarla karşılık verir.
İnsanları etkileme ve yönlendirme amaçlı yalanlar, özellikle seçim dönemlerinde sıkça kullanılır. Kimi zaman da zarar görmemek için yalana başvurulduğu görülmüştür. Gerçeği saptırmak için söylenen yalanlar ise, bazen saplantı boyutuna ulaşır.
Bir de ‘’beyaz yalan’’ vardır.
Hoş görülen, iyilik adına söylenmiş masum bir yalan olarak tanımlanabilir.
“İyilik için söylenen yalan, fitne çıkaran doğrudan hayırlıdır” diyor Şeyh Sadi-i Şirazî.
Tabii, onun dozunu da iyi ayarlamak lazım.
Kaş yapayım derken, göz çıkarmak da var hesapta.