Önceki yazımızda Ukrayna çatışmasının dünyanın siyasi ve ekonomik yapısı üzerinde yaratacağı muhtemel etkiler üzerinde durmuş; ABD'nin ekonomik üstünlüğünü koruyabilmesi için Atlantik ve Pasifik'teki askeri gücünü artırmak zorunda olduğunu söylemiştik...

Rusya'ya karşı uygulanan ve tarihte benzeri az görülmüş olan yaptırımlar bu planların bir parçasıdır...

Bu planların hayata geçirilmesinin koşulu ise Rusya'nın Ukrayna müdahalesi sonrasında oluşmuş olan düşmanlık ortamının devam etmesidir.

***

Son günlerde Ukrayna ile Rusya arasında yapılan görüşmeleri barış umutlarını canlandırsa da, sözünü ettiğimiz tablo dikkate alındığında ABD'nin iki ülke arasında uzlaşmaya izin vermeyeceği, 'kazara' (!) böyle bir uzlaşma olsa bile bunun kalıcı hale gelmesini bir şekilde engelleyeceği açıktır...

Ancak, ABD'nin niyeti ne olursa olsun dünyanın koşulları bu planların gerçekleşmesinin önüne bir çok engel çıkarmaktadır...

Nitekim, kriz uzadıkça ABD, NATO blokunu bile 'hizada' tutmakta zorlanmaktadır.

***

Olaya askeri açıdan bakıldığında, Rusya'ya karşı Batı blokunda sergilenen bütünleşme tablosuna karşın yapıdaki çatlakların her geçen gün biraz daha büyüdüğü görülmektedir...

NATO'nun Ukrayna hava sahasını Rus uçaklarına kapatma kararı alamaması ve Ukrayna'yı askeri alanda yalnız bırakması bu çatlakların bir sonucudur... NATO Liderler Zirvesi'ne internet ortamından katılan Zelenski, NATO ülkeleri arasında görüş birliği olmaması nedeniyle yardım taleplerinin cevapsız kalması üzerine 'Bu kadar insanımızı kaybetmeyelim diye sizden uçak istedik. Sizin binlerce savaş uçağınız var. Fakat bir uçak bile vermediniz. Şehirlerimizi korumak için tank istedik. Sizin en az 20 bin tankınız var. Bunların sadece yüzde birini istiyoruz. Ya verin ya da satın. Fakat buna da net yanıt duymadık. Yardım taleplerine net yanıt verilmemesi savaş sırasında en korkunç şeydir.' sözleriyle tepki göstermiştir...

Macaristan, Polonya, Çekya ve Slovakya tarafından oluşturulan Vişegrad Grubu'nun(V4) Savunma Bakanlarının geçtiğimiz günlerde yapmayı planladığı toplantı da söz konusu ülkelerin Ukrayna konusunda ortak bir politika üzerinde uzlaşamamaları nedeniyle iptal edilmiş, Çekya Savunma Bakanı Jana Cernochova, toplantının ertelenme nedeni sorulduğunda 'Macar siyasetçiler için, ucuz Rus petrolü, Ukraynalıların kanından daha değerli' ifadesini kullanmıştır.

***

Bu ifade, ekonomik çelişkilerin askeri planları nasıl aksattığını açıkça ortaya koymaktadır...

Önceki yazımızda Fransız şirketleri Rusya pazarını terk etmek istemediğini, Total gibi önemli bir petrol şirketinin Rusya ile ticaret yapmaya devam edeceğini, Almanya'nın da Rusya'dan aldığı doğalgazdan kısa zamanda vazgeçemeyeceğini söylemiştik...

Ama en önemli çatlak, NATO'nun güneydoğu kanadının vazgeçilmez parçası olan Türkiye'nin takındığı tavırla ortaya çıkmıştır.

***

Türkiye'nin krizin başından beri Batılı ülkelerin tüm baskılarına karşın ekonomik yaptırımlara katılmama kararı alması ve Montrö Anlaşmasının uygulanacağını açıklaması Batı cephesinin 'yarılmasında' önemli bir rol oynamıştır...

Bu tavır, ABD'nin çatışmayı körüklemek için elinden geleni yaptığı koşullarda Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna arasında arabuluculuk rolüne soyunmasıyla daha da netleşmiştir...

Gerçi Türkiye zaman zaman Kırım konusunda Rusya'yı suçlamakta ve NATO'yu Rusya karşısında net bir tavır almamakla eleştirerek 'şahince' ifadeler kullanmaktadır... Ama bu ifadeler ABD ve İngiltere'yi tatmin etmemektedir.

***

Türkiye'nin Ukrayna krizi sırasında izlediği 'tarafsız' politikaların yarattığı 'kızgınlık' her ne kadar ABD tarafından açıkça dile getirilmemiş olsa da, NATO'nun 'sivri dilli' ortağı İngiltere'nin önde gelen dergilerinden The Economist bu duyguları geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir makalede dışarı vurmuştur...

Batı blokunun Putin ve Rusya'ya karşı duruşunu 'demokrasi ittifakı' olarak nitelendiren dergi, jeopolitiğin tam olarak Amerika'nın istediği gibi işlemediğini söyledikten sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ekonomik olarak Putin'e 'hayat kurtaran' öneriler sunmakla suçlamıştır...

Bu suçlamanın görünürdeki nedeni, Erdoğan'ın Türkiye ile Rusya arasındaki ticaretin ruble veya altın kullanılarak yapılmasını önermiş olmasıdır.

(Devam edecek)