Dostlarım;

Adalet insanlığın gelişimiyle birlikte yerleşik ve uygulanabilir hale gelen bir özel sistemdir.

İlk çağlarda kolu güçlü olanın uyguladığı sistem egemen iken, insanlığın gelişimiyle (ticaret) birlikte yazılı yasalar, insan hakları ve evrensel hukuk ilkeleri ortaya çıktı.

Gelenekler, töreler ve kabile kuralları üzerinden Babil Kralı Hamurabi’nin hazırladığı “Hammurabi Kanunları" uygalanmaya başlandı.

Hamurabi Kanunları çok basitti. Suç ve cezalar yazılı hale getirildi. Bir devlet otoritesi kuruldu ve sonucunda “karşılıklıkılk hukuk uygulandı. Yani kavgada kolu kırılan biri haklıysa kıranın kolu devlet eliyle kırıldı. Hatta gözü bile çıkarıldı.

Antik filozoflar Sokrates, Platon ve Aristoteles’in adalet anlayışı ise Hamurabi Kanunlarını geliştirip; adalete “Erdem, Eşitlik, Toplumsal düzen” kavramını eklediler.

Toplumsal gelişimin kaçınılmaz sonucu olarak Romalılarda adalet “Mülkiyet, Sözleşme, Vatandaşlık hakları gibi alanlarda geliştirildi…

Hatta bir televizyon programında izlemiştim. Ege’deki bir antik kentte ortaya çıkarılan yazıtlarda ilk sözleşmenin “Kira” ile ilgili olduğunu öğrendiğimde şaşırmıştım.

Devamı için tıklayınız.